Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 19 Ağustos 2017

Üste git

Üste

Türk Ordusu ne zaman kuruldu?

Türk Ordusu ne zaman kuruldu?

Bugün Türk Kara Kuvvetlerinin 2226’ıncı kuruluş yıl dönümü kutlanıyor. Başlamadan önce neden bu tarihte kutlandığını açıklayalım. Mete Han’ın, Büyük Hun Konfederasyonu’nun başına geçtiği 28 Haziran M.Ö. 209 tarihi esas alınarak kuruluş tarihi saptanmıştır. Bizim itirazımız ordumuzun tarihsel kökleri değil, kuruluş tarihinin saptanma yöntemi. Elbette devlet kuruculuğu ve büyük ordular toplama birikimi bugün bizlere kadar sirayet etmiş büyük bir mirastır ancak Türk Kara Kuvvetleri’nin kuruluş tarihi dediğimiz de bu birikimi değil, bir sürekliliği ifade eder. Dünyada tarihi iki yüzyılı aşkın bir ordu yoktur. Şimdi bunun sebeplerini yani bizim, Kara Kuvvetlerinin kuruluş tarihini nasıl saptadığımızı açıklayacağız.

Mete Han’ın Büyük Hun Konfederasyonu bir devlet değildi. Ne yazık ki ilk ve orta öğretimde Büyük Hun İmparatorluğu olarak geçiyor. Kara Kuvvetleri internet sitesi de aynı şekilde almış ama imparatorluğu geçelim henüz ortada bir devlet dahi yoktu. Konfederasyonun başındaki boy kabileler arası yağmayı kuvvetle kesip, savaşı dışarı taşıyor; otlakların paylaşımını yapıyordu. Henüz ortada gelişmiş mülkiyet ilişkileri olmadığı için hukuktan da söz edemiyoruz. Hukukun öncülü yazılı olmayan töre vardı. Devletin üç alameti vardır; mülkiyet, hukuk, ordu. Mülkiyet olmadan devlet olmaz. Devlet olmadan da hukuk ve ordu olmaz.

Yazımızın konusu olan tarihsel hatanın sebebi ordunun tanımı. Hepimiz Mete Han’ın büyük ‘ordularla’ Çin üzerine seferler düzenlediğini biliyoruz. Bunlara ordu denmesinin nedeni eline silah almış kısmen disiplinli bir insan grubu oluşturması. Ordu için bu durum kesinlikle yeterli değil. Ordu her şeyden önce halktan ayrılmışsa ordudur. Topluluğun içinde eli silah tutan herkesin asker olduğu yerde ordudan bahsedemeyiz. Disiplini ve harp konusundaki birikiminden dolayı bunlar orduların öncülleridir. Barış zamanı çiftçilik ya da hayvancılık yapan kadın ya da erkekler savaş zamanı (yağma zamanı) asker olurlar. Toplum tarıma ve ticarete yöneldikçe askerlik daha dar bir zümre tarafından icra edilen bir mesleğe dönüşmüştür.

Aynı dönemde Roma ve Çin’e özgü olan gelişmiş meta toplumu içinde de ordular kurulmuştur. Ordunun tek işlevi dışarıya karşı devleti savunmak değil aynı zamanda içeride egemen sınıfın çıkarlarını korumaktır. Çelişkilerin son derece keskin olduğu Roma ve Çin’de bu yüzden ordu olmazsa devlet dağılırdı. Bunun yanında o koşullarda herkes askerlik yapamaz. Meta ekonomisinin, üretimin, mülkiyetin geliştiği toplumlarda meslekler ortaya çıkar. Tüccarlar, çiftçiler, zanaatkarlar gibi meslek sahiplerinin de orduya ihtiyacı vardır. Eğer içte ve dışta istikrar bozulursa ticaret zarar görür veya yapılamayacak hale gelir.

Türklerde ilk orduları feodalizme sıçramayı ilk yapan Hazar Devleti ve Karahanlı Devleti’nde görmemiz tesadüf değil zorunluluktur. Ve yine Göktanrı inancının yerini İslam’ın ve Museviliğin alması da tesadüf değildir. Bu iki devletten sonra Selçuklularda ve Osmanlılarda büyük devletler, imparatorluklar inşa ettiğini ve büyük ordular kurduklarını biliyoruz. İlginçtir Osmanoğulları henüz Batı Anadolu da bir kabileyken eli silah tutan erkekler savaşa çağırılıyordu. Bunlara gazi denirdi, Yaya ve Müsellemlerden oluşan ordu kurulana kadar düzensiz birliklerle beylik idare edildi. Ordu Orhan Bey zamanında kuruldu. Ordu teşkilatını detaylıca incelemeyeceğiz ancak önemli birkaç noktayı atlamamamız lazım. Bugün ki ordu ile Osmanlı’nın 1840’lara kadar ki ordu teşkilatının hiçbir ilgisi yoktur. Yeniçeriler gönüllü erler değil, çocukluğunda zorla alınıp daha sonra devlet tarafından yetiştirilen paralı askerlerdir. Yeniçeriler tıpkı kendinden öncekiler gibi savaş ganimeti için savaşırlar.

