Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 23 Mayıs 2018

Üste git

Üste

Yorum Yok

Kurtarıcı Meclisten Kurucu Meclise

Kurtarıcı Meclisten Kurucu Meclise

Dünyamızda birbirinin tam karşısında yer alan hiçbir uzlaşı noktaları olmayan iki mevzi yer alıyor ve bu iki mevzinin savaşı yarınlarımızı şekillendiriyor. Savaşan iki kuvvet emperyalistler ve payandalarıyla, mazlum milletlerdir. Savaş yalnızca topla tüfekle değil her alanda sürekli devam ediyor. Emperyalizm yerli işbirlikçileriyle mazlum milletlerin tarihi üzerinde ‘tarihle yüzleşmek’ sloganıyla mazlumlar dünyasının milli kurtuluş savaşları ve devrimleriyle hesaplaşıyor. Milli kurtuluş mücadelemizin ‘Ermeni soykırımı’ yalanıyla milli mücadelenin soykırım olduğunun iddia edilmesi, “İstiklal Mahkemeleri”ne savaş açılması, “Mustafa Kemal’i Samsun’a Vahdetin’in gönderdiği” yalanı ve bu yazıda inceleyeceğimiz “devrim meclisi”ne açılan savaş. Buraya kadar sayılanlardan anlaşıldığı üzere emperyalizm milli mücadeleye ve modern Türkiye’yi yaratan Kemalist devrime savaş açmıştır ve on yıllardır da Amerikancı iktidarlarla bu savaşı yürütmektedir.

MECLİS DEĞİL CUMHURİYET HEDEF

Demokrasi nedir? Bu tabii iddialı bir soru, bu sorunun cevabını da zaten kısa bir makalede vermek mümkün değil, biz bu soruyu turnusol kâğıdı olarak kullanacağız. Bu soruya verilen cevap yukarıda tarif edilen tarihsel saflaşmada hangi mevzide yer aldığımızın da cevabı. Eğer Şeyh Sait heykeli dikmeyi, Said-i Nursi ve Nurculuk konferansı vermeyi, Maraş katliamı faillerini devlet kadrolarına yerleştirmeyi, Türkan Saylan’ı, İlhan Selçuk’u gözaltına almayı, TSK’nın onlarca komutanını, aydınlarımızı yıllarca Silivri de hapsetmeyi kısaca “yetmez ama evetçiliği”, bölücülüğü, mezhepçiliği, bozgunculuğu “demokrasi geliyor!” diye sevinçle karşılıyorsak; demokrat hatta yetmiyor radikal de-mokrat oluyoruz. Bu basit bir kafa karışıklığı değil, neoliberalizmin ideolojik savaşının ürünü. Bu anlayış 1. Meclis’i kafasına göre şekillendiriyor ve onun Kurtuluş Savaşı’nı kazanan dünyanın ilk antiemperyalist milli kurtuluş mücadelesinin kalbi olmasının, 1 Ka- sım 1922’de 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu’nu resmen devirmiş ve Teşkilat-ı Esasiyeyle beraber çağdaş Türkiye’nin kurul- masına önderlik etmiş olmasının elbette demokrasiyle alakası yok. 1. Meclis’in demokratik olmasının tek nedeni, farklı gruplar- dan oluşmasını ve “çok renkli” bir meclis olması! 1. Meclis, “savaş meclisi” olması dolayısıyla yurdun her tarafından ve her kesi- minden insanların ortak bir iradeyle -millet olma bilinciyle- bir araya geldiği yerdir. 1. Meclis’i “çok renklilik” üzerinden okuyanlar 2. Meclis’e saldırıyorlar. Bu saldırının nedeninin esasını da biliyoruz; 2. Meclis’in “devrim meclisi” olması. Osmanlı’nın eğitim sistemi bütün imparatorluğa eğitim götüremedi, birçok alanda olduğu gibi eğitimde de geri kalınmıştı. Genç Cumhuriyet, Anadolu’yu cumhuriyetle aydınlatmayı, köylüyü milletin efendisi yapmayı, kadın-erkek eşitliğini, laik Türkiye’yi yaratacak yolda arasız devrimlerle ilerlemeyi önüne koyduğu için 2. Meclis, 1. Meclis’ten farklı olarak toplumun daha ileri unsurlarından; aydınlardan, komutanlardan oluşmuştur. 2. Meclis milletin öncüsüdür, yüzyıllarca okuma-yazma bile öğretilmeyen köylüye halkevleriyle, köy enstitüleriyle eğitimi götürmüş, açtığı üniversitelerle, yurtdışından getirdiği değerli hocalarla Türk gençliğinin bilimle buluşmasını sağlamıştır. 2. Meclis, toplumun tamamını aydınlatma çalışmalarıyla zaten bizzat kendi durumuyla da savaşmaktadır. Burada sorunun kaynağı olarak cumhuriyeti görmek yüzyılların faturasını cumhuriyete kesmek demektir. Sonuç olarak 1. Meclis kurtarıcıdır, 2. Meclis kurucudur. İkisinin en önemli ortak özelliği emperyalizme karşı birinin topla tüfekle ötekinin kalemiyle, kitabıyla, fabrikasıyla savaşmış olmasıdır.

Mert GEZİCİ

Aydınlık

Etiketler