Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 23 Mayıs 2018

Üste git

Üste

Yorum Yok

KADRO HAREKETİNE BİR BAKIŞ

KADRO HAREKETİNE BİR BAKIŞ

Kadro Hareketi, Ocak 1932 yılında yayımlanmaya başlayan ve Türk devriminin ideolojisini sistemleştirmeyi kendine görev edinen bir yayın organı olan Kadro dergisi etrafında şekillenen bir fikir oluşumudur. Dergi üç yıl yayımlanarak 1935 yılında 36. sayısını çıkararak yayım hayatına son vermiştir. Şevket Süreyya Aydemir, Vedat Nedim Tör, Burhan Asaf Belge, İsmail Hüsrev Tökin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Şevki Yazman tarafından çıkarılan kadro dergisi inkılabımızın ideolojisini sistemleştirmeyi kendine şiar edinmiştir. Kadroculara göre sistemleştirilemeyen bir devrim ilerlemesini yapamaz. Bu doğrultuda hareket, Türk Devrimi’nin başarıya ulaşabilmesi için teorisinin yapılması gerektiğine inanmış ve bu alanda özgün çözümlemelerde bulunmuştur.

Şevket Süreyya  Aydemir’in 1931 yılında Türk Ocağı’nda verdiği ”İnkılap ve Kadro” adlı konferans hareketin manifestosu niteliğindedir. Bu konferans oldukça etkili olmuş ve  konferans sonrası işlenen fikirler, Şevket Süreyya Aydemir’in öncülüğü ve teorisyenliğinde 1932 yılında kadro dergisinin oluşumunu sağlamıştır. Şevket Süreyya Aydemir, bu hareketin yaratıcısı ve mimarıdır. Şevket Süreyya Aydemir’in bu konferansta dile getirdiği, asıl çelişmenin emperyalist ülkeler ile sömürge ülkeler arasında olduğu fikri hareketin oluşumda oldukça etkili olmuştur

Kadro dergisi inkılabımızın ideolojisini sistemleştirmek, sınıfsız bir toplum yaratmak, Türk Devrimi’ni kürsüleştirmek gibi amaçlar edinmiştir.

EZEN-EZİLEN MİLLET

Kadro Hareketi. Türk İnkılabı’nın ideolojisini oluşturmayı önüne bir misyon olarak koymuştur. İdeolojisi olmayan bir devrim, Kadroculara göre soysuzlaşır. Milli Kurtuluş Hareketleri(MKH), emperyalizme karşı yapılmış, dünya üzerindeki ‘teknik’ gelişmenin dağılımıyla ilgili adaletsizliği çözmeyi amaçlayan başkaldırılardır. Modern dönemdeki, 20. Yüzyılın başından itibaren giderek olgunlaşan emperyalizm olgusuna karşı ilk karşı duruş örneği Türk Devrimidir. Kadrocuların önünde sadece bu örnek, Türk Devrimi, olmasına rağmen Milli Kurtuluş Hareketlerinin kanunlarını bulmaya yönelmişlerdir. Milli Kurtuluş Hareketlerine, büyük bir güven duyan Kadrocuları, hareketin bitmesinden sonraki on yıllar haklı çıkarmıştır.(1)

Kadrocular asıl çelişmenin o koşullarda, sınıf çatışması değil, emperyalist ülkeler ile sömürge ve yarı sömürge ülkeler arasındaki çelişme olduğunu savunmuşlardır. Dünyada her şeyden önce ezen ve ezilen ülke çelişmesinin  kaldırılması gerektiği ve asıl kurutuluşun böyle gerçekleşeceği fikri hakimdir. Kadrocular, kapitalizmin sömürgeleştirme çabalarına kurtuluş yolu aramışlardır. İçeride devletçiliği ve anti feodal mücadeleyi, dışarıda ise antiemperyalist mücadeleyi savunmuşlardır. Kadro hareketi, birçok defa sınıfları yok saymakla suçlanmıştır ancak hareket, sınıfları yok saymaktan çok sınıf çatışmalarının emperyalizmin yarattığı sömürü düzenini yıkmada yeterli olamayacağını savunmuştur. Kadroculara göre emperyalist düzeni yıkacak olan sınıf çatışması değil ulusal kurtuluş hareketleridir.

