Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 23 Mayıs 2018

Üste git

Üste

Yorum Yok

Hakimiyetten Teslimiyete Geçerken Çekilen Beyaz Bayrak

Hakimiyetten Teslimiyete Geçerken Çekilen Beyaz Bayrak

Dağılma dönemine girmiş olan Osmanlı Devleti için 19.yüzyıl oldukça ağır kayıpların verildiği bir yüzyıl olmuştur. Adım adım parçalanmaya doğru giden “cihan devleti”, sömürge arayışları içerisinde olan ve birbirleriyle bu noktada yarışan devletlerin hedefi haline gelmiştir. Bu yazımızda pençelerini Osmanlı’nın üzerinden çekmeyen, Osmanlı Devleti’ni parçalayıp siyasi emellerini gerçekleştirmek isteyen devletlerin yaptırımlar uygulayarak türlü baskılar sonucu ilan ettirdiği Islahat Fermanı’nı anlatacağız.

Islahat Fermanı İlan Edilmeden Önce Osmanlı Devleti’nde ve Avrupa’da Esen Siyasi Rüzgarlar

Islahat Fermanı’nı anlatmadan önce Osmanlı Devleti ve Avrupa’daki gelişmeleri incelemek gerekir. Osmanlı Devleti bu dönemde siyasi, askeri, ekonomik, kültürel yönden zayıflamaya doğru gidiyordu. Osmanlı’nın güçlü yapısını koruyabilmek için ıslahat çalışmaları yapıldı. Bu girişimler istenilen sonuçları verememiş olsa da III. Selim’in Nizam-ı Cedit hareketi ile 2. Mahmut’un yapmış olduğu reformlar Türk modernleşmesi yolunda atılmış en önemli adımlardı. Atılan bu adımlar, ileride kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini oluşturacaktı.

1830’lu yıllarda Osmanlı dış politikası Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa tarafından yönlendiriliyordu. Paşa’nın girişimleri ile Mısır Meselesinin çözümünde destek karşılığı İngiltere’ye önemli ticari ayrıcalıklar tanıyan 1838 Balta Limanı Antlaşması imzalanmıştı. Balta Limanı Antlaşmasının ardından Mısır meselesinde Avrupa desteğini sağlaması açısından atılmış önemli bir diğer adım da Tanzimat Fermanı’nın 3 Kasım 1839’da ilan edilmesidir. Böylece bir taraftan önemli sosyo-ekonomik gelişmeler yaşanacak, diğer taraftan da ülkedeki Batı etkisi kurumsallaşacaktı.

Mısır meselesinin çözümünde Avrupa’nın desteğini alabilmek için hazırlanan ferman olumlu sonuç vermiş, Londra’da Fransa’nın devre dışı bırakılmasıyla bir mutabakata varılmıştır (12 Temmuz 1840). Böylece Mısır sorunu kısa vadede çözüldü fakat bu sefer de Osmanlı, Avrupa’da başlayan 1848 İhtilalleri’nin getirdiği mutlakıyet karşıtı havayla mücadele etmek durumunda kaldı. 1820’den itibaren Avrupa’da yükselen devrimci hareketlenmeler, imparatorluk yapısına sahip olan devletler için tehlike arz etmekteydi.

1848 İhtilalleri ile birlikte Rus kuvvetleri tarafından ezilen Macar ve Polonyalı milliyetçiler Osmanlı topraklarına sığınması üzerine Rusya ile karşı karşıya gelindi. Mülteciler Meselesi tarafların uzlaşması ile neticelenerek savaşsız halledilmesine rağmen soğuk rüzgarlar bir süre sonra yeniden esmeye başladı. Rusya 1853’te Fransız haklarını tartışmaya açarak ilk önce Kudüs’te Katolik’e değindi, ardından esas niyeti olan Ortodoksların hamiliği sıfatını öne sürerek Osmanlı Devletine baskı yapmaya başladı, talepleri yerine getirilmeyen Ruslar Osmanlı’ya savaş ilan etti. Rusya’nın Kırım Harbi sürecinde sıcak denizlere inme politikası, devletlerarası siyasi ortamı oldukça etkilemiştir.

Rusya ile karşı karşıya gelinmesine sebep olan bir nokta da Osmanlı’nın yönetim yapısının İngiltere ve Fransa’dan çok Avusturya ve Rusya’ya benzemesi idi. Onlar da Osmanlı İmparatorluğu gibi çok milliyetli yapıdaydı. Bu yüzden de iki ülke Osmanlı egemenliğindeki milliyetleri sürekli olarak kışkırtma ve kendi etkisi altına alma çabası içindeydi. Durum bu iken Osmanlı’nın yanına alacağı kuvvetler de meydana çıkmaktaydı: Kendisine benzemeyen İngiltere ve Fransa.

