Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 27 Mayıs 2018

Üste git

Üste

Yorum Yok

Fedai Zabitan’dan Teşkilatı Mahsusa’ya

Fedai Zabitan’dan Teşkilatı Mahsusa’ya

TRABLUSGARP’TA TEŞKİLAT

İnciraltı’nda 1889’da atılan ilk adım, teşkilatın ruhunu her geçen gün daha da büyüttü, daha da perçinledi. O ruh baş kaldırdı Paris’te Adem-i Merkeziyetçiler’e karşı. O ruhla kuruldu istibdadın başındaki, Mahmut Şeveket Paşa’nın da dediği gibi Yıldız Sarayı’ndaki insan kıyafeti giymiş canavara karşı İttihat ve Terakki. O ruh yaptı 1908 Hürriyet Devrimi’ni ve yine o ruh dize getirdi İstanbul’daki gericileri.

İşte o teşkilatçı ruh, vatanı parçalamaya çalışanlara karşı sonuna kadar mücadele etmeyi gerektiriyordu. Ne olursa olsun, hangi zor şartlarda olursa olsun. O vatan toprakları Mehmetçik kanlarıyla alındıysa, kağıt üzerinde kaybedilemezdi.

Karar verilmişti ve çok netti. Trablusgarp’ı işgal eden İtalyan ordusuna karşı mücadele etmeyen hain ilan edilecekti. İçlerinde Binbaşı Enver Bey, Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal gibi dönemin en ön plana çıkan subayları buraya gidip mücadeleyi başlatmak üzere görevlendirilir. Çok zor şartlar altında Trablusgarp’a varırlar. Ancak burada karşılarında İtalyan birliklerinden önce halletmeleri gereken büyük bir sorun vardı. TEŞKİLAT!

Mısır, İngiliz işgali altında olmasından dolayı Osmanlı’nın Trablusgarp’a ulaşımı kesilmişti. Tek yol deniz üzerindendi, o da yakalanılmazsa. Bu sebepten ötürüdür ki burada bir ordunun mevcudiyeti pek ihtimal dahilinde değil. Çünkü tüm yolların kontrol İngilizler’de. Hal böyle olunca orduyu her anlamda besleyecek yollar da tıkanmış oluyordu. O zaman tek bir çare vardı. Trablusgarp’taki aşiretlerden olabildiğince düzenli birlikler oluşturmak.

TEŞKİLATI MAHSUSA ÖNCESİ İLK DENEYİM: FEDAİ ZABİTAN

Enver Bey, ilk olarak ihtiyaçları ve eksiklikleri tespit eder. Durum sandıklarından daha da vahimdir. Çünkü burada İtalyan birlikleriyle mücadele edebilecek bir güç yoktur. Ancak Hürriyet Devrimi’nin öncesindeki deneyimlerini buraya taşıyan Enver Bey, örgütlü bir gerilla savaşının yapılmasına karar verir.

31 Mart ayaklanmasında Hareket Ordusu’nda yer alan subayların Trablusgarp’ta gerilla savaşına komuta etmeleri devrimci ordu anlayışıyla gerilla savaşını nasıl bir araya getirdikleri bakımından büyük önem taşır. Enver Bey ve Mustafa Kemal dışında Yakup Cemil, Süleyman Askeri, Kuşçubaşı Eşref ve Nuri Bey gibi Teşkilatı Mahsusa’nın gelecekteki önemli kadroları olacak isimler de Trablusgarp’taki bu gerilla savaşında önemli tecrübeler edindiler.

Trablusgarp’taki bu gerilla mücadelesi sonucu İtalyanlara karşı önemli bir başarı kazanılmıştır. Ancak bu başarı Balkan Savaşı’nın patlak vermesiyle sonuçlandırılamamıştır ve Trablsugarp, Uşi Antlaşması ile İtalya’ya bırakılmıştır.

Tüm bunlara rağmen Trablusgarp’taki mücadele sona ermez. 1913’te Harbiye Nazırlığı’na getirilen Enver Paşa’nın girişimleri sonucu, icraatleri vatan topraklarını aşan bir teşkilat kurulur.

