Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 23 Şubat 2018

Üste git

Üste

Yorum Yok

TARİHE KARŞI BİTMEYEN SAVAŞ

TARİHE KARŞI BİTMEYEN SAVAŞ

24 Kasım 2015 günü düşürülen Rus uçağı sonrası olay birçok medya organında tarihsel olarak Osmanlı’nın 1.Dünya Savaşı’na girmesine benzetildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Enver Paşa’ya, Rus uçağın düşürülmesi olayı da Yavuz zırhlısı ile Sivastopol limanının 29 Ekim 1914’te bombalanması olayına. Bu olayla Osmanlı 1.Dünya Savaşı’na girmiş oluyordu, Türkiye de Rus uçağının düşürülmesi ile de sözüm ona 3.Dünya Savaşı’na resmen girmiş oluyor.

Halbuki ne Erdoğan Enver Paşa’ya ne de Osmanlı’nın büyük harbe girmesi Rus uçağının düşürülmesiyle benzetilebilir. Erdoğan-Enver Paşa benzetmesine daha önce bir cevap yazısı yazmıştık. Ancak şu da net bir şekilde anlaşılmalıdır ki aralarında 101 sene olan bu iki olay da karşılaştırılamaz. Sivastopol limanının bombalanması, Osmanlı’nın savaşa girişinin ilanıydı. Bu son olay ise bir savaş durumunu kesinlikle yaratacak bir olay değildir. Hatta taraflar gerginliğin sona ermesi adına da birçok açıklama gerçekleştirdiler.

Tabii bu benzetmenin yapılmasının altında da Türkiye’nin devrimci birikimine saldırıların yattığını görmemek imkansız. Milli Mücadele sonucu kazandığımız bağımsızlığımızı arasız devrimlerle taçlandırdığımız süreci doğuran birikim de aslında Jön Türk devrimleridir. En nihayetinde de İttihat ve Terakki’dir. Bu saldırıların asıl hedefi de onlar ve verdikleri mücadeledir.

Aslında bu saldırılar yeni başlamadı. Özellikle son 2 senedir İttihat ve Terakki Cemiyeti ile onun önderlerine yoğun saldırılar yapılıyor. Sultan II.Abdülhamit’i tahttan indirip sürgün ettiler, Osmanlı’yı savaşa soktular, Ermenilere soykırım yaptılar, devleti kendi hayalleri uğruna bitirdiler vs…

Olayları doğru okumak mühimdir! Tarihi olayları kendi dönemleri ve koşulları içinde değerlendirmemiz esas olandır. Rusya ile aramızda gerçekleşen uçak krizi sonrası gerginlik neden Sivastopol limanının bombalanmasına benzetilemez? Çünkü o dönemin emperyalist Çarlık Rusya’sı İtilaf Devletleri’ndendi. Osmanlı’yı İngiltere ve Fransa ile paylaşmaya hazırlanıyordu. Bugün ise Rusya’nın böyle bir amacı yoktur. Aksine bugünün emperyalist devletlerine karşı mazlum milletlerin yanındadır.

Sistemin tarih anlayışından beslenen ve bunu propaganda aracı haline getirenler yüzünden bu saldırılar devam da edecektir. Peki İttihatçılar gerçekten Osmanlı’yı savaşa mı soktu? Elbette hayır. Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek, Kemalist Devrim serisinin 8.kitabı olan “Birinci Dünya Savaşı ve Türk Devrimi” eserinde bunu çok net bir şekilde açıklığa kavuşturuyor. Hem karşı devrimci ve sistemin tarih anlatıcısı sözde tarihçilerin hem de son dönemlerde oldukça popüler bir isim haline gelen tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın bu konudaki tezlerini çürütüyor.

TARAFSIZ KALMAK YA DA GEÇ GİRMEK

Doğu Perinçek’in, Ermeni soykırım yalanına karşı uluslararası alanda kazandığı zafer zaten bu alandaki saldırılara karşı en büyük cevaptı. İttihatçıların II.Abdülhamit’i sürgüne göndermeleri ve devleti kendi hayalleri uğruna bitirmelerine karşılık da Şevket Süreyya Aydemir’in “Enver Paşa” üçlemesini öneririm. Biz burada Osmanlı’nın İttihatçıların ihtirasları sonucu mu büyük harbe girip girmediğine değineceğiz.

Enver Paşa Alman yanlısıydı! Osmanlı, İttihat ve Terakki’nin başındaki 4 adamın ihtirası sonucu 1.Dünya Savaşı’na girmiştir! Bu savaşta tarafsız kalınabilirdi! Savaşa çok erken girildi, bir süre hazırlık yapılıp öyle girilebilirdi!

Bunlar Osmanlı’nın büyük harbe girmesinde İttihatçılara yöneltilen suçlamalardan bazıları. 1.Dünya Savaşı’nın 100.yılı olması sebebiyle de bunlar, birçok tartışmanın konusu oluyorlar.

Halbuki Alman yanlısı olmakla suçlanan Enver Paşa ve İttihat ve Terakki yönetimi savaşta önce İtilaf Devletleri’nin yanlarında olmak için uğraş vermiştir. Cavit Bey İngiltere ile, Talat Bey Rusya ile ve Cemal Paşa da Fransa ile görüşme yapmıştır. Ancak bu görüşmelerden hiçbir sonuç çıkmamıştır. Çünkü İtilaf Devletleri’nin bu savaşı gerçekleştirmelerinin asıl sebebi Osmanlı’yı paylaşmaktır. Ki 1914 ile 1918 yıllarının dünya haritaları karşılaştırıldığında bu apaçık anlaşılacaktır. Bu sebepten Osmanlı’nın zaten savaş dışı kalma gibi bir alternatifi yoktur.

Savaşa geç katılma gibi bir durumu ise hiç söz konusu değildir. Osmanlı’nın İngiltere’ye 7,5 milyon altın karşılığında yaptırdığı gemilere İngiltere’nin el koyması ile Ruslar harekete geçmiştir. Lenin, Bolşevik Devrimi’nden sonra arşivlerden bu belgeleri çıkarıp açıklamıştır. Eğer Osmanlı Sivastopol’u vurmasaydı, Ruslar boğazları işgal edeceklerdi. BU yüzdendir ki de Osmanlı’nın savaşa geç girmesi de söz konusu değildir.

En nihayetinde Osmanlı haklı bir savaş vermiştir. 1.Dünya Savaşı Osmanlı için vatan savunmasıdır. Doğu Perinçek’in de dediği gibi; 1.Dünya Savaşı bir yıkım değildir, 1908 Hürriyet Devrimi’nin devamı Kemalist Devrim’in de başlangıcıdır.

Her tarihi olayı kendi dönemi ve koşullarına göre değerlendirmedikçe saldırılar elbette gelecektir. Çünkü sistemin de ihtiyacı olan bir tarih anlayışı vardır. Kendi politikalarını oturtacağı tarihsel zemin gereklidir. Ancak olgular dayanmayıp uydurma tarihçilik yapıldığında, yatsıya kadar bile yanamayan mumlara yaşayarak tanıklık ettik.

Kaan ARSLAN
İnciraltı Tarih Cemiyeti Reisi Umumisi

AYDINLIK