Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 11 Aralık 2018

Üste git

Üste

Reşit Galip ve Üniversite Reformu

Reşit Galip ve Üniversite Reformu

Eğitim kurumları her zaman hayatın merkezinde yer almıştır. Özellikle üniversiteler bunun başını çekmiştir. Bulundukları alanın hem sosyal, kültürel hem ekonomik hem siyasi merkezi buralarda kurulmuştur. Bizans döneminde Beyazıt’ta kurulan Forum bunun başlangıcını yapmış, bu bölge devamlı olarak eğitim ve sosyal hayatın merkezini teşkil etmiştir. Osmanlı Devleti döneminde de Tanzimat ile birlikte gelen batıya açılma süreciyle 1846’da Darülfünun (Fenler Evi) kurulmuştur. Sosyal hayatta ve devlet anlayışındaki bozulmaların yanı sıra eğitimde de bozulmaların yaşanması Darülfünun ‘un kurulmasını elzem hale getirmiştir. Osmanlı Devleti’nin son yıllarında gittikçe bozulan bu yapıda 1912’de İttihat ve Terakki’nin iktidarı döneminde idari anlamda birçok düzenleme yapılmıştır.

Nihayet Kurtuluş Savaşı sonuçlanmış, yeni bir devlet ortaya çıkmıştır. Yapılan sayısız devrimin ardından toplumun yapı taşını oluşturan eğitime sıra gelmiştir. Osmanlı Devleti zamanında miladını çoktan doldurmuş olan Darülfünun artık devrime ve yeni Türkiye Cumhuriyeti’ne hizmet verememektedir. Mustafa Kemal’in arzularından biri olan ‘muasır medeniyetler seviyesine’ yükselme için öncelikle bilimde, eğitimde yükselmek gerekmekteydi. Ancak bu nasıl ve ne şekilde gerçekleştirilecekti?

Niçin üniversite reformu?

Birbirini takip eden birçok devrimin ardından sıra en çok üzerinde durulacak konu olan eğitime gelmişti. Eğitimin millileştirilmesi yönünde önemli adımlar atıldı. Çünkü bu yeni kurulan milli devletin eğitimi de milli olmalıydı. Milli eğitimin öncülerinden ve bu alanda atılan en büyük adımlardan biri olan Türk Ocakları’nın kurucularından Dr. Reşit Galip de bu konuda şu sözleri sarf etmiştir: Yeni üniversitenin en esaslı vasfı milliği ve inkılapçılığıdır. Esas olarak bu iki özellikle açıklanabilir üniversite reformu. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla çoktan işlevini yitirmiş olan Darülfünun ’un da yenilenmesi şart olmuştur. Ancak birtakım yamalarla değil kökten bir değişim gerekmektedir. Bu değişimin ihtiyaçları kadroların eksikliği, milletin devrimleri benimseme sürecindeki hızı, devrimlerin süreklileştirme ihtiyacı esas teşkil etmiştir. Ortada bir eğitim sistemi vardı ancak memleketin istek ve ihtiyacını karşılayamıyordu. Yine Reşit Galip’in bahsettiği gibi olan biten birçok olaya, devrimlere Darülfünun sessiz kalmıştı; oysa cumhuriyetin bu devrimlerin kökleştirilmesine, süreklileştirilmesine, sahip çıkılmasına, yayılmasına ihtiyacı vardı. Bunları gençlere aşılamak birincil amaçlarıydı. İşte bu sebeplerle yeni bir üniversitenin kurulması gerekliydi. Eğitim ve teşkilat yönünden modernleştirmek, ona milli ve Batılı üniversite niteliği kazandırmak ihtiyaç olarak belirlenmişti. Dönemin Maarif Vekili Reşit Galip şahsında bu isteğinin kendinden emin ve aktif bir taraftarıydı.

Ünlü İngiliz eğitimci Sir Charles Robertson’un belirttiği gibi üniversite bir fabrikadır ve bu fabrikadan çıkması istenilen de devrimin ilkelerini savunacak, milli bilince sahip, Türk kültür ve tarihine, kimliğine sahip çıkacak bir nesil yetiştirmek ve bunun devamlılığını sağlamaktır. Sırada ise bu fabrikayı kurmak kalmıştır. 1933 yılı nihayet Darülfünundan İstanbul Üniversitesi’ne geçişin yapıldığı yıl olmuştur. Darülfünun ’da görülen eksiklikler İstanbul Üniversitesi’nde giderilmeye çalışılmıştır. Eğitimin doğru ve sağlıklı ilerleyebilmesi için laboratuvarlar, kütüphaneler, derslikler eklenmiş, ders metotları ve ders kitapları düzeltilmiş, eğitimin Batılı sisteme yaklaşabilmesi ve ondan faydalanabilmesi için bilimsel çalışmalara ağırlık verilmiş, yabancı dillerden eserler tercüme edilmiş. Elbette cumhuriyetin bu yeni teşkilatı düzenleyebilmesi için kadrolara ihtiyacı vardı. Bunların bir kısmını geçmişte kendini ispatlamış hocalardan, bir kısmını genç araştırma görevlilerinden, bit kısmını da Nazi Almanyasından kaçan yabancı bilim adamlarından sağlamıştır. Bu konuda Reşit Galip’in İsviçre’den davet ettiği Albert Malche’in önemli katkıları olmuştur.

