Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 19 Haziran 2018

Üste git

Üste

Yorum Yok

İnciraltı’ndan İttihata Tıbbiyeli Bir Türk Devrimcisi: İBRAHİM TEMO

İnciraltı’ndan İttihata Tıbbiyeli Bir Türk Devrimcisi: İBRAHİM TEMO

Jön Türkler arasında ideallerini ve ideolojisini hayatın savurmacasına kaptırmayan ve düşünce sistemini gerici düzenin azgın sularında boğdurmayan devrimciler, şüphesiz ki mücadelesini hayatıyla birleştirmiş olanlardır. İttihat ve Terakki’nin 1/1 Numaralı üyesi İbrahim Temo da, bu gizlenen kahramanlardan biridir.

Tıbbiye sıralarında, İnciraltı ismini verdikleri toplantılarla başlayan siyasi hayatı ve tahsilindeki başarısı; mesleki hayatı ve dik duruşu ile iç içe geçmiştir. Arnavut kökenli olmasına rağmen Osmanlı’daki ilerici Türk hareketlerine önderlik etmiş ve Romanya temsilcisi olarak katıldığı Paris Barış Konferansı’nda Arnavutluk’un Osmanlı’dan ayrılmasına karşı çıkmış, bu konuda Fransa’daki Türk aydınlarını örgütlemeye çalışmıştır.

İbrahim Temo’nun siyasi alandaki duyarlılığını mesleki hayatıyla birleştirmesi kendisine ve davaya en büyük faydayı sağlamıştır. 1936’da İstanbul’da toplanan Balkan Birliği Tıp Kongresi’ne katılmış,Hürriyet Devrimi’nden sonraki çetin günlerde İstanbul ve Tekirdağ’da çıkan kolera salgınlarıyla başetmiştir. Gittiği her yerde doktor ve teşkilatçı kimliğiyle dikkatleri üzerine çekmiştir. 1939 yılında“Dahili ve harici vatanda inkılap ve ilmî irfan için çalışan Tıbbiyelilere” ithafen yazdığı “İTTİHAT VE TERAKKİ ANILARIM” kitabında şahsına münhasır vatana dair vazifeler ve milli inkılaba dair hatıratını yazmış; Türk Devrim Tarihi’nin önemli bir bölümüne ışık tutmuştur. Biz de yazımızda önemli ölçüde yararlandığımız bu kaynakla İbrahim Temo’nun öğrencilik yıllarına, siyasi hayatına ve mesleki çalışmalarına elimizden geldiğinde ışık tutacağız.

Tıbbiyeli Temo’nun Hürriyet Fikri ile Tanışması

Osmanlı’nın fikir akımlarının en yoğun olduğu Balkan topraklarından Manastır’da doğan İbrahim Temo (1865) ilk öğrenimini Struga’da tamamlar. İstanbul’a gelerek Kuleli Askeri Tıbbiye İdadisi’nde öğrenim görür ve 1888’de Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’ye girer. Yeni okulunda ileride büyük bir devrimin öncüsü ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin çekirdeğini oluşturacak olan İshak Sukuti,Mehmet Reşit ve Abdullah Cevdet gibi vatanseverlerle tanışır. Derslerine fazlaca çalışan Temo, gizlice tedarik ettiği siyasi ve edebi kitapları incelemekten de geri kalmaz. Diyarbakırlı İshak Sukûti, Arnavut Rıza, Selanikli Ahmet Bahtiyar ve sonraları inkılapta büyük hizmetlerde bulunan askeri idadisi talebelerinden bazıları ile görüşür, sofu meşrep ve mutaassıp olanlarla sunnilik ve Alevilik üzerine bahseder ve kendi deyimiyle bu konuda gereksiz yere birbirleriyle tartışırlar. Derste Namık Kemal’in Rüya’sını okurken pek iyi anlaşamadığı İshak Sukûti’nin teneffüste kitabı istemesi üzerine muhabbet ederler, bu muhabbet ileride hürriyet kavgasında omuz omuza yürüyeceği bir dost kazandırır Tıbbiyeli Temo’ya. (1)

