Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 11 Aralık 2018

Üste git

Üste

İnkılabın Evladı Dr. Reşit Galip

İnkılabın Evladı Dr. Reşit Galip

Tamtamlar, henüz Tıbbiye sıralarında iken vatan ve millet dertleriyle yanıp tutuşan, tahsilini yarıda bırakıp bu topraklar uğrunda can vermek için Balkan ve Birinci Dünya savaşlarına gönüllü giderek yaralanan, oradan İstiklal Savaşına koşan ve nihayet Türk Devriminin ön safında yer alan Dr. Reşit Galip için çalıyor. ABD’nin “kara gücüm” dediği eli silahlı PKK’lı ile takım elbiseli kravatlısından, sözde Tarihçi Mustafa Armağan’ına kadar hepsi aynı koroda buluşuyor. En nihayetinde son nefesine kadar yalnız vatanı, milleti ve hürriyeti için kendisini feda etmiş büyük Türk Devrimcisi Dr. Reşit Galip’in nezdinde kılıçlar, Cumhuriyet Devrimine sallanıyor.

Bugün sahip olduğumuz ve üzerinde yaşadığımız vatanın temelleri, savaş meydanlarının kızgın alevleriyle boğuşmuş Dr. Reşit Galip ve kuşağının, Milleti uğruna yok olmayı göze alanların sonsuz fedakârlıklarına ve kahramanlıklarına dayanmaktadır. Tamtamlar çalınır, kılıçlar sallanır fakat onun içindir ki bu temeller sarsılamaz.

Reşit Galip’in maarifçi bir arkadaşı şöyle yazmaktadır: “Oralarda döğüşenlerin hepsi şehittir; yalnız harp meydanlarında can verenlerin değil; uzun seneler sonra da senelerce yaşayıp ölenlerle, halen yaşayıp ölecek gaziler de birer şehittir; Reşit Galip de bir şehittir.”[1]

Vatan ve millet davası nerede ve ne zaman düğümlenerek tehlikeye girmişse Dr. Reşit Galip, ilk yardıma koşan gönüllüler ve serdengeçtiler arasında yer almıştır. Her fırsatta memleket ve millet kalkınmasını bütün bir ömür boyunca amaç edinmiş büyük vatansever Dr. Reşit Galip’in ardından Yunus Nadi şöyle der: “Maarif Vekâletine memleketin irfanının yükseltmek aşkıyla gelmişti. Oradan çekildikten sonra da bu aşkından zerre kaybetmiş değildi. İşte Gazi’nin feyizli elinde milletin istikbaline büyük hizmetler vadedecek veçhile tekemmül etmiş ve etmekte olan bu genç doktor, adına tıbbın zatürre dediği bir hastalığın pençesinde can vererek aramızdan ayrıldı gitti.”[2]

Dr. Reşit Galip’e göre Türk milletinin refah ve saadeti için çalışmak, bütün insanlığın refah ve saadetine hizmet neticesine varır. “Milli Mefkure Parolası” başlıklı yazısında şöyle der: “Bugünkü Gazi nesli inkılapçıdır ve bundan sonrakiler de öyle olacaklardır. Gazi Mustafa Kemal idealizmi; bu ana yollarda fikir aydınlığı, bilgi yüksekliği, ahlak sağlamlığı ile ve behemehal her milletten daha çevik, daha atılgan, daha hızlı, daha sebatlı yürümesi demektir. Gazi idealizmi; ilim ve sanatta, teknik kudret ve kabiliyette beden ve ruh sıhhatinde Türk milletini örnek millet mertebesine çıkarmak demektir.”[3]

Atatürk’e, ilke ve inkılaplarına bağlılığını açıkça ifade etmektedir. Tarihin bağrında bir vatanseverlik abidesi olan Dr. Reşit Galip’in “Medeniyet yolunda en ileri!..” parolası aynı zamanda Türk gençliğine bıraktığı eşsiz miraslardan sadece birisidir.

Atatürk, Reşit Galip’i çok severdi. Zekâsını, çalışma kuvvetini, dinamikliğini, inkılapçılığını, vatanseverliğini ve kendine bağlılığını görmüş, ona karşı samimi olmuştur. Dr. Reşit Galip’e yazdığı teşekkür mektuplarında sürekli Reşit Galip’in çalışkanlığından övgüyle bahsetmiştir. Yazdığı mektuplardan birisinde: “Ziyaret ettiğim mekteplerde muallimlerin, talebelerin feyizli mesai ve yüksek heyecanını sevinçle görmekteyim.”[4] der.

Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, laiklik, devletçilik, inkılapçılık prensiplerinin Atatürk tarafından konulmuş prensipler olduğunu söyleyen Dr. Reşit Galip, bunlara yürekten inanmıştır. Benimsediği ideal, bu fikirlerin toplamında idi. Durup dinlenme bilmeyen hayatını bu düşüncelerin ateşiyle yakarak bitiren Dr. Reşit Galip için Hasan Ali Yücel şöyle der: “Reşit Galip, sapına kadar inkılapçı idi. Kaplumbağa yürüyüşü ile çok geri bırakılmış aziz milletimizin çağdaşı topluluklarla boy ölçüşemeyeceğine inanmıştı. İlerlemeli idik ve çabuk ilerlemeli idik. Bazı hareketlerini, hatta bizzat yüzüne tenkit ettiği Atatürk’ün inkılapçı ruhuna hayatının her anında sadık kaldı. Onu her zaman kurtarıcı bildi.” [5]der.

Kuru gürültünün değil, içten yanan ateşin adamıdır Reşit Galip. Türk Medeniyetini, muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarmak için canhıraş çalışmış, “Medeniyet safında en ileri!..” onun parolası olmuştur. 1950’li yıllarda Behçet Kemal Çağlar’a Menderes Hükümetinin önde gelenlerinden biri: “Bir Milli Mücadele destanı yazsan, bizleri de karınca kararınca tasvir etsen” der. Çağlar: “Kiminiz siyasi hatalara gömüldü, kiminiz müteahhit oldu; destan kahramanı olacak bir iki büyükten başka kim var ki?” diye cevap verir ve sonra şöyle yazar: “Halbuki Reşit Galip, müstesnalardan biri idi; belki de birincisi! Makamın ve paranın onun katında yeri yoktu. O, idealinin ve ihtirasının adamı idi. Millete yararlı olmak, her gün yeni ve güzel bir şey yapmak, her gün birini daha davaya inandırmak ve fedai kaydetmek…”[6]

Henüz 41 yaşındayken hayata veda eder Dr. Reşit Galip. Kısacık ömrüne Devlete ve Millete hizmette büyük işler sığdırmayı başarır. Bu abide şahsiyet için çalışma arkadaşı Ankara İstiklal Mahkemesi Savcısı Necip Ali Küçüka şöyle der: “Reşit Galip idealist bir ihtilalci idi. Türk’ün emsalsiz seciyesini ve büyük ruhunu iyice sezmiş, kavramış idi. Ona göre Türk: Dünya milletleri içinde son sözünü değil, henüz daha ilk sözünü yeni söylemişti. Henüz daha yeni olgunlaşan Türk dehasının her sahada diğer milletlere rehberlik edeceğini söylerdi.” [7]

Türk yurdu, Reşit Galip’in ölümü ile inkılabın eşsiz bir öncüsünü kaybetmiştir. Büyük Reşit Galip’in zamansız ayrılığı, bütün gençliği ve yurttaşları derinden üzmüştür. Yakup Kadri Karaosmanoğlu bu zamansız ayrılığı şöyle tasvir eder: “Bizce, Reşit Galip’in şahsiyetindeki en kuvvetli cevher, onun durup dinlenmek bilmeyen inkılapçılık ateşinde idi. O, bu mukaddes ateşin içinde, bir serdengeçti fedai gibi kavrulup gitmiştir.” [8]

Falih Rıfkı Atay, Reşit Galip’in ardından “Yaratıcı ihtilal, evlatsız kalmaz. Fakat, Reşit Galip, bizim en geç unutulur bir ızdırabımız olacaktır” demişti. Türk Devriminin evlatları ve genç kuşaklar, inkılabın şanlı evladı Dr. Reşit Galip’i ölümünden 84 yıl sonra bile unutmayacaktır. O, büyük inkılapçı Reşit Galip’in mezarı kara toprakta değil; vatansever Türk Gençliğinin mert ve şan dolu göğsündedir.

Emrah ZORBA

Dipnot:

[1] Ahmet Şevket ELMAN, DR. REŞİT GALİP- 1892-1934, sf.8

[2] Ahmet Şevket ELMAN, DR. REŞİT GALİP- 1892-1934, sf.24

[3] Ahmet Şevket ELMAN, DR. REŞİT GALİP- 1892-1934, sf. 158

[4] Ahmet Şevket ELMAN, DR. REŞİT GALİP- 1892-1934, sf. 226

[5] Ahmet Şevket ELMAN, DR. REŞİT GALİP- 1892-1934, sf.34

[6] Ahmet Şevket ELMAN, DR. REŞİT GALİP- 1892-1934, sf. 37-38

[7] Yener ORUÇ, Atatürk’ün Fikir Fedaisi Dr. Reşit Galip, sf.127

[8] Ahmet Şevket ELMAN, DR. REŞİT GALİP- 1892-1934, sf. 315

inciraltitarih.com