Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 17 Ekim 2017

Üste git

Üste

Yorum Yok

TÜRK LİRASINI KORUMA TEŞEBBÜRLERİNİN TARİHİ GELİŞİMİ

TÜRK LİRASINI KORUMA TEŞEBBÜRLERİNİN TARİHİ GELİŞİMİ

Son dönemde doların yükselişi ve buna paralel olarak Türk Lirasının değer kaybı piyasaların gündeminde. Son iki ayda Dolara karşı en hızlı değer kaybı yaşayan iki para biriminden birisi Meksika Pezosu birisi de Türk Lirası. Bu durum ekonomide büyük sorunlara yol açıyor. Türk Lirasının değer kaybetmesi firmaların borç oranlarını arttığı gibi devletin dış borçlanmasını da ciddi oranda artıyor. Türkiye’de devletin dış borçlanması GSYH’nın( gayrisafi yurtiçi hasıla) neredeyse yüzde 50’sine yaklaştı. Bu durum ülkede ciddi bir yoksullaşmaya sebep olurken, aynı zamanda ekonominin yapısını daha da kırılgan bir hale getiriyor. Durum böyle iken Türk Lirasının değerini korumaya yönelik hamleler zorunlu hale geliyor.

Bu gelişmeler ışığında bu yazıda Türk Lirasının değerini korumaya yönelik hamlelerin tarihsen gelişimini ve son dönemde yapılan müdahaleleri incelemeye çalışacağız.

Türk Lirasını Koruma Kanunu 1930

Türk Lirasının değerinin korunması hakkında yürürlüğe giren 1567 sayılı kanun 25 Şubat 1930 tarihinde,1433 sayılı resmi gazetede yayımlanarak üç yıl süreyle geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Daha sonra çeşitli tarihlerde yayımlanan kanunlarla süresi 25 Şubat 1970 tarihine kadar uzatıldı, en son 11 Şubat 1970 tarihinde yayımlanan 1224 sayılı Kanunla süresiz olarak uzatılmış oldu. Kanun maddelerinin ana çerçevesini ilk madde oluşturur. Buna göre her türlü eşya ve kıymetlerin, ticari senetlerin, borçlanma araçlarının, memleketten ihracı veya memlekete ithalinin düzenleme ve sınırlamaları, Türk Lirasının kıymetinin korunması dolayısı ile kararlar alma Bakanlar Kurulu yetkisindedir.

Türk Lirasının yürürlüğe girdiği 1930 yılı ekonomimizde bir dönüm noktasıydı. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de 1929 büyük krizi nedeni ile ekonomide devletçi, korumacı ve müdahaleci politikalar uygulamaya ağırlık verilmişti. Devletçi ekonominin daha da ağırlık kazanmasında; 1923 – 1929 yılları arasında uygulanan ekonomi politikalarından istenen sonucun alınamaması,1929 büyük krizin dünya genelinde ekonomileri olumsuz etkilemesi, SSCB’de uygulanan planlı ekonomi politikasının başarılı olması, klasik ekonomi politikalarının 1929 krizini çözememesi üzerine devletin ekonomiye müdahale etmesi gerektiğinin netleşmesi gibi faktörler belirleyici oldu. O dönemde yürürlüğe giren Türk Lirasını koruma konunu ekonominin devletçi yönelişine bir kanıttır. Türkiye iktisat tarihine bakıldığında en başarılı ekonomik süreç bu dönemde başlamıştır.

 

24 Ocak 1980 Kararları ve Türk Lirasının Değer Kaybı

 

1980, Türkiye’yi küçük Amerika yapma hayallerinin zirvesini temsil ediyordu. Bu dönemde gerçekleşen Amerikancı darbe aynı zamanda ülkenin ekonomik yapısını da baştanbaşa değiştirerek, küresel serbest piyasa ekonomisine dönüştürdü ve neo-liberal ekonomi politikalarını iktidar yaptı. Uygulanan 24 Ocak kararları ile ekonomi yapısal olarak değiştirilerek devletçi ekonomi politikası terk edildi. Devletin ekonomideki payını küçülten önlemler alındı, KİT‘lerdeki uygulamaya paralel olarak tarım ürünleri destekleme alımları sınırlandırıldı, dış ticaret serbestleştirilerek yabancı sermaye yatırımları teşvik edildi. Bu koşullar altında Türk Lirasını koruma kanunu da yeni yapıya uygun olarak tekrar hazırlandı.

