Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 23 Şubat 2018

Üste git

Üste

Yorum Yok

KIBRIS EMPERYALİZMİN ESİRİ OLMAYACAK -1

KIBRIS EMPERYALİZMİN ESİRİ OLMAYACAK -1

  KIBRIS EMPERYALİZMİN ESİRİ OLMAYACAK -1

Kıbrıs sorununa çözüm bulabilmek için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis 9 Ocak 2017’de Cenevre’de bir araya geldi. 12 Ocak 2017’de ise garantör devletlerin de iştirak ettiği görüşmeler kesin çözüme ulaşamadan 18 Ocak 2017 tarihine ertelendi.

Emperyalizmin, FETÖ, PKK ve IŞİD’le Türkiye üzerinde izlediği bölücü politikaların yanı sıra Kıbrıs’taki Türk hakimiyetine de son verme girişimleri Türkiye’ye güneyden vurulması planlanan bir diğer darbedir. Tam da bu müzakereler sürecinde Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın hazırladığı takvimde, Kuzey Kıbrıs’ta ilan edilen cumhuriyet rejimini ve de Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı hedef almaları emperyalizmle beslenen AB’nin Yavru Vatan Kıbrıs’ı Türkiye’den koparma politikalarına destek niteliğindedir.

Peki tarih boyunca Kıbrıs Meselesi nasıl cereyan etmiştir ? Bu yazımızda Kıbrıs’a barış gelmeden önce bozgunculuğu, savaşı temsil eden Rum tezinden yani Enosis’ten ve iki devletin varlığını savunan, barışın simgeleyen Türk tezinden, Taksim Tezi’nden bahsederek bu iki tezin Kıbrıs Barış Harekatı’na kadar olan süreçteki gelişimlerini açıklamaya çalışacağım.

İngilizler’in yönetiminde bulunan adada Rumlar Enosis taleplerinde bulunmaktaydı. Enosis, Yunan Megali İdea’sının hedeflerinden biridir. Bu hedefe göre ada Yunanistan ile birleştirilmeliydi (1). Enosis fikri ile Türk milletinin varlığı yok sayılıyor, Rumlar Kıbrıs halkının Adanın Yunanistan’a bağlanmasını istediklerini dillendiriyorlardı. 2. Dünya Savaşı’nda İngiltere’nin yer aldığı ittifaka dahil olan Yunanistan, savaşın bu ittifakın lehine sonuçlanmasının ardından Kıbrıs talebini yeniden İngiltere’ye dile getirdi. İtalya’nın 1947’de On İki Ada’yı Yunanistan’a teslim etmesi Enosis fikrine giden yolu açmış, Yunanistan’a hedefe yaklaştıkları doğrultusunda ümit vermişti. Bu duruma karşılık vali Lord Winsten adada bir özerk yönetim olmasını önermiş, bu öneri üzerinde görüşülmesi için Rum ve Türk temsilcilerini çağırmıştı. Rumlar henüz ilk toplantıyı, Enosis’ten başka bir konu üzerinde durmayız diyerek terk ettiler.

Rumların Enosis faaliyetleri devam etmekteydi. Kıbrıs’ta İngiliz idaresinde yönetilen Rumlar Enosis isteklerini dile getirmekteydiler. 1950 yılında Kıbrıs Rum Komünist Partisi (AKEL) ve kilise işbirliğinde bir halk oylamasına gidildi. Oylamanın sonucuna göre Rumların %96’sı adanın Yunanistan’a ilhakı istemekteydi. Fakat bu oylamada Kıbrıs Türkleri yer almıyordu..

Bu sırada Türkiye oldukça pasif bir tavır sergiliyor, kendisini olayların dışında tutuyordu. CHP hükümeti Dışişleri Bakanı Necmeddin Sadak 23 Ocak 1950’de TBMM’de “Kıbrıs Meselesi diye bir mesele yoktur” beyanında bulunurken aynı yıl hükümete gelen Demokrat Partisi’nin ilk Dışişleri Bakanı olan Fuat Köprülü de aynı sözleri dile getirmişti. İzlenen bu tutum Enosis yanlısı Rum ve Yunanlıların işine geliyordu.

