Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 21 Ekim 2018

Üste git

Üste

Cemal Paşa’nın Islahatları

Cemal Paşa’nın Islahatları

CEMAL PAŞA KİMDİR?

Cemal Paşa, 6 Mayıs 1872 yılında bugün Yunanistan topraklarında bulunan o dönemde Osmanlı’ya bağlı Midilli adasında askeri eczacı Mehmet Nesib Efendinin oğlu olarak dünyaya geldi.Tam adı Ahmed Cemal’dir.İttihad ve Terraki Cemiyeti’nin askeri kanadının en önemli isimlerindendir.Mersinli Cemal Paşa ile karıştırılmaması için ‘Büyük Cemal Paşa’ olarak da bilinir.

ERKEN ASKERİ DÖNEMİ

1880 yılında Kuleli Askeri İdadisini bitirdi ardından 1893 yılında Harbiye Mektebinden mezun oldu.1895 yılında Kurmay Yüzbaşı rütbesi ile Genelkurmay birinci şubesindegöreve başladı.Bir yıl sonra ikinci orduya bağlı Kırklareli İstihkam İnşaat şubesine tayin oldu.

1898 yılında Selanik’teki 3.Ordu’ya Redif Fırkası Kurmay Başkanı olarak atandı.Selanik’te bulunduğu bu dönemde İttihat ve Terraki Cemiyeti’ne katılarak cemiyetin askeri kanadının örgütlenmesi ile görevlendirilir

1899 yılında ölümüne kadar evli kalacağı Seniha Hanım ile evlendi.1905 yılında Binbaşı oldu.Ertesi yıl Rumeli Demiryolları müfettişliğine atandı.1907 yılında 3.Ordu kurmay heyetine atandı.Burada ilk defa Mustafa Kemal ile beraber çalıştı.

2.Meşrutiyet’in ardından İttihad ve Terraki’nin Genel Merkez Üyeliğine seçildi ve aynı yıl rütbesi Kaymakamlığa yükseltildi.

Cemal Paşa, Enver Paşa ile.

31 Mart olayında Hareket Ordusunda görev aldı ardından Üsküdar Muhafızlığına atandı.Aynı yıl Adana’da çıkan Ermeni olaylarını bastırmak için Adana Valisi olarak atandı.1910 yılında rahatsızlığında ötürü İstanbul’a geri döndüyse de 1911 yılında Arap Aşiretlerinin ayaklanmalarını bastırmak amacıyla Bağdat’a gönderildi.

Balkan Savaşı’nın başlaması üzerine İstanbul’a döndü.Konya Redif Tugayı Komutanı olarak atandı.Bulgarlara karşı Vize’de kurduğu savunma hattı düşünce birliklerini Çatalca’ya çekip orada savunma hattını oluşturdu.Ekim ayında Miralaylığa terfi etti.

23 Ocak 1913 tarihinde Babıali Baskınından sonra İstanbul Muhafızlığına atandı.Aynı yıl Mirlivalığa terfi etti.1914 yılında önce Bayındırlık sonra da Bahriye Nazırı olarak görevlendirildi.

BAHRİYE NAZIRI CEMAL PAŞA

Birinci dünya harbine girmeden evvel Enver Paşa kumanda heyetini baştan aşşağı gençleştirmeye karar vermişti.Miralaylarkoloroduları,Yarbaylar Tümenleri kumanda etmeye başlamıştı.Ayrıca asker olabildiğince siyasetten uzaklaştırıldı.Enver Paşa’nın bu düzenlemeleri ile ordu gençleştirilerek dinamize edildi ve bu sayede de Balkan Savaşı’nda neredeyse silah atmadan teslim olan ordu kısa bir süre sonra Umumi Harp’te 9 Cephede birden savaşma kabiliyetine erişmişti.Harbiye Nezareti daireleri ıslah heyetinin teklifi üzerine yeniden ıslah edilmişti.Çeşitli dairelerin başkanlığı Alman komutanlara verilerek seferberlik planı uygulamaya konulmaya başlanmıştı.Savaşa girmeden önce mekteplilerin ve gayrimüslimlerin askeri muafiyetleri kaldırılarak silah altına alınmıştı.Yaklaşık 2 küsür milyon kişi silah altlına alınmış Osmanlı/Türk tarihinin en büyük ordusu kurulmuştu.

