Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 19 Kasım 2018

Üste git

Üste

MAZLUM MİLLETLERİN UYANIŞI

MAZLUM MİLLETLERİN UYANIŞI

İnciraltı Tarih Cemiyeti olarak, İttihat ve Terakki liderlerinden, Osmanlı Devleti’nin Harbiye Nazırlarından Hürriyet Kahramanı Enver Paşa’nın 1920 yılında Bakü’de düzenlenen Birinci Doğu Halkları Kurultayında yaptığı konuşmayı bölümler halinde yayınlayacağız. Bugün ilk bölümü ile karşınızdayız.

İyi okumalar…

Enver Paşa 1-7 Eylül 1920 tarihinde Bakü’de toplanan Doğu Halkları Kurultayı’na sunduğu ve 4 Eylül günü bir görevli tarafından okunan bildirisinde şunları söylemişti:

Arkadaşlar!

Bugün Bakü şehrinde dünya emperyalizm ve kapitalizmine karşı harbeden şarkın ihtilalcı alemi, vekilleri olan bizlerin burada toplanmasına vesile olan Üçüncü Enternasyonal’e ve bunun azimkâr reislerine umum arkadaşlarım namına teşekkür ederim.

Arkadaşlar!

Bugün bizi asırlardan beri ezen ve çırılçıplak soymakla kalmayarak kanımızı emen, öldüren dünya emperyalist ve kapitalistlerine karşı mücadelemizde elini tutacak ve Avrupalı politikacıların yalancılığının büyüklüğü nisbetinde Hakk yolunda, doğru ve sözüne inanılır ve milletlerin hukuk-i hürriyetini tanımayı programına yazmış olan Üçüncü Enternasyonal gibi bir müttefikin yanında mevki almakla mübahi olduğumuzdan (iftihar ettiğimizden) birbirimizi tebrik edelim.

Arkadaşlar!

Türkiye, Harb-i Umumi’ye girdiği zaman dünya ikiye ayrılmış idi. Birisi emperyalist ve kapitalist olan eski Çar Rusyası ve müttefikleri, diğeri de yine emperyalist ve kapitalist olan Almanya ve müttefiki idi. Bu iki gruptan bizi doğrudan doğruya boğazlamak ve mahfetmek isteyen Çar Rusyası ve İngiltere dostlarına karşı, yalnız hayatımızı bağışlamaya razı olan Almanlarla yan yana harbettik. Fakat biz her vakit emperyalizm aleyhinde bulunduk. Alman emperyalizmi de bizden kendi maksadına göre istifade etmek istemiş olabilir. Fakat biz istiklâlimizi muhafazadan başka bir hedef ta’kib (yolundan gitmek) etmedik.

Arkadaşlar!

Bizleri Berlin’in müreffeh hayatından Trablus’un kızgın çöllerine, fakir bedevi çadırlarına sevk eden ve onlarla hayatın en sık ve ağır günlerini yaşattıran his, hiçbir zaman emperyalizm hissi değil idi. Biz nasıl Tırablus’u Trabluslular için kurtarmaya çalıştık ve nihayet tam dokuz sene mücadeleden sonra İtalya emperyalistlerini tard ettiklerini (kovmak) görmekle mübahi olduk ise, Azerbaycan’da başka bir emel beslemedik. Biz Azerbaycanı Azerbaycanlıların biliriz, yalnız ahvalin inkişafı (durumun gelişimi) esnasında zuhur eden zararlara pek müteessifiz (üzülen).

Arkadaşlar!

Ben Harb-i Umumi’de en mühim bir mevkide bulundum. Fakat sizi temin ederim ki, bu harbde yan yana harb ettiğimiz Almanlar içerisinde emperyalist düşüncelerin bulunmuş olmasına muteessifim ve Alman emperyalizm ve emperyalistlerine de aynı İngiliz emperyalizm ve emperyalistleri derecesinde hasımım. Bence bila-amel (çalışmadan) halkın kesesinden zengin olmağı düşünen her beyin parçalanmağa layıktır. İşte benim emperyalizm hakkındaki düşüncelerim.