Üniversite Reformu ve Reşit Galip

Her görev onu başarıyla gerçekleştirecek görev adamlarıyla ortaya çıkmaktadır. Cumhuriyetin en önemli görevlerinden biri olan bu reformu da kendine görev edinen en önemli isimlerden biri De. Reşit Galip olmuştur. Bir tıbbiye öğrencisi olan Galip milli heyecanı derin bir surette benliğinde toplamıştı. Bu heyecanı kendisinin birçok görevde en önde olmasını sağlamıştır. Kurtuluş Savaşı döneminde mücadeleye başlayan Reşit Galip 1925’te Türk Ocakları’nın da kurucularından biri olmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra ise 1932’de Millî Eğitim Bakanlığında görevlendirilmiştir. Eğitime verdiği önem hasebiyle de üniversite reformunun mimarlarından biri olmuştur. Eğitimde reforma yönelmiştir ve İstanbul Üniversitesi’nin düzenlenmesi onun en büyük eseridir. Hayatını cumhuriyete, cumhuriyet devrimlerine, Türk milletine, milli eğitime adamış bir isimdir Reşit Galip. Üniversite reformunu gerçekleştirerek eğitimin ilerlemesi, çağdaşlaştırılması için, gelecek nesillerin devrimlere sahip çıkması onu yüceltmesi için durmadan çalıştı. Üniversitelerin amacından şöyle bahsetmiştir: ‘’Üniversite öncelikle, Türk camiasına fayda, sonra pozitif araştırmalar içindir.’’ Bu yüzden de varlığını gözünü kırpmadan Türk varlığına armağan etmiştir.

Milliyetsizliğe Sığınanlar

Bizlerin uzun yıllar sonra hala etkisini derinlerde hissettiğimiz bu düzenlemenin yankıları hala devam etmektedir. Yukarıda açıkladığımız eğitim tarihi uzun yıllara dayanan İstanbul Üniversitesi Türkiye’de eğitimin öncülüğünü üstlenmiş durumdadır. Yıllar önce başlayan bu düzenleme silsilesi ile laik, bilimsel, çağdaş eğitim için adımlar atılmıştır. Zaman zaman eğitimler sekteye uğratılmaya çalışılmıştır. Ancak günümüzde üniversitelerimiz bilim yuvası olmakla birlikte üzerimize aldığımız aydınlanma sancağını da en yukarıda taşıma sözünü vermiş bulunuyoruz. Biz mirasımızı en sağlam şekilde koruyacağımıza daha ilkokul sıralarında iken söz vermeye başlamıştık, şimdi ise yeniden tekrarlamış oluyoruz. Bugün kamuoyunda tarihçilik oynayanlar Reşit Galip’e karalama kampanyası yapmak için uğraşıyorlar fakat beyhude… Bizler görevimize Reşit Galip gibi Mustafa Kemal gibi sahip çıkıyoruz, yılmıyoruz. Bu değerlere saldıranlar milli devlete milli eğitime saldıranlardır.  Eğitim sistemini yapboz haline getirenler elbette milli eğitimin öncülerinden Reşit Galip’e saldıracaklardır. Milli eğitim sisteminin bir arada tutamazken kurulu düzeni bozanlar bölücülerin ağababaları elbette Türk gençliğinin hep bir ağızdan Andımızı okumasından hoşnut olmayacaklardır. Elbette üniversitelerin Atatürkçülüğün kaleleri olmasından yakınacaklardır. Evet bunların hepsi bizim marifetimizdir. Bizler devraldığımız emanetin bayrağını sonuna kadar dalgalandıracak olan Atatürk gençliğiyiz. Ancak bilinsin ki kimse tarihten kaçamaz bazıları tarihi yazanlardır bazıları ise tarihin çöplüğüne gömülecek olanlardır.

Elif Beyza Tekin

inciraltitarih.com