Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 23 Mayıs 2018

Üste git

Üste

Yorum Yok

TARİHİ KATLETMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

TARİHİ KATLETMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

“Tarih hayal mahsulü olamaz. Biz daima hakikati arayan ve buldukça, bulduğumuza inandıkça ifadeye cüret gösteren insanlarız.”
Mustafa Kemal Atatürk

Tarih hayal ürünü olamaz diyor Atatürk. Evet, hayal ürünü olamaz çünkü tarih bir bilimdir, bilimlerin anasıdır. O yüzden tarih yazdığını veya anlattığını iddia edenler, tarihin bilim olmasını gözetmek, tarihi anlatırken bilimsel yöntemlerin uygulanmasına uymak zorundadırlar. Bu koşullar içerisinde tarih yapan birçok insan vardır ki onlar tarihçi olarak nitelendirilir.

Bir de diğerleri vardır. Bilimsel yöntem şurada dursun, tarihi kendilerince resmi tarihten kurtardığını iddia edip sözüm ona ‘gerçekleri’ gün yüzüne serenler… Bunların tarzı tek tiptir. Aynı özelliklere sahip olup aynı amaca hizmet ederler. Tarihin doğru veya yanlış yapılmasının bir önemi yoktur. Önemli olan amaçları doğrultusunda tarihçilik yapmak, kendi ideolojilerinin tarihsel alt yapılarını hazırlamaktır.

Atatürk düşmanlığı üzerinden yazılan tarih

Özellikle neoliberalizmin yükselişiyle birlikte son 30 yılda rastladığımız bu alternatif tarihçilerin birleştiği yer Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığıdır. Bulundukları siyasi oluşum ne olursa olsun çıkış noktaları Türk devrimlerine saldırlarıdır. Bu saldırılar ilk başta ilgi çekici gelir. Çünkü ülkenin uzun yıllardır sahip çıktığı değerlerine karşı sarfedilen sözler hitap edilen kitlede merak uyandırır. Ardından sempati toplar ve harekete dönüşür. Ardından ortaya karşı devrimci bir grup çıkar ve Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı buradan körüklenir.

Aslında kimlerden bahsediyoruz? Tabii ki Mustafa Armağan, Kadir Mısıroğlu ve daha birçoğu… Bunlar “tarihçilik yapma” adı altında ilk çıktıkları andan itibaren milli tarihimize sürekli saldırdılar, düşmanlık cephesi yarattılar. Onlara göre Atatürk’ün yaptığı ‘her’ hareket yanlış ve milletin aleyhinedir. Cumhuriyet devrimleri ise Türk milletinin başına gelen bütün kötülüklerin anasıdır. Halbuki bu ülkenin başına gelen en büyük kötülük sizsiniz!

Önemli yayın araçlarıyla bu fikirlerini ileten sözde tarihçiler, genelde ya devlet desteğini ya da büyük sermayedarların desteğini arkalarına alarak ilerlerler. Örneğin Mustafa Armağan… Yayıncılık hayatında çeşitli dergilerde çalıştıktan sonra 2012 yılında Albayrak Holding sermayesiyle ve AKP’nin büyük desteğiyle yayın hayatına başlayan Derin Tarih dergisinin genel yayın yönetmenliği koltuğuna oturtuldu. Mustafa Armağan’a yüklenen misyon belliydi; Atatürk ve onun yaptığı devrimlere karşı düşmanlık oluşturup en geniş çevreye yaymak.

İlk sayıdan itibaren karşı devrimci hareketle yalan tezler üretilmiş, Cumhuriyet devrimlerine fütursuzca saldırılmış yani dergi misyonunu istenildiği gibi yerine getirmeye başlamıştı. Aradan 5 sene geçti, dergi ve dolayısıyla Mustafa Armağan haddini aşan tarihsel birçok saldırıya imza attı.

Okuyucu ve takipçilerinde akıl bulanıklığı oluşturarak tarihi katletmekten geri durmayan Armağan, bunun için bütün kanallarını iyi değerlendiriyor. Ünü arttıkça daha fazla yazıp çizen bu sözde tarihçi, önce FETÖ’nün Zaman gazetesinde yazılar yazdı. Ardından Yeni Şafak’a geçerek adının FETÖ ile daha fazla anılmasından kaçtı. Ardından dergiyle aynı ismi taşıyan televizyon programı ile her hafta ekrana gelmeye başladı.