Rusya’nın kendi başına göre hareket ettiğini gören İngiltere ve Fransa, 1854’te Osmanlı Devleti ile ittifak yaptı. Osmanlı ve Müttefikleri vermiş olduğu ağır kayıplara rağmen Kırım Harbini kazandı. Rusya’nın Osmanlı üzerindeki baskılarını bertaraf etmek amacıyla 30 Mart 1856’da Paris Antlaşması imzalandı. Antlaşma ile Osmanlının toprak bütünlüğü garanti altına alınacağı, Avrupa hukukundan istifade edeceği resmi bir niteliğe kavuşturulmuş olsa da zamanla bu garantilerin boş vaatler olduğu ortaya çıktı.

Yabancı Marka Makyaj: Islahat Fermanı

Rusya’nın Hristiyan kozunu kullanarak Avrupa kamuoyunu harekete geçirme tehlikesine karşın müttefikler Babıali’nin mutlaka Hristiyanların haklarıyla ilgili yeni düzenlemeler yapmasını istiyordu. Batılı devletler, Osmanlı tebaası Müslümanlarla gayrimüslimler arasında bazı siyasi ve hukuki farklılıkların bulunduğunu ileri sürerek daha köklü reformların yapılmasını istedi. Böylece Kırım Harbi’nde destek vermiş oldukları Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü garanti altına almak bahanesini öne sürerek Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışabilecekleri gibi çeşitli imtiyazlar elde etme hakkına da sahip olacaklardı.

Barış antlaşmasına esas maddeleri belirlemek üzerine Viyana’da konferans toplandı. 1 Şubat 1856’da Viyana’da yapılan barış konferansında, barış görüşmelerinin prensipleri tartışıldı. Tartışmalar sırasında ortaya farklı tezler sunuldu. Türk, Rus, İngiliz ve Fransız tezleri içerisinden Fransız tezi Osmanlı Devleti tarafından kabul edilerek ferman haline getirilip 28 Şubat 1856’da Sultan Abdülmecid’in imzasıyla ilan edilmiştir.

Paris’teki barış görüşmeleri sırasında imzalanmış olan Islahat Fermanı, bir nevi Avrupa’nın desteğini almak içindi. Bu durumu fırsat bilen Batılı devletler, siyasi durumu lehine çevirerek Osmanlı Devleti’ne türlü yaptırımlar uygulamıştır.

Islahat Fermanı, Tanzimat Fermanına göre daha ayrıntılıydı. Tanzimat Fermanı bütün Osmanlı tebaasını ilgilendiren genel prensipler koyarken Islahat Fermanı tamamen Müslüman olmayan Osmanlı tebaası ile yabancılara ait hükümler içeriyordu. Hazırlanışları bakımından da farklılık gösteren bu iki fermandan birincisi dış tesirlerden ziyade iç dinamiklerin etkisiyle hazırlanırken ikincisi ise dış devletlerin baskıları sonucu yabancı temsilcilerle hazırlanmıştı. Islahat Fermanının, Paris Antlaşmasında yer alması, devleti bir nevi taahhüt altına sokmuştur. Bu durum Paris Antlaşması’nda yer alan 9.maddede açıklanmıştır:

“Tebaanın refah ve saadetini başlıca iş bilen padişah, ırk ve din farkı gözetmeksizin tebaasının durumunu düzenlemek için bir ferman vermekle imparatorluğundaki Hristiyan ahali hakkında da yüksek ve cömert düşüncelerini ifade buyurdukları gibi bu yoldaki düşüncelerinin yeni bir delilini göstermiş olmak için bu fermanı, kendiliğinden, anlaşmayı hazırlayan devletlere göndermeyi uygun bulmuşlardır.”

İşte Islahat Fermanı’nın ilan edilmesi buradan kararlaştırılmıştır. Ferman Osmanlı sınırları dışından, devletin iradesinin tam hakim olmadığı koşullarda ilan edilmiştir. Böyle bir durumda fermanın maddelerine yabancı devletlerin müdahil olmadığını söylemek güçtür. Fermanın hazırlanmasında kendi uzmanlarını ve usullerini dahi Osmanlı’ya zorla dayatmaları bunun kanıtıdır. Bu durum karşısında Tanzimat’ın baş mimarı Mustafa Reşit Paşa da Islahat Fermanı’nın ülkeyi tahrip etmek için Avrupa’ya verilmiş bir silah olduğunu ileri sürmüş, hazırlanışı ve içeriği bakımından Osmanlı Devletini zor durumda bırakacağını belirtmiştir.