Arkadaşlar!

Sizi temin ederim ki, eğer bugünkü Rusya o zaman mevcud olarak şimdiki gaye ile harb etseydi, biz muhakkak bugün olduğu gibi Rusya’nın yanı başında bize has olduğunu emsaliyle gösterdiğimiz hulus ile ahzı mevki ederdik. Bu maksadımızı biraz daha izah için şunu söylemek isterim ki, Rus Şuralar hükümeti ile beraber çalışmaya karar verip teşebbüs ettiğimiz zaman Yuden iç ordusu Petersburg civarına kadar yaklaşmış, Kolçak Uralları aşmış, Denikin Moskova cenubuna doğru takarrüb etmiş (yakınlaşmış) idi. Bu kuklaları oynatan Avrupa emperyalistleri de bu oyunu artık kazanılmış sayarak, yırtıcı dişlerini göstererek, ellerini sevinçle ovuşturuyorlardı. Biz bu vaz’iyette Rusya ile hemhal olmaya çalıştık. Eğer Karadeniz’in kasırgaları bindiğim geminin direklerini kırarak beni geri atmamış ve Kovno, Riga hapishanelerinin demir parmaklıkları ve bindiğim tayyarelerin düşüp parçalanması gibi mevani’[mani’ler] yoldan alıkoymamış bulunsa idi, ben Rusya’nın en sıkışmış bir zamanında aranızda bulunarak, bu lüzumsuz hikâyeleri size söyleyerek, ba’zı arkadaşları tenvire (aydınlatmaya) lüzum görmeyecektim.

Arkadaşlar!

Bildiğiniz gibi Cihan harbinin ilk emperyalistleri mücadelesinde mağlub olduk. Fakat ben mazlumlar mücadelesi nokta-yı nazarından mağlub olduğumuzu kabul etmiyorum. Çünkü Türkiye Boğazları kapamakla ceberruti ve dünyayı yutmakla doymak bilmeyen Çarlık Rusyasının yıkılmasındaki ve yerine bugün dünya ezilenleri için tabi’i bir müttefik haline geçen Rusya Şuralar hükümetinin gelmesindeki amillerden biri oldu ve böylece mazlumlar âleminin kurtuluş yolunun açılmasına yardım etti. Ben bunu dünya mazlumları içün bir galibiyet addederim.

Arkadaşlar!

Bugün bütün emperyalist dünyasına karşı meydan okuyacak kadar cesaret gösteren ve kuvvetini Türkiye köylülerinden alan mücahidler ordusu, dediğim gibi mağlub olmadı idi. Yalnız bir an için silahını bırakmıştı. İşte hele son on beş seneden beri mütemadi harb ettiği bu düşmanlara karşı iki senedir, en büyük mahrumiyetler içinde yeniden uğraşıyor. Fakat bugünkü uğraşma bundan evvelkilere makis değildir (kıyaslanamaz). Bahusus böyle şark âleminin Üçüncü Enternasyonal ile birlikte, ya’ni dünyanın mazlum halkı ile mazlum sınıflarının kendi muhikk (haklı) da’vasına iştirakini görünce kat’i bir ümid-i muzafferiyet ile çalışacaktır.

Arkadaşlar!