İshak Sukûti, İbrahim Temo’ya Diyarbakırlı şair Hâmii Âmidi’nin şiirlerini ve Şarkî Anadolulu kimselerin edebi eserlerini verir, İbrahim Temo da kendisine Namık Kemal’in, Ziya Paşa’nın Rumeli ediplerine, Bektaşi ve Mevlevilere ait sırf Türkçe yazılmış gazelleri, nefesleri ve o sırada yabancı postalarıyla Londra’dan gelen Acem hürriyetçilerinin yayınladıkları gazeteleri verir ve bu hürriyet yayınlarını emin oldukları talebelere gizlice okuturlar.

İlk senelerde fikirleri hayli uyanır Tıbbiyelilerin, arkadaşlarıyla birlikte İstibdat’a dehşetli bir hareket zemini hazırlanır. Bunun yanında derslerindeki başarısı ile de örnek bir öğrenci olur Temo. Seksen birinci olarak girdiği Tıbbiye’de ikinci sınıfa beşinci, üçüncü sınıfa ise ikinci olarak geçer.

İnciraltı’ndaki Tıbbiyeli İttihatçılar

Bir gün İbrahim Temo teneffüs vakti elinde kitapla bahçede dolaşırken en yakın arkadaşları yanına gelirler. İshak Sukûti yeni bir şeyler olup olmadığını sorar. İbrahim Temo da her vakit birbirleriyle dertleştiklerini fakat bu tehlikenin giderilmesi için bir çare bulamadıklarından bahseder ve cemiyet kurarak faaliyete geçmek gerektiğini belirtir. Bu gücü kendilerinde bulamayan arkadaşlarına ise Türkiye’nin başına musallat olan “Etnik-i Eterya”yı üç Rum çırağının kurduğundan bahsederek arkadaşlarını kalpleri vatan sevgisiyle çarpan, namuslu dört Tıbbiyelinin bu işin altından kalkacağına ikna eder.

1889 senesi bir mayıs günü dört el sıkışır ve yeminler edilir. İttihat ve Terakki Cemiyeti artık kurulmuştur. Cemiyet ilk toplantılarına başlar, görevlendirmeler yapılır. “İnciraltı” ismini verdikleriyerde toplanırlar, ülkenin gidişatı hakkında değerlendirmelerde bulunurlar, önlerine görevler koyarlar. Tıbbiye sıralarında dertleşen vatanseverler, bu cemiyete sarılarak kendilerini ve hayallerini gerçekleştirmeye koyulurlar.

“İnciraltı Toplantısı” veya “On İkiler Toplantısı” dedikleri toplantılarla cemiyet gittikçe büyür.
Cemiyetin İtalyan Karbonari Mason Teşkilatı’nı örnek alarak hücreler halinde yapılanması, her üyeye
bir sıra numarası verilmesi bu toplantıda kararlaştırılır ve birinci hücrenin birinci üyesi İbrahim Temo
olur. Cemiyet hürriyet fikri etrafında özellikle Osmanlı topraklarında yaşamış ve Balkanlar’da ilerici
hareketlerin etkisinde kalan Arnavut, Türk, Romen, Boşnak aydınlarının Türkçülük çatısında birleşmesiyle gittikçe yayılır.

İbrahim Temo çalışmalarından ötürü birkaç kez tutuklanır fakat bu olaylar onun düşüncelerinin peşinden gitmesine engel olmaz. Tıbbiye Mektebi’nde geçen hareketli senelerin ardından 1892 senesinde Kuduz hastalığı üzerine verdiği tez ile mezun olur. Ayrıca öğrencilik yıllarında üç yüz sayfadan çok tutan ve herkesçe faydalı olacağını düşündüğü “Aile Tabibi” eserini de kendi parasıyla bastırır.