Islahat Fermanına birçok yerden olumsuz eleştiriler gelmiştir ancak gayrimüslimlerin bu fermana sıcak bakmaması şaşırtıcı bir durumdur. Din farkı gözetmeksizin Osmanlı tebaasında eşitliği sağlamayı amaçlayan bu fermanda, gayrimüslimlerin ödedikleri verginin kaldırılmasının yanında askerlik yapacağının yazılı olması bu kesimin hoşuna gitmemiştir.

Fermanın uygulanması için Babıali’de Sami Paşa, Mümtaz Efendi, Suphi Bey ve Ahmet Refik Bey’den oluşan bir ıslahat komisyonu oluşturuldu. Islahat Fermanının uygulamaya konulmasıyla birlikte ülkenin çeşitli yerlerinde birtakım olaylar patlak verdi. Eskiden beri yan yana yaşayan iki topluluk birbirine düşman oldu. Çeşitli yerlerde Müslümanlarla gayrimüslimler arasında kanlı çatışmalar başladı. Cidde’de çıkan olaylarda yabancı konsolosların öldürülmesi üzerine İngiliz ve Fransız donanmalarının şehri topa tutmasıyla isyan bastırıldı. Batılı devletlerin olaylara müdahalesi Osmanlı’nın iç işlerine karışmasına sebep olmuştur.

Sonuç Yerine

Müslümanlarla gayrimüslimleri kanun üzerinde eşit hale getirerek tek toplum oluşturmayı amaçlayan Islahat Fermanı, gayrimüslim toplulukların birliğini dahi koruyamadı. Böylece toplum içerisinde çatışmalar artmış, devlet çeşitli karışıklıklara sahne olmuştur. Devlet, siyasi ve idari bakımdan fermanda öngörülen yükümlülüklerini mümkün olduğu kadar yerine getirdi. Gayrimüslimler devletin çeşitli kademelerinde görev aldılar ancak aynı başarı askerlik konusunda elde edilemedi. Islahat Fermanının getirdiği esaslar Müslümanlar arasında anlaşmazlıklara ve üzüntülere sebep olmuş, bazı maddeler ise uygulanamamıştır.
Sanayiini geliştiren devletlerin hammadde arayışı olarak tarif edebileceğimiz sömürgecilik, Osmanlı üzerindeki etkilerini bu fermandan sonra doğrudan hissettirmiştir. Fermanın ilanı sonrasında imparatorluk içerisinde patlak veren Hersek, Mısır ve pek çok milliyetçi ayaklanmanın büyük devletler eliyle Osmanlı’yı parçalama girişimi olmasını bu duruma örnek gösterebiliriz. Dünya emperyalizm çağına girerken, Osmanlı atmak zorunda kaldığı birçok adımı “Batılılaşma” bahanesiyle kendisine kabul ettirmeye çalışmış ancak kolunu büyük devletlere kaptıran imparatorluğun çöküşü, artık geri dönüşü olmayan boyutlara ulaşmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu’nu bu çöküşten kurtarıp ileriye götürecek sürecin ilk adımı 1865’te Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin kurulmasıyla atılacaktı. 1876’da meşrutiyetin ilanı ve Türk devriminin artık iktidar perspektifinde temsili ile yeni bir dönem başlayacaktı. Tarihimizden aldığımız kuvvetle reformların veya ıslahat çalışmalarının çöküşü engelleyemediğini söyleyebiliriz. Çünkü Osmanlı İmparatorluğu artık eski kurumlarını yeniden yapılandırabilecek bir güce sahip değildi. İktisadi ve siyasi yönden gücünü yitirmiş bir imparatorluğu kurtarabilecek şey köklü değişimler diyebileceğimiz devrimlerdi. Bu nedenle Islahat Fermanı, imparatorluğun dağılmasının önüne geçememiştir.
Begüm Erdoğan-Okan Özkan

Begüm Erdoğan – Okan Özkan

KAYNAKÇA:

ÖRENÇ, Ali Fuat, Yakınçağ Tarihine Giriş, Akademi Titiz Yayınları, 2.baskı, 2013, İstanbul
YAZICI, Nevin, Osmanlılık Fikri ve Genç Osmanlılar Cemiyeti, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, 1.Baskı, 2002, Ankara
GÜMÜŞ, Musa, Anayasal Meşruti Yönetime Medhal:1856 Islahat Fermanı’nın Tam Metin İncelemesi, Bilig, s.47, sf.215-240
Islahat Fermanı, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C.19, Sf.185-190
KUTAY, Cemal, Türkiye İstiklal ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, İstanbul Matbaası, 1958, C.6