Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 19 Kasım 2018

Üste git

Üste

Yorum Yok

Kemalist Devrimin Yılmaz Savunucusu: Mahmut Esat

Kemalist Devrimin Yılmaz Savunucusu: Mahmut Esat

Kitapların her sayfasında bir zafer yazılı.
Her adımda fırt demiş fırlamış bir büyük adam.
Ama ödeyen kimler harcanan paraları?
Ama pişiren kim zafer aşını?

Bertolt Brecht’in Okumuş Bir İşçi Soruyor şiirinden şu dizeleri doğru anlamak gerekmektedir. İşte bu dizelerde geçen zaferlerden bir tanesi de Belgrad Ormanlarında başlayan Türk Devrim Tarihi’nin en büyük atılımını gerçekleştirdiği Kemalist Devrim’dir. Kemalist Devrim’in zaferlerini birçok kitap yazdı günümüze kadar. Ancak Mahmut Esat Bozkurt’un olmadığı kitaplarda Türk Devrimi eksik kalmaktadır. Bu yazıda elimizden geldiği kadar Türk Devrimlerinin yılmaz savunucusu Mahmut Esat’ı anlatmaya çalışacağız. Onu anlatarak hem İnciraltı Tarih Cemiyeti olarak tarihin bize yüklediği görevlere sadık kalacağız hem de “Kemalizm’in üstesinden gelmeye çalışanlara” pabuç bırakmayacağız. Günümüzde büyük bir savaş sürüyor içeride ve dışarıda. Amerikan emperyalizminin bölgemizdeki ve dünyadaki emellerine ulaşmada gerçekleri ters yüz ettiklerine çoğu kez tanık olmuşuzdur. Vatanımızı bölmeye, parçalamaya çalışanlar için tarihimizi ters yüz etmek ve
Mustafa Kemal’i yalnızlaştırmak ne kadar önemliyse Mahmut Esat’ı kenarda unutulmaya bırakmak da o derece önemlidir. Bizler de Mahmut Esatları anlatarak, Mustafa Kemalleri anlatarak Kemalist Devrim’in ters yüz edilmesine engel olacağız.

Ülkesinin Sorunlarına Seyirci Kalmayan Elini Taşın Altına Koyan Serdengeçti

Mahmut Esat Bozkurt 1892 yılında doğmuş ve 1908 Hürriyet Devrimi’nden fazlasıyla etkilenmiş bir devrimcidir. İstanbul Hukuk Fakültesi’nde okumuş sonrasında da Friborg Üniversitesi’nde hukuk dalında lisans eğitimi almış, hukuk doktorası yapmıştır. 1918 yılında tamamladığı tezi “ Osmanlı Kapitülasyonları” ile ülkesinin sorunlarından uzakta kalamayacağının işaretlerini vermiştir.

Daha sonrasında ülkesinin düşman tarafından işgaline seyirci kalamamış ve Kuşadası’na dönerek Kuvayi Milliye birliklerini burada kurarak başına geçmiş, düşmana karşı mücadele etmiştir. Sonrasında ise Ankara’ya geçerek kurulan Büyük Millet Meclisi’nde kararlılıkla mücadele vermiştir.

Hayatının her döneminde görüşleri doğrultusunda kararlılıkla mücadele eden, yılmayan, devrimlerin özünü anlayabilen insanlardan birisi olan Mahmut Esat’ın sadece mebusluk yapmadığı, aynı zamanda Hâkimiyeti Milliye ve Yeni Gün gazetelerinde yazdıkları yazılarıyla Türk halkına bir şeyler katmaya çalıştığı ortadadır. Bunun yanı sıra cumhuriyetin kuruluşundan sonra İktisat ve Adalet Bakanı olarak gerçekleştirdiği işler devrimin kararlığını ve ateşini içinde taşıdığının somut göstergesidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk İktisat Bakanı olarak Milli İktisat Kongresi’ni toplamış ve köylüyü her türlü boyunduruk, sömürü altından kurtararak milletin efendisi yapacak girişimlerde bulunmuştur. Bu kongrede özellikle milli
ekonomi, girişimcilerin Türkleştirilmesini ve karma ekonomiyi savunmuştur. Bunun yanı sıra Adalet Bakanı olarak Türk Hukuk Devrimi’nin gerçekleşmesinde büyük roller üstlenmiş ve hukukumuzun modernleşmesi için gerekli kanunların düzenleyicisi olmuştur. Mahmut Esat’a göre “devrimin yasası bütün yasaların üstündedir.” Tıpkı Mustafa Kemal gibi. Adalet Bakanı olarak görev yaptığı dönemde Ceza Yasası, İcra İflas Yasası, Mahkemeler Kuruluş Yasası, Hukuk ve Ceza Yargılamaları Usulü Yasaları, Borçlar Yasası yürürlüğe girmiştir. Ancak bu yasalardan en önemlisi Medeni Kanun’dur. Osmanlı Devleti’nde hâkim olan ümmet toplumunun ve kulluğun aşılması ve özgür yurttaşların yaratılmasında anahtar görev üstlenen Medeni Kanun’a yazdığı önsözünde Mahmut Esat yurttaşlık bilincinin kazanılması ve toplumun ilerleyebilmesi için “… Özünü dinden alan kanunlar, uygulandıkları toplumları indirildikleri çağlara bağlarlar. İlerlemeyi önleyen önemli nedenlerden biri budur.” Diyerek Mustafa Kemal Atatürk’ün ilan ettiği “Arasız Devrimler” sözünün uygulanmasına engel olan şeylerin karşısında aldığı tutumu göstermiştir.