Cemiyetin Osmanlı topraklarında genişlemesinden doğan baskı nedeniyle İbrahim Temo, faaliyetlerini
felce uğratmamak ve emellerini heba etmemek için Türkiye ile temas halinde bulunacağı bir ülke olan
Romanya’ya göç eder. Göz hastalıklarına dair bilgi ve ihtisasını artırmak için gittiği Bükreş
hastanelerinden birinde Türk olduğu için onu işe almazlar, o sırada orada bulunan ve Cemiyet
destekçisi bir Romen yetkili olayı görür ve müdahale eder. Bu sayede girdiği hastanede deneyimini

artıran Temo “Vatana dönüşümüzde iş başına geçersek ne yapabiliriz?” diye düşünmekten de kendini
alamaz. Örgütüne her şubede ıslahata başlamak için şimdiden hazırlanmayı ve mühim meselelerin
üzerine rapor hazırlanmasını önerir. Kendisi de eğitim meselesini ele alır. Hazırladığı eğitim raporu
Cumhuriyet Dönemi’nde uygulamaya konulan Tevhid-i Tedrisat’a çok benzemektedir. Raporun
maddelerinden birkaçı şöyledir:

-Osmanlı idaresinde yaşayan bireyler ve uyrukların tümünü içine almak üzere, ilkokul eğitim
dönemi 7 yaşından itibaren ücretsiz ve zorunludur.
-Türk lisanı, hali hazırda Arap harfleriyle yazıma ve anlatıma uygun olmayıp Türk eserlerini
Avrupalılara tanıtmak üzere harfleri Türk diline uygun şekillendirilerek resmi olarak kabulü
gerekir( İbrahim Temo bu konuda ısrarcıdır ve kendisini bu nedenle Latinci ismini verirler ) (2)

Paris’te İttihatçı İbrahim, İstanbul’da Doktor Temo

İbrahim Temo, Paris’teki Jön Türk kongresine katılır. Kongrede Ahmet Rıza Bey’in savunduğu merkeziyetçi idarenin karşısında Prens Sabahattin’in “adem-i merkeziyet” fikri çarpışır. Sabahaddin Bey ve Ermeniler “adem-i merkeziyet” görüşünü savunurken, Ahmet Rıza Bey ve İbrahim Temo’nun katıldığı grup bu düşüncenin aleyhinde bulunurlar. Toplantıdan net bir karar çıkmaz.

İbrahim Temo ve cemiyetin arası zaman zaman açılır. Hürriyet Kabesi’nde komiteden uzaklaştırılmasının ardından Romanya’ya geri döner. Yıllar sonra gerçekleşen Hürriyet Devrimi’nin ardından Köstence’de bulunan İbrahim Temo, haberin Balkanlara ulaşmasıyla birçok yerde Hürriyet şenliklerinin yapıldığına tanık olur. Hatta ikamet ettiği yere gelen halk, elinde Türk bayraklarıyla “Yaşasın hürriyet ve hürriyeti uyandıran fedakâr Türkler” diyerek onu alkışlarlar. (3)

Devrimden sonra İstanbul’a dönen Temo, Talat Paşa tarafından İstanbul ve Tekirdağ’daki kolera salgınlarıyla ilgilenmek üzere görevlendirilir. Doktor Temo salgın sebebinin deredeki kirli sulardan olduğunu anlayarak suyu ilaçlar ve bölgeyi karantina altına alır. Kolera salgını kısa sürede geçer, bu başarılı çalışma imparatorluğun diğer bölgelerine de örnek olur.

İBRAHİM TEMO ATATÜRK’Ü NEDEN SEVER?

Genel tarih anlayışına göre İttihatçıların Mustafa Kemal ile arasının bozuk olduğu hep vurgulanır. Kemalizm’e giden süreçteki kuvvetler uzaklaştırılarak Cumhuriyet Devrimi gökten inmeci olarak gösterilir. İbrahim Temo ve Mustafa Kemal arasındaki saygı diyalogu ise bu argümanın karşısında duran en sağlam delillerdendir.