 

Kanunda yapılan yeni değişikliklerden en çapıcı olan maddeler şunlardı;

  • Türk parası ve Türk parasıyla ödemeyi sağlayan belgelerin yurttan ihracı ve yurda ithali tamamen serbesttir.
  • Yurda döviz ithali ve yurttan döviz ihracı serbesttir.
  • İhracat bedellerinin tasarrufu serbesttir. Bakanlık ihtiyaç duyulması

halinde ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin düzenleme yapmaya yetkilidir.

  • İthalat ve transit ticaret işlemlerine ilişkin yurt dışına döviz ve Türk

Lirası transferi bankalarca yapılır.

  • Menkul kıymetlerin ve diğer sermaye piyasası araçlarının yurda girişi ve çıkışı

serbesttir.

 

Bu maddeler çerçevesinde 24 Ocak kararları devletin ekonomideki payını küçülten önlemler alınmış, tarım ürünleri destekleme alımları sınırlandırılmış, dış ticaret serbestleştirilmiş, yabancı sermaye yatırımları teşvik edilmişti, kâr transferlerine kolaylık sağlanacaktı. İthalat kademeli olarak liberalleştiriliyordu. Yabancı sermayeye ilk kez kapılar sonuna kadar açılıyordu. Fiyatlar piyasada oluşan arz-talebe göre belirlenecekti. Türk lirası bu tarihten itibaren değer kaybeden bir seyir izlemeye başladı.

Türk Lirasının Değerini Koruma Girişimleri – Dolar Boz Kampanyası

Günümüze kadar gelinen süreçte uygulanan ekonomi politikaları Türk Lirasının değerini koruyamadı ve doların boyunduruğu altında bıraktı. Türkiye ciddi ekonomik kriz sinyalleri verirken buna karşı ekonomik önlem paketleri ile müdahale edilmeye çalışılıyor.15 Temmuz Amerikancı darbe girişiminden sonra bu kez de darbe ekonomik olarak dolar üzerinden yapılmak isteniyor.

Geçtiğimiz Günlerde Başbakan yıldırım’ın kamunun döviz cinsi alacaklarını Türk lirası üzerinden tahsil ederek döviz talebini azaltmak istediklerini açıkladı. Aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan tüm halka dövizlerini bozdurarak Türk Lirasının değerini korumaya davet etti. Türkiye’nin pek çok şehrinde dolar boz kampanyasına çok sayıda vatandaşın destek verdiği görülürken, ekonomi yönetimi de hızla Türk Lirası’nı özendirici tedbirleri hayata geçiriyor. Kamu ihalelerinde TL zorunluluğu başta olmak üzere önümüzdeki dönemde dolara bir çok koldan satış baskısı oluşacak. 112 milyarı bulan vergi ve sigorta prim borcu yapılandırması sonrası vatandaşın yastık altında ve bankadaki dövizleri bozdurması, varlık barışından gelecek paranın hızla ekonomiye kazandırılması ile piyasada dövizde satış baskısını artırması bekleniyor. Ayrıca Rusya, Çin ve İran ile TL ile ticaretin artırılması, TMSF’nin tahsilâtlarını TL ile yapacak olması, AVM ve ofis kiralarında TL kullanımını özendirilmesi Türk lirasının değerini koruma müdahaleleri kapsamında.

 

 

Sonuç

Türkiye ekonomi tarihine bakıldığında Türk Lirasının değerinin korunması konusunda alınan önlemler aslında ekonomiyi koruma altına alma girişimleridir. 1930 yılından başlayan beş yıllık kalkınma planları ile devletçi politikalar çerçevesinde yürütülen ekonomi politikaları dönemin en olumlu ekonomik verilerini bize sunarken 24 Ocak kararları ile tüm bu çabalar silinip atılmış Türkiye Atlantik cephesinin ekonomik pazarı haline gelmiştir. Şimdi ise Türkiye Atlantik cephesinden geri dönüşü mümkün olmayan bir kopuşun eşiğinde. Ekonomik müdahaleler de buna işaret ediyor. Türk Lirasına karşı alınan önlemler göz önünde bulundurulduğunda önlemler olumlu olmakla birlikte kalıcı sonuçlar elde edebilmek için ekonomide köklü yapısal dönüşümlere ihtiyaç olduğu görülüyor. Türk Lirasının değerini korumak için alınması gereken önlemlere ilişkin 1930 ve 1980 iki önemli tecrübe olarak önümüzde duruyor.

 

NURAY KAYA

İstanbul Üniversitesi İktisat Politikası Yüksek Lisans Öğrencisi

 

Kaynakça :