Sadece meclis içerisindeki çalışmalarıyla yaşamını sürdürmemiştir. 1927’de Ege’de Türk gemisi Bozkurt ile Fransız gemisi Lotus’un çarpışması sonucu Türk adliyesinin Fransız kaptanı tutuklaması üzerine Fransa ile aramızda çıkan anlaşmazlığı çözmek üzere Atatürk’ün onayıyla konuyu Lahey Adalet Divanı’na taşımıştır. 7 Eylül 1927’de Türk devletini temsilen yaptığı başarılı savunma ile davayı kazanarak Mazlum Milletlerin emperyalizme attığı tokada bir yenisini daha eklemiştir. Gerçekleştirdiği başarı sadece yurt içinde yankı bulmamış Bozkurt-Lotus Davası dünya hukuk literatürüne yerleşmiştir.

Bu Toprakların Devrimcisi Devrimler Tarihini Keşfediyor!

İnsanlığın ilerlemesinde önemli yer tutan devrimler tarihini araştıran ve okuyan Mahmut Esat 1789 Fransız İhtilali’nden ve Jakobenlikten etkilenmiştir. “Hürriyet gericilerin elinde oyuncak değildir. Özgürlükler gericilerin eline bırakılamaz, gericilerin oyuncağı yapılamaz.” diyerek Fransız İhtilali’nden ne kadar etkilendiğini göstermiştir. Sadece Fransız İhtilali’nden mi etkilenmiştir? Hayır, tabii ki de. Devrimci diye nitelendirdiğimiz kişi tarihte yer alan bütün ilerici atılımlardan kendisine dersler çıkaran, onları özümseyen ve bu çıkardığı dersleri pratikte sınayarak kendi toplumunun ilerlemesi için çalışandır. Mahmut Esat Fransız İhtilali’nden etkilendiği kadar Marx ve Engels’ten de etkilenmiştir, Lenin’den de. Ancak günümüz “vatansız solcularından” bir farkı vardır: Vatanına, milletine ve devrimci geleneğine burun kıvırmamıştır. Belgrad Ormanlarında başlayan hürriyet mücadelesini de araştırmış, 1908 Hürriyet Devrimi ve İttihat ve Terakki’yi de okumuştur. Tüm bunlardan çıkardığı derslerle Kemalist Devrim’in yılmaz savunucusu ve teorisyenlerinden biri olarak tarihe mal olmuştur.

Marx’a olan ilgisini çeşitli yerlerdeki yazılarında ifade etmiştir. Bunlardan birisi:

“Karl Marx da büyük feragat örneklerindendir. Marx, Matmazel Vestfalen ile evlendi. Hem kendisi, hem karısı zengin aileye mensuptular. Ortaya attığı sosyalist davası uğrunda hapishanelere düştü. Kaçtı. Sürgünden sürgüne koştu. Fransa’ya gitti. Almanya’nın müdahalesi üzerine Fransa’yı terke mecbur oldu. Belçika’ya geçti. İşçi hareketleri başladı. Orayı da terk ile İngiltere’ye gitti. İngiltere’de barınabildi. Hayatını sıkıntı içinde bitirdi. Gazetelere yazılar yazarak geçiniyor, ara sıra da arkadaşı Engels’in yardımına mazhar oluyordu. Bugün Londra’nın bir mezarlığında, başında küçük bir taş olduğu halde, ebedi
uykusunda yatıyor.

Fakat dava mahiyeti itibariyle ne olursa olsun, bugün Rusya’da Marx’ın heykelleri yükseliyor. Dava dünyayı düşündürüyor. İşte bilginin, yüksek düşüncenin, feragatin verimi!” (Bkz. Mahmut Esat Bozkurt, Atatürk İhtilali, Kaynak Yayınları, İstanbul, Ocak 2015, sf 79) Mahmut Esat’a göre Marx’ın ve Lenin’in düşüncelerinde milliyetçiliğin ve demokrasinin noksanlarını tamamlayacak çok nokta vardı. (Bkz. Yeni Asır, 8 Ağustos 1933.)