Akıl bulanıklığında son nokta: Kazım Karabekir idam edildi!

Bu kadar çok yayın organı aracılığıyla gün yüzüne getirilen Mustafa Armağan, geçtiğimiz günlerde köşe yazarı olduğu Yeni Şafak’taki bir yazısında akıl bulanıklığı yaratmanın akıl almaz bir örneğini gösterdi. Armağan, Kurtuluş Savaşı kahramanlarından, doğu cephesi komutanı Kazım Karabekir Paşa’nın dini ve Arap harflerini savunduğu için susturulduğunu, hatta bununla yetinmeyip 1925 yılında arkadaşlarıyla birlikte idam sehpasına çıkarıldığını, idamdan kaçmayıp boynunu celladına teslim ettiğini yazmış.* Hiç bilmeyen birisi bu yazıyı okuduğunda Karabekir Paşa’nın 1925 yılında fikirlerini savunmaktan geri çekilmediği için idam edildiğini zanneder. Halbuki hepimiz biliyoruz ki Paşa, bahsedilen yılda bırakın idam sehpasına çıkmayı, yargılandığı davada suçsuz bulunup beraat etmişti. İşte Mustafa Armağan ve bütün sözde tarihçilerin izlediği yol budur; hitap ettiği kitlenin aklını aşağılamak, onları kandırmak, yalanlara boğmak!

Öyle görülüyor ki Mustafa Armağanlar bu göreve kendini fazlasıyla kaptırmış. Cumhuriyet değerlerine saldırdıkça saldırıyorlar, yalan söyledikçe durmayıp devamını getiriyorlar. Hatta bu yalanlara kendileri dahi kanıyorlar, o yalanlar içerisinde yeni yalanlar üretiyorlar.

Atatürk’te birleşmek kaçınılmaz gerçekliktir

Bugün tarih üzerinden Atatürk’e ve Cumhuriyet değerlerimize yapılan saldırılarla ortaya çıkam tek şey bölünmedir. Bu tarz hamleler milleti böler. Ancak bizim şimdi bölünmeye değil birleşmeye, bir olmaya ihtiyacımız var.

Atatürk, Türk milletini birleştirip emperyalizme karşı savaş vermiş bir liderdir. Fakat o öldükten sonra bile görülmüştür ki Türk milleti, gerçekleştirilmeye çalışılan bölücü faaliyetlere karşı her defasında Atatürk’te birleşerek cevap vermiştir. Aynı durum 15 Temmuz Amerikancı FETÖ darbe girişiminde de görüldü. Darbe girişimi bertaraf edilirken Türk milleti kendine parola olarak vatan, bayrak ve Atatürk’ü belirlemişti. Bombalanan Meclis, Atatürk’ün öncülüğünde kurulan ve İstiklal Savaşı veren Gazi Meclis’ti. Cumhurbaşkanı ve Başbakanın, Türk milletini kalkışmaya karşı birleştirmek için kullandığı vurgular hep Atatürk üzerineydi. Yine Yenikapı mitinginde de gördük, kürsüye çıkan Cumhurbaşkanı, Başbakan ve muhalefet liderleri ile Genelkurmay Başkanı, Atatürk’ü örnek gösterdi, onun sözleriyle halkı cesaretlendirip güven verdiler.

Böyle büyük bir liderin üzerinden düşmanlık yaratmaya çalışanlar başarılı olamayacaklardır. Bu psikolojik savaşa alet olanlar yine tarihe iyi baksınlar. Orada Ali Kemaller, İskilipli Atıflar da vardır. Milletin birleşmeye ihtiyacı olduğu dönemde aksi yönde hareket yaratanlara millet cevabı ağır bir şekilde vermiştir, yine verir!

Kaan Arslan
Tgb.gen.tr Genel Yayın Yönetmeni
İnciraltı Tarih Cemiyeti üyesi

Dipnot:
(*) http://m.yenisafak.com/yazarlar/mustafaarmagan/kazim-karabekir-harf-inkilabina-nasil-karsi-cikmisti-2035835

inciraltitarih.com, 07.02.2017