Bir yandan kara ordularında başarılı ıslahatlar uygulanırken Bahriye’de ise eski sisteme bağlılık devam ediyordu.Cemal Paşa ele aldığı hatıratında o dönemin Bahriye Nazırı Mahmut Paşa hakkında ‘Çok namuslu,çok çalışkan bir zat olmakla beraber gerçek tedbirler alacak cesarete sahip değildi.’ diyordu.Gerçekten de Bahriye Nazırı Mahmut Paşa uzun zaman önce satın alınan Sultan Osman Drednotunun inşaatının tamamlanması için hiçbir çaba sarfetmiyordu.Aynı dönemde Reşadiye Drednotunun inşaatı ise geciktikçe gecikiyordu.Balkan Harbi sırasında hasar alan gemilerin tamiratı için ise hala harekete geçilmemişti.Yakın bir zamanda Yunanlılar ile bir harp görmekte olan Cemal Paşa ise bu durumdan oldukça rahatsızdı.Cemal Paşa’nın Yunanlılar konusunda Enver ve Talat Bey’e yaptığı ikazları sonuç vermişti.Kısa bir süre sonra bu gibi sebepler yüzünden Enver Paşa ve Talat Bey,Mahmut Paşa’dan istifasını istemişti.Bunun üzerine istifa eden Mahmut Paşa’nın yerine Bahriye Nazırı olarak Cemal Paşa geçti.

Görev başına gelir gelmez o dönemde Bahriye’nin ıslah heyetinde görevli Limpus Paşa ve Amiral Ganbell’in hazırladığı ve aylardır bekletilen ıslahat raporlarını incelemeye başladı.İlk iş olarak olarak ıslah heyetinin raporlarında belirttikleri gibi o dönemde toplanması aylarca zaman alan ve toplandıklarında ise önlerinde birikmiş onlarca işten ürkerek birkaç dosya inceledikten sonra dağılan işe yaramaz Bahriye Şurası’nı ve Islah Heyeti’nin raporlarına en çok itiraz eden Mirliva Rüstem Paşa’nın başında olduğu Nezaret Müsteşarlığını kaldırdı.Bu dairedeki birçok subay emekli edildi.

Cemal Paşa göreve geldikten iki ay sonra Barbaros,Turgut ve Mesudiye gibi yıllarca tamirleri bekletilmiş muhriplerin ve torpidoların tamirleri yapılmıştı.Cemal Paşa’nın asıl amacı ise İngiltere’de yapımları süren ve İngiliz Hükümeti’nin teslimatını sürekli çeşitli bahaneler uydurarak geciktirdiği Sultan Osman ve Reşadiye zırhlılarının bir an evvel teslimini sağlamaktı.Bunun için İngiliz Hükümeti’ne yazdığı mektupla Osmaniye ve Reşadiye’nin yapımlarının bitimi için kesin bir tarih vermelerini talep etmiştir.

Bu sırada da İngilizler ile arayı iyi tutmak için İstanbul Bahriye Nezaretini ziyarete gelen İngiliz Hükümeti’ne yakın Armstrong-Vickers şirket yetkililerinin kendisi ile görüşme taleplerini kabul etmiş ve bu görüşmede zırhlıların iadesi ve yeni siparişlerin verilmesi konusu ele alınmış ve bu görüşme sonucunda bu şirkete bir dretnot,iki keşif gemisi,altı torpido ve iki tahtelbahir(denizaltı) ve Bahriye uzmanları ile Amiral Limpus Paşa’nın bütün taleplerini içerecek şekilde eski gemilerin talim ve ihtiyatı için gerekli cephanelerin de siparişi verilmişti.

