Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 27 Mayıs 2018

Üste git

Üste

Yorum Yok

Lozan’a Saldıranların Türkiye’nin Geleceğinde Yeri Yoktur!

Lozan’a Saldıranların Türkiye’nin Geleceğinde Yeri Yoktur!

“Tarihte bize ne yaptılar. 1920’de bize Sevr’i gösterdiler, 1923’te Lozan’a bizi razı ettiler. Birileri de Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalıştı. Her şey ortada.”

Yine muhtarlarla yapılan bir toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan çıkıp bu sözleri söyledi.

İnsanlığın tarihinde büyük yıkımlara sebep olan savaşlar aslında bazı milletler için yaşamanın mücadelesi olmuştur. Yani sahada verilen savaşlar bir milletin kaderini belirlemektedir. Ancak şunu unutmamak gerekir ki savaşlar sadece sahada verilmez. Önce sahada rakibini ezersin daha sonrasında kazandığın bu moral ve güçle masada da istediklerini karşı tarafa kabul ettirirsin. Kabaca antlaşmalar böyledir.

Bizim açımızdan da Cihan Harbi ve sonrasındaki İstiklal Savaşımız hayatta kalmanın, özgür ve başı dik yaşamanın savaşı olmuştur. Önce Cihan Harbi’nde daha sonrasında İstiklal Savaşı’nda vatanını alçaklara çiğnetmemek için hayatını ortaya koyan milletin zaferi ise asıl Lozan Barış Antlaşması ile taçlanmıştır. “Bu antlaşma, Türk ulusuna karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış büyük bir yok etme girişiminin yıkılışını bildirir bir belgedir.” Diyerek Mustafa Kemal Lozan’ın önemini belirtmiştir.

Evet, asıl Lozan Barış Antlaşması ile milletin zaferi taçlanmıştır, diyoruz. Çünkü masada kazanılmayan zaferler eksik kalırlar. Dünya tarihinde bu tip örnekler mevcuttur. Bizde ise Kurtuluş Savaşı dönemi, süngülerin zaferinin ardından Lozan’ın belgeleriyle pekiştirilmiştir. Başarı Kemalist Devrimin önderliğinde gerçekleştirilmiştir. İrade ve inancın birleşimi Türk Milletinin özgür ve başı dik yaşayacağı günlerin teminatı olarak Lozan’da dile gelmiştir.
Bu dile geliş 20.yyın başında bütün mazlum milletler için bir kıvılcım olmuştur. Yedi düvele karşı savaşan Türkler emperyalizme okkalı bir tokat atarak emperyalizmin aslında kâğıttan kaplan olduğunu göstermiştir.

Milli Mücadele’nin Samsun’da yakılan ateşi yurdun dört bir tarafını sarmış ve devamında emperyalistleri yurdumuzdan atana kadar devam etmiştir. İşte Lozan 8 sene süren Milli Kurtuluş Savaşımızın zaferlerinin belgesidir.

Lozan Antlaşması emperyalist devletlere göre paylaşılacak “Hasta Adam” olan Türk milletinin kurtuluşudur. Cumhuriyetimizin tapusudur. Lozan’a hezimet veya ne hezimet ne zafer demek tutarsızlığın da ötesinde hezeyandır.

Emperyalistlere karşı savaşırken Lozan’a saldırılabilir mi?

Ülkemiz tekrardan emperyalizme karşı savaştan geçmektedir. Bu tespit çağımızı ve nerede duracağımızı anlamamız açısından altın değerinde önem taşımaktadır. 24 Temmuz’la birlikte Türk devleti ve milleti topyekûn bölücü terör örgütü PKK’ya karşı savaş vermektedir. PKK’nın arkasındaki gücü görmek için Obama’nın “ABD’nin kara gücü PYD’dir.” Açıklamasına bakalım. PKK’ya kimin silah gönderdiğine bakalım. Ülkemiz PKK ve hamisi Amerikan emperyalizmiyle mücadele içindedir.

Türkiye 1946 yılında Nihat Erim’in ağzından “Küçük Amerika” olma sürecine girildiğini duydu. İşte Türkiye’ye 70 yıldır dayatılan yol budur. Türkiye’nin içine yerleştirilen FETÖ’yle Türkiye’yi kontrol etmeye çalışmak. 15 Temmuz’da kalkışılan bu girişimin bastırılması ve FETÖ’nün temizlenmesiyle Amerika ve taşeronları bölgemizde bir kez daha darbe yemiştir.

Türk milletinin birliğini, bütünlüğünü ve bağımsızlığını korumak için Amerika’ya ve onun piyonlarına karşı mücadele etmemiz gerekmektedir. Bu süreçte emperyalistlere karşı verdiğimiz mücadelenin zafer belgesi Lozan’a saldırmak tarih bilincinin yoksunluğu ve hadsizlikle açıklanacak bir durumdur. Ancak daha da tehlikeli olan emperyalizme karşı hep birlikte savaşmamız gereken bu koşullarda iç cepheyi dağıtacak, bozacak adım olmasıdır.

Türkiye’de 24 Temmuz demek emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı mücadele ve zafer demektir. 24 Temmuz 1908 Hürriyet Devrimi, 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması, 24 Temmuz 2015 Türk Ordusu’nun PKK’ya karşı operasyonlara başlaması.

Tarihin şu sorusuna verdiğimiz cevap gelecekte nerede olacağımızın cevabıdır: “ II. Abdülhamit’ten mi yanasın, Namık Kemallerden İttihat ve Terakki’den mi? Vahdettin’lerden mi yanasın, Mustafa Kemallerden ve İsmet İnönülerden mi? Sevr’den mi yanasın Lozan’dan mı?”

Lozan’a saldırarak Ermeni Soykırımı yalanını gündeme sokan, ekümeniklik iddialarıyla egemenliğimizi ihlal eden, Türkiye’nin dört bir yanında bombalar patlatan, kısacası ülkemizi bölüp parçalamaya çalışan, emperyalistlere karşı mücadele verilmez. Bu noktada millet de birleştirilemez. Bu emellerin peşinde olan bozguncuların ise Türkiye’nin geleceğinde yeri yoktur!

Berke Mustafa Berkil