Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 19 Kasım 2018

Üste git

Üste

Yorum Yok

Önderleri “Kendi Gök Kubbemiz ”de Değil Yeryüzünde Arayalım!

Önderleri “Kendi Gök Kubbemiz ”de Değil Yeryüzünde Arayalım!

Ulus devletimizi bölmek isteyenlerin tüm güçleriyle saldırdığı bir dönemeçten geçerken tarih de bu saldırıdan nasibini almış durumdadır. Tarihin eğilip büküldüğü ve çarpıtıldığı bir süreçte Türkiye’nin devrim mücadelesine önderlik etmiş isimlerin karalandığı ve ülkeyi bölmek isteyenlerin bayrak haline getirildiği bir tarih anlayışı devlet tarafından gerçek tarih olarak aktarılmaya çalışılıyor. Bu noktada son günlerde yayınlanan “Kendi Gök Kubbemiz” adlı programın ‘ İskilipli Atıf Hoca’ ve ‘Osman Yüksel Serdengeçti’ bölümleri bu saldırıların somut göstergesi konumundadır.

Belgeselleri incelediğimiz zaman tarihi bilgi hatalarının ön planda olduğunu bunun yanında da röportaj yapılan kişilerin de tarih aktarımında lâfazanlık yaptıklarını görürüz. Ek olarak röportaj yapılan kişilerin tarih konusundaki nesnel bilgilerden ziyade kişisel çıkarımlar yaptıkları ve izleyiciye bunları aktardıklarını görürüz. Abdurrahman Dilipak ve Kadir Mısıroğlu’nu konuk olarak yer aldıkları bu bölümlerde bu iki ismin tarihçi olup olmadıkları da ayrı bir tartışmanın konusudur. Ancak şurası gerçektir ki bu iki isim de konu Cumhuriyet düşmanlığına gelince öne atılarak saldırmaktadır.

Belgesellerin içeriklerine gelecek olursak iki bölümde de ortak olarak Cumhuriyet’in ilk yıllarında ve devrimlere ağır hakaretler yapılmaktadır. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği devrimler eskiyi ret hastalığı olarak nitelendirilmektedir. Bunun yanında 1920-1930 yıllar başta olmak üzere Milli Şef dönemine özellikle din üzerinden saldırılmaktadır. Belgeselde “Allah demenin suç sayıldığı yıllar” olarak nitelendirdikleri devrim yıllarımız için kendi dönemlerinde gericiliğin temsilcileri olan bu iki kişi birer sembol haline getirilerek izleyiciye sunulmuştur.

Özel olarak İskilipli Atıf Hoca’nın anlatıldığı bölümde İttihat Terakki yönetimine ve Kemalist Devrim’e saldırılar hat safhadadır. Meşrutiyet sultasına karşı mücadele eden mücahit olarak tanıtmaya çalıştıkları İskilipli Atıf Hoca’nın 31 Mart gerici ayaklanmasında herhangi bir alakası olmadığı savunulmuştur. Bunun yanında İskilipli Atıf Hoca’nın ülkenin menfaati uğruna yaşadığı ve çok acı çektiği fikri izleyicilere lâfazanlık yoluyla verilmeye çalışılmaktadır. Ancak yaptıkları şey bu ülkenin kurtulması ve kurulmasında mücadele eden kişilere ihanetten ve hakaretten öte bir şeye geçmemektedir.

“Osman Yüksel Serdengeçti” ile alakalı olan bölümde ise Cumhuriyetin ilk 27 yılını halka tepeden bakmakla, hor görmekle suçlamanın yanı sıra bu yılları baskıcı, korkutucu zamanlar olarak nitelendirmektedirler.

Mustafa Kemal ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği Kemalist Devrimi incelediğimiz zaman İskilipli Atıfların, Osman Yüksellerin devrime neden saldırdıklarını da görmüş oluruz. Kemalist Devrim Türkiye’deki 150 yıllık devrimi mücadelede yaşanan en köklü atılımdır. Emperyalizme karşı savaşarak bağımsız bir devlet kurulmuş; sultanlık yıkılarak Cumhuriyet ilan edilmiş; hilafet, tekke, zaviye, lakaplar, unvanlar vb. kaldırarak Ortaçağ ilişkilerine ağır darbeler indirilmiştir. İşte Kemalist Devrim’in ilerici atılımı buradan kaynaklanmaktadır.

Kurulan yeni devletin tahlilini iyi yapan Mustafa Kemal köylüyü milletin efendisi olarak görmüştür. Genç Cumhuriyetin o dönem çok büyük bir kısmının köylü olması dolayısıyla köylünün sorunlarıyla ilgilenilmiş ve köylüyü bir yurttaş haline getirecek bir dizi devrimler gerçekleştirilmiştir. Bu gerçekler doğrultusunda belgeselde bahsedildiği gibi köylüyü hor gören bir iktidardan söz etmek için tarihe şaşı gözlerle bakmak gerekmektedir.