İMTİYAZSIZ, SINIFSIZ, KAYNAŞMIŞ BİR MİLLET

Kadro Hareketi, MKH’nin amaçlarını, ülkelerarası sömürü ve bağımlılık ilişkisini bitirmek, ezilen ülkedeki ortaçağ ilişkilerini tasfiye ederek bir millet yaratmak ve yaratılan yeni milleti, Avrupalı tarzda sınıf çatışmalarını en yoğun bir biçimde yaşayan bir millet olarak değil, “imtiyazsız sınıfsız kaynaşmış bir millet” olarak yaratmak şeklinde ifade eder.

Avrupa’daki modern milletlerde, “kan, dil, kültür ve hatta iktisat alanında görülen birlik manzarasına rağmen”(2) toplum içinde iş ve menfaat birliği yerine sınıflar arasında menfaat çatışmasına dayalı çelişmeli bir yapı oluşmuştur. Bu bakımdan, Kadrocular Avrupalı tarzda millet olmayı eleştirir ve reddeder. “İdeal millet” yapısı(3) kendi içinde çelişme, çatışma ve sosyal kavgalara hayat hakkı vermeyen milli bir toplumdur.

Kadroculara göre, Türk milleti içinde sınıf farklılıkları ve bunlardan kaynaklı menfaat çatışmaları nüve halinde mevcuttur. Ancak modern anlamda sınıflar yeteri kadar olgunlaşmadığı için bu farklılıklar ciddi çatışmalara dönüşmemektedir. Bu sınıf farklılıkları giderilerek “iş ve menfaat” birliği sağlanmalıdır, aksi durumda Türk Milleti “tarihi vazifesini”(4) gerçekleştiremeyip Avrupalı milletlerin kaderini yaşayacaktır. Sınıf çatışmalarının önlenmesinde ve gerçek anlamda bir millet olabilmekte Kadrocuların önerdiği yol ise planlı ekonomi ve devletçiliktir.

Planlı ekonomi ve devletçiliğin temel amaçları, ülkedeki tekniği geliştirmek, bunu yaparken de sınıf çelişmelerinin oluşmasını önlemektir.(5) Kadrocular, MKH’nin devlet anlayışını farklı bir yere koymuşlardır. MKH’nin devlet anlayışının, Fransız devriminin burjuva demokratik devletinden, liberal devlet anlayışından, birinci dünya savaşı sonrası yükselen totaliter devlet anlayışından alacağı bir şey yoktur.(6) Türk devrimi, MKH’nin ilk örneği ve öncüsüdür. Bu bakımdan yeni devlet modelini, Türk devriminin kendisi yaratacaktır.(7)

Devletçilik, tekelcilik veya belli bir zümrenin menfaati için devletin teşebbüsleri kendi kontrolüne alması değildir. Devletçilik, halk yararına ve sosyal fayda için bir düzendir.(8)

Kadro hareketi varlığı sürdürdüğü süre boyunca Türk inkılabının ideolojisini sistemleştirmeyi kendine amaç edinmiştir. Kadro hareketinin bir şekle sokulmasından çok neyi amaçladığı ve gerçekte ne olduğu önemlidir. Aynı zamanda hareket emperyalizmin ve kapitalizmin dünyada yarattığı eşitsizliğe ve sömürüye karşı bir tepkidir. Kadro hareketi Türk devriminin etkisiyle dünyadaki esas çelişmeyi emperyalist ülkeler ile sömürge ülkeler arasında olduğu şeklinde okumuştur. Kadrocuların Osmanlı  İmparatorluğunun son dönemlerini görmüş  ve emperyalizme ilk tokadı atan bir milletin aydınları olarak dünyadaki çelişmeyi ezen-ezilen milletler  olarak okuması gayet doğaldır. Kadro hareketi bazı meselelerde bilimsel olarak eksik olmakla eleştirilmekle birlikte ilerici ve antiemperyalisttir.

DİPNOTLAR

(1) Çin, Kore, Vietnam, Kamboçya, Laos, Küba, Nikaragua ve Afrika Devrimleri örnek olarak verilebilir.
(2) Şevket Süreyya Aydemir, İnkılap ve Kadro, Remzi Kitabevi, Dördüncü Basım 1990, s.155
(3) Şevket Süreyya Aydemir, a.g.e., s.157
(4) Şevket Süreyya Aydemir, a.g.e., s.157
(5) Şevket Süreyya Aydemir, a.g.e., s.176
(6) Şevket Süreyya Aydemir, a.g.e., s.175
(7) Şevket Süreyya Aydemir, a.g.e., s.176
(8) Şevket Süreyya Aydemir, a.g.e., s.181