Tıransval muharebesinden başlayan Cihan harbinin büyük meydan muharebesi, 1914’ten 1918’e kadar devam etti ve emperyalistler arasında bitti. Fakat şimdi harb, asil kat’i devresine girmiş bulunuyor ve herhalde bizim, yani mazlumların galibiyetiyle, emperyalizmin değil teslim-i silah, fakat mahvıyla neticelenecektir. Bu kongrenin ictima’i [toplanması], mazlumlar müdafa’asında elindeki bayrağı kanla boyayan Kızılordu ile Türk muhariplerine yeni bir i’timad-i nefs [kendine güven] bahşedecek ve herhalde bu mücadelenin bizim tarafın galibiyetiyle neticelenmesine yardım edecektir. Bizi Üçüncü Enternasyonal’e sevk eden sebep yalnız girdiğimiz mücadelede kendimize bir dayanacak yer bulmak değildir. Belki aynı zamanda prensiplerin de birbirine yakınlığıdır. Biz her vakit ihtilâl kuvvetimizi halktan, halkın ezilen kısmı olan köylüden aldık. Belki bizim fabrika amelemiz de kuvvetli olsa idi, onları başta sayardım. Ma’amafih onlar da bizimle idi. Bunlar istekleriyle, ruhlarıyla beraber çalıştılar. Şimdi de öyledir. Binaenaleyh işte bu suretle halkın ezilmiş kısmına dayanarak onun dertlerini dinliyoruz. Onunla yaşıyoruz. Onunla öleceğiz.

Arkadaşlar!

Biz halkın arzusunu dinlediğimize göre onu da kararını vermekte serbest bırakmak taraftarıyız. Biz, bizi isteyenle birlikde yaşar, onunla birlikde ölürüz. İstemeyen halkın da kendi işini kendisinin düzmesi tarafdarıyız. İşte bizim milletler hakkındaki nokta-yı nazarımız bu.

Arkadaşlar!

Biz harb, yani insanların tecebbür (üstünlük) için birbirini boğazlaması[nın] aleyhindeyiz ve işte ebedİ bir sulha varmak için de Üçüncü Enternasyonal ile birlikte gidiyoruz. Buna binaendir ki, biz bugün her türlü mevani’e (engellere) rağmen, en kanlı mücadelelerde bulunuruz ve devam edeceğiz.

Arkadaşlar!

Biz çalışan halkın refahı tarafdarıyız. Ya’ni gerek Avrupalı ve gerek yerli murabahacı ve muhtekirlerin halkın emeklerini gaspetmesi aleyhindeyiz. Memleketimizin büyük miktarda ziraat ve sanayiin inkişafında çalışmanın neticesinden istifade tarafdarıyız. Artan oranlı vergi uygulamasıyla, çalışan fukaranın menafi’ini muhafazayı hedef edinmişizdir. İşte bugünkü iktisadi düşüncelerimiz.

Arkadaşlar!

Biz çalışan halkın ancak benliğini tanımasıyla refah ve hürriyet bulacağı kana’atindeyiz. Bunun içün de emek ile birlikte giden ve halkın mukaddesatına hürmet ederek hürriyet-i hakikiyeyi temin eden esasli bir ma’arifin memleketi tenvir etmesi tarafdarıyız. Bu yolda ve amelde erkek ve kadın farkı bilmeyiz. İşte ictima’i düşüncelerimiz.

Arkadaşlar!

Size şunu müjdelerim ki, bu mücadelemizde beni vekil olarak buraya göndermiş olan Cezayir, Tunus, Tırablusgarb, Mısır ve Arabistan ile, Hindistan İhtilâl Cemiyetleri İttihadı, bu maksadda tamamiyle bizimle müşterektirler ve o suretle azmetmişlerdir ki, kullanacağı her türlü vasıta-yı ihtilâliye ile üzerlerine çöküp benliklerini kemiren vahşi hayvanların en nihayet dişlerini kırarak, onları önlerinde yere serilmiş göreceklerine imanları tamdır.

Arkadaşlar!

Bu maksad etrafında birleşen azimkâr ruhların tahrik ettiği eller, burada birbirine uzatılmış bulunuyor. Ben arkadaşlarım namına bu uzun ve ancak galebemizle neticeleneceğine tamamıyla iman ettiğim mücadelede sonuna kadar beraber işleyecek olan elleri sıkar ve hepiniz içün Hakk’tan muvaffakiyetler temenni ederim. Yaşasın mazlumlar ittifakı! Kahrolsun bu ittifak karşısında titreyen zalimler!

DEVAM EDECEK…

inciraltitarih.com