1954’te Başpsikoposluğa seçilen Makarios, Yunanistan’la birlikte konuyu Birleşmiş Milletler’e götürdü. Plebisit sonuçlarının tanınmasıyla birlikte Birleşmiş Milletler’e başvurarak Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması için Rumlara self determinasyon hakkı verilmesini istedi. Self determinasyon, milletlerin kendi siyasal durumlarını ekonomik, sosyal ve kültürel manada izleyecekleri yolu kendi istençleri ile belirlemeleridir. Kendi geleceğini belirleme hakkı yalnızca ulusun kendisine aittir(2). Bunun üzerine Türkiye de Birleşmiş Milletlere müracaat ederek Kıbrıslı Türkler’e de self determinasyon hakkının verilmesini istedi. Türkiye’nin itirazları neticesinde İngilizler bu oylamayı kabul etmemişlerdir. Yapılan plebisit hukuki olarak sonuçlanmamış olsa da Rumlar niyetini artık açıkça belli etmişlerdi, Türkler de bunu çok iyi anladılar ve zihinlerine kazıdılar. Birleşmiş Milletler’in Türkiye’nin isteğini kabul etmesiyle Rumlar ve Yunanlılar Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak amacıyla terör faaliyetlerine başlamışlardır.

Silah ve maddi destek almak için Yunanistan’a giden Makarios burada Enosis taraftarları ile görüştü. Görüşmeler neticesinde Enosis’i örgütlemek üzere Kıbrıs Mücadelesi Ulusal Örgütü (EOKA) kurulmuştur. Terör faaliyetlerini yürütmek amacıyla kurulan EOKA’nın başına Yunanlı Albay Grivas getirildi. Grivas 1 Nisan 1955 tarihli bir bildiri ile hedefinin “adadan İngilizleri kovmak, Türkleri ise imha etmek suretiyle Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak olduğunu ilan ederek adanın her tarafında bombalı saldırı düzenleyerek eyleme geçmiş, önce, İngilizlere karşı düzenlenen eylemler, kısa sürede Türklere yönelmiştir. Adada şiddetli eylemlerin artışı İngiltere’de telaş uyandırmış, bu telaş EOKA’ya karşı Türklerin desteğini aramaya yöneltmiştir.

Bu yıllarda Türkiye’nin Kıbrıs politikası açıklık kazanmıştı. Kıbrıs’ın tamamen Yunanistan’a bağlanmasına karşı çıkan Türkiye, Kıbrıs Türkleri ile çıkarlarını koruyacak en iyi çözüm olarak “Taksim”i ortaya koydu. Taksim Tezi, Türkiye ile Yunanistan arasında coğrafi olarak taksim edilmesiydi. Bu teze göre Türklerin çoğunlukta olduğu kısımlar Türkiye’ye, Rumların çoğunlukta olduğu kısımlar ise Yunanistan’a verilmeliydi. (3)

Kıbrıs Türkleri, Türkiye’nin taraf olmasından sonra güçlenerek harekete geçmişler, terör faaliyetlerine karşı savunma amacıyla direniş örgütlenmeleri kurmaya başlamışlardı.

KIBRIS TÜRKLERİ MÜCADELEYE BAŞLIYOR

EOKA’nın aman vermeyen saldırıları karşısında Kıbrıs Türkleri direniş örgütleri kurmaya başlamışlardı. Bu örgütler KITEMB (Kıbrıs Türk Mukavemet Birliği), Volkan ve 9 Eylül Cephesi’dir. Kurulan bu örgütler Kıbrıs Türklerinin direnişi ve Rum terörüne karşı verdiği mücadele bakımından çok önemlidir. Bu mücadelelerden elde edilen tecrübe ve bilgi birikim daha sonraki mücadelelere yön verecekti.