YEMİN BİLLAH ÖNCE VATAN!

Bu teşkilat, yemine ve silaha sarılarak vatanı kanlarının son damlasına kadar savunmak üzere kurulmuştur. Fas, Hindistan, Kafkaslar, Irak, İran, Rusya ve Trablusgarp gibi dünyanın dört bir yanına uzanan bir örgüttür Teşkilatı Mahususa.

1.Dünya Savaşı’nın başlamasıyla vatanın adeta her yerinde cepheler açılır. Ancak o dönemde Trablusgarp İtalya toprağı olmasına rağmen burada da mücadele devam eder. Çünkü hedef çok açık ve nettir. Vatan toprakları işgalcilerden kurtulmalıdır. Trablsugarp da işgal altında bulunan vatan toprağıdır.

Enver Paşa, buradaki Teşkilatı Mahsusa birliğinin başına doğrudan kardeşi Nuri Paşa’yı atar. Nuri Paşa tüm zorluklara rağmen burada bir birliktelik oluşturmaya çalışmaktadır. Ancak zaman zaman buradaki Arap aşiretleri ile arasındaki çatışmalar nedeniyle tam bir birliktelik oluşmaz. Üstelik aralarında hain aşiret liderleri de mevcuttur. Ki bunlar İngilizlerle işbirliği içindedir. Mısır, işgal altında olduğu için Teşkilatı Mahsusa’nın ihtiyaçları tam olarak karşılanamaz. Yine de İtalyanlara karşı önemli çarpışmalarda zaferler kazanılır.

1918 yılında Nuri Paşa’nın Anadolu’ya çağırılmasıyla Trablusgarp’taki Teşkilatı Mahsusa birliklerinin başına bir Osmanlı şehzadesi, Osman Fuad Efendi atanır. Osman Fuad Efendi tam bir fedai ruhu taşır. Büyük harp başladığında Almanya’da olan şehzade, savaşta yer almak için Anadolu’ya gelir. Sina ve Çanakkale cephesinde savaştıktan sonra Trablusgarp’a gönderilir.

Burada İtalyanlara karşı son derece büyük bir mücadele veren Şehzade, Mondros’un imzalanması üzerine teslim olmayı reddeder. İstanbul’dan gelen yoğun baskı sonucu Tunus’ta Fransızlara teslim olur. 1919 yılında da İstanbul’a döner.

SONUÇ YERİNE

Yurdun birçok yerinde birinci paylaşım savaşının cephe gerisindeki mücadelesinde ön planda olan Teşkilatı Mahsusa birikimi, ilerleyen yıllarda Karakol Cemiyeti ve Mim Mim Grubu gibi teşkilatları da doğurmuştur. Bu teşkilatlar da Milli Mücadelenin kazanılmasında çok büyük katkılar sağlamıştır. Dünya devrimlerinde de bunun gibi bir çok örneği görmek mümkündür.

Cephe savaşı kadar cephe gerisindeki savaşın da önemi tarihsel pratikle kanıtlanmıştır. Bu yüzden de Teşkilatı Mahsusa, emperyalizmle mücadelemiz açısından önemli bir yer tutar. 1889’da İnciraltı’nda atılan ilk tohum, Selanik’te, Paris’te ve günümüze kadarki antiemperyalist mücadelede parola hep bellidir. Her işin başı teşkilat!
Kaan ARSLAN İnciraltı Tarih Cemiyeti Reisi Umumisi

KAYNAKÇA
1.KURUCA, Osman Bilge, Atatürk ve Gerilla Savaşı, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2014
2.KOLOĞLU, Orhan, Curnalcilikten Teşkilatı Mahsusa’ya, Kırmızı Kedi Yayınevi, İstanbul, 2013
3.TETİK, Ahmet, Teşkilat-ı Mahsusa (Umur-i Şarkıyye Dairesi) Tarihi, Cilt 1, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2014
4.Atlas Tarih Dergisi, sayı: 32, Şubat-Mart 2015