Bunun yanında laikliği ana eksene alan Cumhuriyet yönetimi dinin kullanılmasının önüne geçmek için tekke ve zaviyeler ile hilafeti kaldırmış Tevhidi Tedrisat Kanunu’nu getirmiştir. Ancak belgeselde yer alan sözde halkçı özde halk düşmanı kişiler tarihsel gerçeklerin üstünden atlayıp çarpıtarak emperyalizmin piyonu konumuna düşmektedirler. “22 yıl firavun gibi hüküm sürdüler. Halkın sırtından geçindiler.” Gibi ifadelerle Genç Cumhuriyeti kendi özlemini duydukları Osmanlı’yla karıştıran bu zihniyete Aydınlık Gazetesi’nde 7 Temmuz 2015 Salı günü çıkan Ercan Dolapçı ağabeyimizin “ Atatürk Ziyafetleri Kendi Cebinden Öderdi!” başlıklı yazısını okumalarını öneriyoruz. Bu yazıda Kemalist Devrim’in önderinin sade yaşantısı somut bir şekilde anlatılmaktadır.

Toparlayacak olursak Mustafa Kemal ve arkadaşlarının oluşturmak istediği toplum düzeni biat eden, sorgulamayan kulların aksine düşünen, eleştiren birer özgür birey yani yurttaşların olmasıydı. Bu amaç doğrultusunda sağlam bir irade gösterip devrimleri gerçekleştiren Genç Cumhuriyet’e saldırıların olması işte bu sebeptendir. Yaşadıkları dönemde devrim tarafından halkı kandırmaları ve onların sırtından geçinmeleri engellen bu kişiler işte bu sebepten Mustafa Kemal ve arkadaşlarına saldırmaktadır. Günümüze gelecek olursak TRT’nin bu belgeseli yayınlamaktaki amacını ortaya somut olarak da koymak gerekmektedir. Öncelikli olarak emperyalizmin milli devletlere saldırırken tarihi çarpıtma ve tarihte karşı devrimci saflarda mücadele etmiş kişileri kahraman ilan ettirme çabası içerisinde olduğuna yabancı değiliz bu topraklarda.’90’ların sonunda “Yeni Dünya Düzeni”ni ilan ederek dünyaya tek başına hükmetmeye çalışan Amerikan emperyalizmi ülkemiz üzerinde saldırılarını da yoğunlaştırdı. Yarattıkları düzenin yıkılmasını engelleyebilmek için de Karen Fogg’un Türk gençliğini milli kimliğinden koparma emrini yerine getirmek isteyen AKP iktidarı Kemalist Devrim’in önderleri yerine devrim tarihimizde devrimcilerin karşısında yer alan ne kadar kişi varsa bu kişileri ilahlaştırarak koymaya ve bu kişileri sembol haline getirmeye çalışmaktadırlar. Hedeflerini gerçekleştirebilmek için devletin elindeki kaynakları olabildiğince kullanmıştır. TRT’nin iplerini sıkı tutan AKP iktidarı boyunca Osmanlı özlemi yaratabilmek için Osmanlı dönemini konu alan diziler yayınlatmış, bunun yanında da İttihat Terakki ve Kemalist Devrim’e hakaret boyutuna varan dizi ve belgeseller yayınlamıştır. TRT’yi kendi bahçesi haline getiren AKP iktidarı ancak bu sayede Türk gençliğini kendi devrimci köklerinden koparabileceği inancıyla işte bu belgeseli yayınlamaktadır. TRT’nin kısa geçmişine baktığımız zaman ise bu tablonun aksini ispatlayacak herhangi bir emareye rastlamak olanak dâhilinde bile değildir.

Kısacası bu belgeselde Cumhuriyetin değerlerine karşı bir linç kampanyası yaratılmıştır. Belgeselde Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına karşı ağır hakaretler bulunmakta ve bu en nihayetinde bir bilim olan tarihe sığmamaktadır. Tarihi nesnellikten ayırarak öznelliğe indirdikleri bir belgesel çeken yapım ekibi başından sonuna hatalı bir ürün ortaya koymaktadır. Ancak yapım ekibinin bir noktada hakkını yememek lazım yapılan iş bir belgeselin nasıl çekilmemesi noktasında altın değerinde dersler taşımaktadır.

Sözün özü tarihi zorla geriye götürmeye çalışan bir iktidara karşı olan mücadelemizde bizler gerçek tarihi allayıp pullayıp farklı bir hale getiren yalan tarihçilere karşı atik ve kararlı bir şekilde mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.