İbrahim Temo, 1937 yılında Mustafa Kemal’i ve yaşanan devrim sürecini değerlendirdiği bir yazı yayınlar ve hatıratının sonuna bu yazıyı ekler. Bu ekte, bunca badireyi ve toplumsal çalkantıları yaşamış bir doktordan Cumhuriyet Devrimi’nin kazanımları ve Mustafa Kemal’in dehasından övgü ile bahsedilir. Temo, devrimlerin toplumu kulluktan birey olmaya yönelttiğini belirtir. Her şeyi hükümetten beklemeyi, ağzını göklere açarak Allah’tan yağmur dileyip çapanın sapına, pulluğun boynuzlarına sarılmadan gıda beklemeyi değersiz bulur ve “El ele, el Hakka” Türk atasözünü unutmamayı öğütler, Mustafa Kemal’i de bu anlayışı yerleştirmeye çalıştığı için över.(4)

“Atatürk’ü Neden Severim” ekinin sonunda Türkiye Cumhuriyeti ve Mustafa Kemal’in daha çokyaşamasını dileyerek aşağıdaki tavsiyelerde bulunur:

-Aydın ve işçi kısmının kol ve akıl kuvvetlerini birleştirip topluca faaliyete getirmek için
birleştirmek ve bunun için çalışmayı gelecek kuşaklara aktarmak
-Acil bir emirle mükemmel bir arazi kanunu çıkarmak ve “Toprak işleyenindir” yasası ile her
memlekette olduğu üzere bunu arazi sahiplerine anlatmak ve toprağın dağıtımını sağlamak
-Baykuşlara yuva olup, hükümete ve millete bir faydası olmayan medreseler, ibadethaneler
tekke ve mescitleri sanat merkezi, fabrikanın tahsisinde bulunacak kooperatif veyahut serum
ve aşıhane yerleri olarak kullanmak.(5)

Tarihten Temo’ya, Temo’dan Bizlere

Tarih, toplumsal ve siyasi hayatın akışı içerisinde ilerici güçlere bazı görevler yükler. İbrahim Temo ise tarihin bu görevini ifa etmeye çalışmış ve onu kendinden sonraki kuşağa aktarmış bir İttihatçıdır. Kafasındaki fikirlerin Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilmesi tesadüf değildir. Dil Devrimi’nden, Toprak Reformu’na hatta tekke ve zaviyelerin kapanmasına kadar Cumhuriyet Dönemi’nde yapılan ve yapılması planlanan bir çok devrimi İbrahim Temo’nun tavsiye etmesi Kemalizm ve İttihat Terakki arasındaki geçişi görmemiz bakımından büyük önem teşkil eder.

İbrahim Temo’nun ve dönemindeki hürriyetseverlerin kişisel özelliklerinden de kendimize çıkaracağımız çok şey vardır. İnciraltı’nda toplanıp cemiyet kurmaya karar verip aynı zamanda sınıfını yüksek bir derece ile geçmesi, zorunlu olarak gurbette bulunduğu yıllarda siyasi çalışmalarıyla tıptaki uzmanlığını aynı anda yürütebilmesi, Hürriyet sonrası geldiği İstanbul’da kolera salgınını durdurması… İbrahim Temo’dan eser kalan bu yaşam kesitleri bize, başta üniversitelerde olmak üzere gençlik hareketindeki çalışmalarımızın yanı sıra derslerimizdeki başarımızı da siyasi bir zafer olarak görmemizi sağlıyor. Tarihimiz, geleceği kendi elleriyle getirenlerin; siyasi çalışmalarını dersleriyle ve meslekteki başarılarıyla birleştirenler olduğunu bize gösteriyor. Bizden önceki devrim kuşaklarının hayatlarını ve yaşadıkları süreçleri araştıran biz Atatürk Gençliği de mücadelemize, derslerimize ve halkına dört kolla sarılmalı ve hayat yumağından aydınlık yarını kendi ellerimizle örmeliyiz.

Eren ÖZTÜRK

KAYNAKÇA:
1.Temo, İbrahim (2013), İttihat ve Terakki Anılarım, s. 2
2.A.g.e s. 158
3.A.g.e s. 179
4.Prof. Dr. Gazmend SHPUZA, Arnavutluk, DOKTOR TEMO’NUN ATATÜRK HAKKINDAKİ İMAJI s.2
5.A.g.e s.4