Bizim itirazımız 2226 yıllık kopuşların atlanması ve sürekli birbirini besleyen bir ordu teşkilatı varmış gibi davranılmasınadır. Mehmetçik ve Mehmetçiğin komutanı ile onlardan önce gelen ordu teşkilatları arasında benzerlik yok denecek kadar azdır. Devletin biçimi, savaşın biçimi ve amacı kısaca her şey değişmiştir. O halde bunlardan tek bir ordu gibi bahsetmekte tarihi çarpıtmaktır.

Esas olan Mehmetçiğin ve Mehmetçiğin komutanının nasıl, neden ve hangi koşullarda ortaya çıktığıdır. Kara kuvvetlerinin yani ordunun kuruluş tarihi ancak böyle saptanabilir. Tanzimat sonrası askerlik zorunlu hale getirildi. Her Osmanlı vatandaşının Müslüman veya gayrimüslim olmasına bakılmadan askere alınması kararlaştırıldıysa gayrimüslimlerin çıkarttığı zorluklar nedeniyle uygulanamadı. 1863 yılında Harbiye Nezaretinin kurulması ve askerlik için özel bir kıyafet belirlenmesi de modern orduya doğru atılan önemli adımlardandır. Subay ve kurmay yetiştirecek okulların açılmasıyla birlikte çöken Osmanlı’yı kurtaracak ve yeni bir devlet kuracak bir kuşak ortaya çıktı.

Vatan savunması için kurulan yeni ordunun Birinci Dünya Savaşına kadar iki büyük icraatı oldu. İlki “Hürriyet, Uhuvved, Musavvat” sloganıyla ilan edilen İkinci Meşrutiyet’tir (Hürriyet Devrimi). Diğeri de Balkan Harbi sonrası orduyu modernize edip gençleştirmesi. Bu modernizasyon sayesinde Türkiye 1914’ten 1922’ye kadar savaştı. 1920 yılında kurduğu yeni cumhuriyetle orduyu altı tane generalin komutasında baştan inşa etti. Sakarya Savaşı öncesi büyük bir ideolojik eğitime tabii tutulan ordu aylarca savaşılsa da yarılmaz denen Yunan cephesini altı günde darmaduman etti ve vatan savunmasında ilk büyük zaferini kazandı.

Yazının başını okuduktan sonra kafalar karışabilir. Bizde “Her Türk asker doğar” diyoruz. Eli silah tutan her yurttaşımız askerlik yapıyor. Buradan hareketle bütün toplumun asker olduğu sonucu çıkmaz elbette. Türk ordusu bir halk ordusudur. Bütün milletin asker ya da subay olarak katıldığı bir ordu. Biz askerliği vatani görev olarak yapıyoruz. Yağmayla, savaş ganimetiyle bir işimiz yok. Tek bir amaç var vatan savunması.

Türk Ordusunun kuruluş yılını net bir tarihle belirlemedik ama stratejisini oldukça net bir biçimde belirliyoruz: Türk Devrimini yani kimsesizlerin kimsesi olan Cumhuriyeti korumak, yani Türk Milletini ve Türkiye Cumhuriyetini korumak yani vatanını her türlü iç ve dış tehdit karşısında savunmak. Ordunun stratejisi ile kuruluşu doğrudan bağlantılıdır ama esas olan stratejidir. Bu yüzden başlıktaki soruya ordunun temel stratejisi üzerinden cevap veriyoruz.

Türk Ordusu bağrında Mahmut Şevket Paşaları, Enver Paşaları, Fevzi Çakmakları, İsmet İnönüleri, Mustafa Kemalleri yetiştirmiştir. Aynı geleneği bugün temsil edenler Eşref Bitlisler, İ. Hakkı Karadayılar, Hüseyin Kıvrıkoğlu Paşalar, Işık Koşanerlerdir. Daha saymadığımız onlarca komutanımız mevcuttur. Komutanlarımızın yanında binlerce Mehmetçik vatanımızı yaşatmak uğruna can vermiştir. Türk subayını komutan yapan Mehmetçiktir. Subayımız, Mehmetçiğin komutanı olduğu için büyük komutan olur. Yukarıda saydığımız komutanları büyük komutan yapan, hareket ordusu içinde savaşan erler, Sakarya’dan düşmanı 14 günde İzmir’e kovalayan Mehmetçiktir.

Yüz Elli yıllık devrim tarihimizle vatan savunmamız iç içe geçmiş olduğu için Türk ordusu, Türk Devrim tarihinin ürünüdür. Nerede bir devrimci atılım varsa orada Türk ordusu vardır. Kut’ta, Çanakkale’de, Sakarya’da büyük zaferler kazandı. Zamanı gelince halkıyla birleşip 24 Temmuzları, 27 Mayısları gerçekleştirdi, 15 Temmuzların da önüne geçti. Bugün de vatan savaşı mevziinde ABD’nin kara kuvvetleriyle savaşıyor. Bu nedenle Türk Devrim tarihi eşittir Türk ordusunun tarihidir. Diğer yaklaşımlar ordumuzun tarihi ile devrim tarihimize set çekmektedir.

Mert Gezici

İnciraltı Tarih Cemiyeti Sekreteri

Sonraki Yazı

This is the most recent story.