Ancak söz ettiğimiz yer altı direniş örgütlerinin yetersiz oluşu, siyasal, temel, hedef ve disiplinden yoksun oluşu yeni bir yeraltı örgütü ihtiyacına işaret ediyordu. 1957 yılının Kasım ayında Volkan, Dokuz Eylül Cephesi ve diğer adsız direnişçilerin katılımıyla Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kurulmuştur. TMT’nin kuruluşunu 1 Ağustos 1958 olarak gösteren bazı kaynaklar da mevcuttur, ancak biz şunu biliyoruz ki TMT o tarihte Yarbay Rıza Vuruşkan’ın adaya çıkması ile resmen ilk kez harekete geçmişti. Aradaki 9 aylık süreç ise TMT’nin mücadele öncesi yaptığı hazırlık dönemi olarak değerlendirilebilir.

Gizli bir yer altı teşkilatı olarak kurulan TMT, Rauf Denktaş, Dr. Burhan Nalbantoğlu ve Kemal Tanrısevdi tarafından kurulmuştur. TMT kuruluş bildirisi hazırlanarak 26 Kasım 1957’de ada çapında dağıtımı gerçekleştirilmiş, ardından örgütlenme ve savunma çalışmalarına yönelinmiştir.

Rauf Denktaş’ın TMT hakkında bilgileri Dr. Fazıl Küçük’e aktardı. Ardından Denktaş ve Küçük, konuyu Türkiye’ye duyurmaya ve yardım istemeye karar verdiler. Burada Denktaş’ın mücadelesini verdiği en mühim mesele “Türkiye’ye davayı sahiplendirme mücadelesi”idi.

2 Ocak 1958’de Denktaş ile Küçük, dönemin Dışişleri Bakanı olan Fatin Rüştü Zorlu’yu ziyaret ederek konudan bahsettiler. Rumların bu işi EOKA ve Yunanistan’la yürüttüğünü, Türkiye’nin Kıbrıs Türklerine yardımı olmazsa yaşanan bu gelişmelerin Rumların lehine sonuçlanacağını belirten Denktaş ile Küçük, Zorlu’dan silah talebinde bulunuyordu. Bu hususta Menderes ile görüşüp onu ikna etmek için zamana ihtiyaç duyan Zorlu, Denktaş ile Küçük’ün talebini 1 Ağustos 1958’de yerine getirecekti.

Yunanistan Başbakanı yaptığı bir konuşmada, bu mücadelenin Kıbrıs’la Yunanistan’ın birleşmeden son bulmayacağını dile getiriyordu. Türkiye ise Taksim Tezini ortaya koymaya hazırlandığını bildirdi. Grivas’ın 1 Nisan’da savaş ilan etmesi üzerine Türkler “ya taksim ya ölüm” diyerek mitingler düzenledi. EOKA ise mitinglere verebileceği en alçak karşılığı Atatürk’ün resmini parçalamakla verdi. Artık hiçbir şeyin Türkleri tutması mümkün değildi. Gençlik örgütleri 43 şehirde büyük mitingler düzenlemek için hazırlığa başladı. İlk büyük miting İstanbul’da 300.000 kişinin katılımıyla gerçekleşti. Kıbrıs Türkleri bu günü her yıl kutlayacakları Milli Mücadele günü olarak kabul etti. Sonra Ankara, İzmir, Kayseri, Erzurum, Antakya gibi şehirlerde de mitingler yapıldı.

17 Haziran’da TBMM’de yapılan toplantı sonucunda Taksim Tezi, Türkiye’nin milli politikası olarak belirlendi.

Zorlu, Menderes’e İngiltere’nin 19 Haziran’da Kıbrıs’la ilgili yeni planında Türklerin Taksim Tezi’nden bahsedilmediğini aktardı. Ardından silahlı örgüt kurma fikrini bildiren Zorlu’nun teklifi Menderes tarafından kabul edildi ve bir an önce hazırlıklara başlaması istendi.