Ayrıca Max Beer’in eseri olan Sosyalizmin ve Sosyal Mücadelelerin Genel Tarihi adlıkitabın Türkçeye ilk çevirisine yazdığı önsözde “Sosyalizmin ve Sosyal Mücadelelerin Umumi (Genel) Tarihi’nin çevrilmesiyle ulusal kitaplığımız, değeri yüksek bir eser kazanmış oluyor.” Diyerek devrimci tarihe verdiği önemi bir kez daha göstermiştir.(Bkz. Max Beer Sosyalizmin ve Sosyal Mücadelelerin Genel Tarihi, Kaynak yayınları, İstanbul, Kasım 2012,sf 17)

Bunun yanı sıra Türkiye’nin seçmesi gereken ekonomi modeli olarak devlet sosyalizmini gerek Hâkimiyeti Milliye yazılarında gerekse konuşmalarında belirtmiş ve liberalizmi yerden yere vurmuştur. “Türk milleti, medeni bir millet sıfatıyla, memleketi şimendiferleriyle, yollarıyla, kanallarıyla, fabrikalarıyla imar etmek, sömürgelikten kurtulmak için sanayisini korumak, ziraatını inkişaf ettirmek, uluslararası ticaretine genişlik vermek zorundaydı. Başka türlü 20. Yüzyılda hiçbir anlam ifade edemez! Yaşayamazdı. Nasıl ekonomik bir politika takip etmeliydi? Bize her yönden uyan ekonomik politika, devletçilik,
devlet sosyalistliği idi.”

Makam, mevki peşinde olmaması ve halk karşısında herkesin sorgulanabileceğini düşünmesi devrimci iradesinin somut örneğidir. Mahmut Esat, savcılar için “Cumhuriyet Savcısı” unvanının isim babasıdır. Atatürk’ün huzurunda yapılan bir tartışmada savcılara cumhuriyet savcısı unvanının verilmesinin ayrımcılık olacağı söylenmiştir. Sebep olarak da bakanlara, müsteşarlara böyle bir unvan verilmemesi gösterilmiştir. O anda Mahmut Esat’ın verdiği cevap devrimci tutumunun somut göstergesidir. “Çünkü öyle zaman olur ki, Cumhuriyeti korumak için, başbakandan, bakandan, müsteşardan bile hesap sormak gerekir. İşte o Cumhuriyet Savcısıdır.” ( Güneri Cıvaoğlu, “Kafasına Kafasına”, Milliyet gazetesi, 25 Mayıs 2008)

Sonuç Yerine

Mahmut Esat, bütün hayatı boyunca toplumun ve insanlığın gelişebilmesi adına tavır almış ve görüşlerini açıklamaktan hiçbir zaman çekinmemiştir. Benimsediği dünya görüşünün, ideolojisinin getirdiği bir şey olarak bağımsızlıkçılıktan ve antiemperyalistlikten hiç vazgeçmemiştir. Yazılarında ve gerçekleştirdiği işlerinde her zaman emekçinin toplumda söz sahibi olabilmesi için çalışmış ve her türlü sömürünün kalkacağı bir dünyanın özlemi ve ateşiyle mücadeleye devam etmiştir. Devrimlerin ve sonrasındaki inkılâpların başarılı olabilmesi için sırtını emekçiye ve ezilenlere yaslaması gerektiğini düşünmüştür. Fransız ve Amerikan Devrimleri’nin sonrasında başarılı olamamasının sırtını burjuvaziye yaslamasından ötürü olduğunu yazmıştır. Bunun için de gerek İktisat Bakanlığı görevindeyken gerek Adalet Bakanlığı görevindeyken bazı uygulamalarda bulunmuştur.

İşte içi devrim aşkıyla yanıp tutuşan Kemalist Devrim’in Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt. Mustafa Kemal Atatürk’ün kararlılığıyla devrim kanunlarını uygulayan ve yenilerini koyan irade aynı iradedir. Günümüzde de devrimci irade ve kararlılıkla mücadeleye devam etmek ve Mahmut Esatlardan aldığımız bayrağı daha da yukarılara taşımak gençlik olarak
bizim en temel görevlerimizdendir.

Mahmut Esat’ın vefatı üzerine Yusuf Ziya’nın makalesinin sonunda yer alan bubölümle biz de yazımızı bitiriyoruz. “İsviçre dağlarından Anadolu dağlarına silah omuzda koşan hukuk doktoru, serdengeçti Mahmut Esat Bozkurt, vatan hudutlarından fikir hudutlarına kadar her cephede dövüşe dövüşe, en son, kalem elinde, Allah’ına kavuştu. Bir yanardağı toprağa veriyoruz.” (Mahmut Esat Bozkurt, Atatürk İhtilali, Kaynak Yayınları, 4. Basım, İstanbul, sf 11)

Kemalist Devrim’in özünü kavrayabilen o dönemin ileri kadrolarından olan Mahmut Esat’ı 64. ölüm yıldönümünde saygıyla anıyoruz.

Berke Mustafa Berkil
İnciraltı Tarih Cemiyeti

Kaynakça:
1.Bozkurt, Mahmut Esat, Atatürk İhtilali, Kaynak Yayınları, 4. Basım, İstanbul, Ocak 2014,
2.Savaş, Vural, Çağdaşlaşmanın Tek Yolu Devrimci Hukuk, Bilgi Yayınevi, 1.Basım, İstanbul, Kasım 2012
3.Teori Dergisi, Kemalist Devrim’in Teorisyeni Mahmut Esat Bozkurt, sayı 187 Ağustos 2005
4.Perinçek, Mehmet, Mahmut Esat Bozkurt, Marx için Ne Yazdı?, 10 Mayıs 2013, Aydınlık