EOKA Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak adına gerçekleştirdikleri, bunun için de Türk halkının malına, canına kasteden faaliyetler yürütmekteydi. Türklerin gerekli çalışmalar yürütmesiyle ‘Türk Mukavemet Teşkilatı’nın teşkilatlanması ilk olarak 1 Ağustos 1958’de gerçekleşmişti. Örgütün başına geçecek ismin Yarbay Rıza Vuruşkan olması uygun görüldü.

Örgütle ilgili en önemli şey, örgüte üye olacak mücahitlerin eğitilmesiydi. Bunun için gerekli hazırlıklar yapıldı. Erenköy ve Yeşilköy birimleri silahların kaçakçılığı ve muhafazası ile görevlendirildi.

Mücahitler, TMT’nin kuruluşuyla birlikte Kıbrıs’ta destan yazan Türk direnişinin yılmaz genç neferleri olarak adını tarihe yazdıracaktı.

 

19 Şubat 1959’da Londra’da yapılan toplantıya Rumları temsilen Makarios, Türkleri temsilen de Dr. Fazıl Küçük katılarak Zürih ve Londra Antlaşmalarının imzalanması ile Kıbrıs’ta hüküm süren İngiliz idaresi sona erdirilmiş, 1960 yılında ise Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmuştur. Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhak edilmesini isteyen Rumlar Kıbrıs Cumhuriyeti’ni, Enosis’e ulaşmak için geçici bir dönem olarak değerlendiriyorlardı.

27 Mart 1963’te Garanti Antlaşması aleyhinde konuşan Makarios, 25 Eylül’de anayasayı değiştirmek niyetinde olduğunu açıkladı. 21 Ekim’de Bakanlar Kurulu toplantısında Kıbrıs konusu ile ilgili açıklama yapan İnönü, Kıbrıs anayasasının Londra ve Zürih Antlaşmalarının tam olarak uygulanmasını sağlamaktaki kararlılığı dile getirdi. Makarios ise anayasayı istediği gibi değiştirmeyi talep etti. Türk hükümetinin bunu reddetmesiyle Makarios dönemin İçişleri Bakanı Yorgacis’e Akritas planını uygulaması için emir verdi. Tarih 3 Aralık 1963’e geldiğinde Türkleri adadan temizlemek amacıyla hazırlanan Akritas planı uygulanmaya başlandı. İlk kez bir Türk kaçırıldı, hukuka aykırı bir şekilde insanların üstü aranmaya başlandı. Ertesi günü okullarda öğrenciler Rum polislerini protesto ettiler. Lefkoşa’da komutanlar ve Mücahitler önceden hazırlanan mevzilerde noktalarda bekliyorlardı. Diğer yandan Rumlar da meydanları, insanları ve polisleri işgal altına aldılar.

Ajansla dünyaya Kıbrıs’ta iç savaş patladı şeklinde haberler yayılıyordu. TMT ise artık yer üstüne çıkmıştı. Mücahitler yaptıkları savunmalarla Rumların yarattığı çatışmaya gereken cevabı veriyorlardı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla İngiliz üslerinde bulunan İngiliz askerlerine ‘Geçici Barış Gücü’ görevi verildi. İngiliz askerleri tüm adada Türk ve Rum bölgeleri arasına Yeşil Hat çekmiştir.

26 Aralık 1963’te Yeşil Hat’ın çizilmesi ve karşılıklı ateşkes antlaşmasının yürürlüğe girmesine rağmen Rumlar saldırılarını tüm adaya yaymışlardı. Arpalık, Baf, Limasol ve Erenköy’e saldıran Rumlar’a karşı mücahitlerin  sergiledikleri sağlam duruş Rumların ateşkes isteyip geri çekilmesine neden olmuştu.

1952 yılında Türkiye’nin NATO’ya katılmasıyla ABD ile arasındaki askeri birlik hızlı bir şekilde gelişmişti. 1964 yılı Türkiye-ABD ilişkileri bakımından bir dönüm noktası oldu. Kıbrıs Türklerinin Enosis adına katledilmeleri üzerine Türkiye Kıbrıs’a müdahale etme kararı vermişti. Ancak Türkiye aldığı bu karar nedeniyle Başkan Johnson tarafından sert bir şekilde uyarılmıştı. Yunan destekli Makarios terörünü görmezlikten gelip Türkiye’nin uluslararası antlaşmalardan doğan meşru haklarını kullanmasını bir saldırı olarak niteleyen ABD, Türkiye’nin iyi düşünmesi gerektiğini, Türkiye’nin müdahalesinin Sovyetler Birliği’ni harekete geçirmesi durumunda ABD ve müttefiklerinin Türkiye’nin yardımına gelmek istemeyeceğini bildirdi.

ABD, bu uyarıyla Türkiye’ye bir nevi yaptırım uyguluyordu. Uygulanan bu yaptırım yüzünden yapılması planlanan Türk askeri çıkartması yapılamadı. Böylece mektup Türkiye’nin hareket alanını kısıtlayarak siyasi ve askeri haklarını kullanma serbestisini ortadan kaldırdı.

Makarios, Enosis’i gerçekleştirmeyi uzun vadeye yaymak isterken Yunanistan da darbe ile başa geçen askeri cunta prestijini yükseltmek için Kıbrıs’ı bir an evvel Yunanistan’a ilhak etmek istiyordu. Bu iki farklı düşünce tarafları düşman haline getirdi. Yunan subaylarının Yunanistan’dan aldıkları talimat üzerine Nikos Sampson önderliğinde 15 Temmuz 1974’te yaptıkları darbe ile Makarios’u devirmiştir.

1.yazımızda Kıbrıs Barış Harekatı’na giden süreçte Rum Tezi ile Türk Tezinin çatışmalarını, iki milletin bir arada yaşamasının Türklerin aleyhine olmasıyla birlikte adada kaos ortamını oluşturduğunu açıklamaya çalıştım. Bir sonraki yazıda ise bu kaosu sonlandıracak çözümün barış olduğunu, barışın ise yapılan Kıbrıs Barış Harekatı, yani Kıbrıslı Türklerin deyimi ile “Mutlu Barış Harekatı” ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulması ile sağlandığını açıklayacağım.

 

BEGÜM ERDOĞAN

İNCİRALTI TARİH CEMİYETİ ÜYESİ

DİPNOT :

 

 

KAYNAKÇA :

Başbuğ, İ., Unutulan Ada Kıbrıs, Kırmızıkedi Yayınları, 2.Basım, İstanbul, 2016

http://www.ulusalkanal.com.tr/m/?id=137023

https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Ya_Taksim,_Ya_Ölüm

Saray, M., Türkiye ve Yakın Komşuları, Atatürk Araştırma Merkezi, 2.Basım, Ankara, 2010

Özakman, T., Çılgın Türkler Kıbrıs, Bilgi Yayınevi, 26. Basım, Ankara, 2016

Yalçın, E.,Türk Mukavemet Teşkilatı ve Rauf Denktaş, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, S.58, s.279-301, Ankara, 2016

Yüksel, Y., D., Kıbrıs Türk Milli Mücadelesi (1914-1958), Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, c.8, S.18-19, s.161-184, İzmir, 2009

İzgi, A. R., Kıbrıs Barış Harekatı Sonrasında Türkiye’ye Uygulanan Silah Ambargosu ve Sonuçları, Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Denizli, 2007

 

Akgül, M., U., Türk Mukavemet Teşkilatı, Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Balıkesir, 2016