Aynı dönemde Fransız şirketleri de sürekli Bahriye nezareti için gemi yapmak maksadı ile İstanbul’daki resmi makamları ziyaretler düzenliyorlardı.Cemal Paşa bu yapılan ziyaretlerin birinde Chantien Normand isimli firma hakkında derin bir tahkikat yaptırdıktan sonra bu firmanın yetkililerini huzurunda kabul etmiş ve yapılan müzakereler sonucunda bu Fransız şirketine altı muhrip ve iki tahtelbahir(denizaltı) siparişi vermişti.

Ayrıca Haliç Tersanesi’nin ıslahı ile beraber İzmit Körfezi’nde her türlü yeni vasıtaları haiz,mükemmel bir tersane ve yüzer havuzun tesisi ve inşaatı için aynı şirket ile ön sözleşme imzalanmıştı.Armstong-Vickers şirketleri ile yapılan bu anlaşma gereği Haliç Tersanesi’nin işletmesi zikredilen şirketlerle Bahriye Nezareti temsilcilerinden müteşekkil bir heyete verilecek.Bu heyet Haliç Tersanesi’ni İngiliz Genel Müdür başkanlığında yönetecekti.

Cemal Paşa yaverleriyle Kabil’de.

O sıradalarda Haliç Tersanesi’nin ömrünün çokta uzun vaadeli olmadığı birkaç yıl sonra bu tersanenin yıkılıp yerine İzmit Körfezinde modern bir tersane kurulup Osmanlı Bahriyesinin temel unsurlarının oraya taşınılması tartışılıyordu.Bu tartışmalar devam ederken Haliç Tersanesi’ne atanan İngiliz Genel Müdür:’’Haliç Tersanesi yerinin haiz olduğu özellik o kadar dikkate şayandır ki,Osmanlı harp tersanelerinin buradan kaldırılarak İzmit’e nakledilmesi için hiçbir sebep göremiyorum.Halen tersane çevresinde mevcut bulunan binalar yeni fabrikalara çevrildikleri,kızaklarda da bazı ıslahat vücuda getirildiği takdirde şimdiki Haliç Tersanesi’nde nihayet dört beş seneye kadar en büyük dretnotların inşa imkanı elde edilebilir.’’diyerek Haliç Tersanesi’nin şuanlık yeterli olduğunu ek bir masrafın altına girmenin anlamsız olduğunu belirtmişti.

Umumi Harp başlangıcında Alman gazetelerinde dikkat çekici bir haber çıkmıştı.Bu habere göre Haliç Tersaneleri’nin İngiliz Genel Müdürü,İngiliz Islah Heyeti’nin emirlerine uyarak Osmanlı muhriplerinin tamiri sırasında önemli mekanizmalarını çıkararak ya da bozarak gemilerin hareket kabiliyetinin düşmesini sağlamıştı.

Bu haber ilk defa yayınlandığında Cemal Paşa 4.Ordu Kumandanlığında bulunuyordu.Kendisi bu konuda hakkında:’’Tamamen gerçek dışı bir haberdir.Gerek İngiliz Islah Heyeti’nin gerekese tersanelerimizin ıslah ve ihyasını üzerine almış olan İngiliz Şirketlerinin mühendisleri vaziflerini terk ettikleri güne kadar çok namuskarane görev ifa etmişler ve hiç ihanete teşebbüs etmemişlerdir.’’ demektedir.Cemal Paşa bu haberi gördükten sonra Enver Paşa’ya Şam’dan çektiği telgrafta bu haberin derhal tekzip ettirilmesini istemişti.Buna rağmen Enver Paşa harp etmekte olduğumuz İngilizlerin lehine doğal olarak bir tekzipte bulunmamış,Cemal Paşa’nın bu telgrafını cevapsız bırakmıştır.Cemal Paşa;Enver ve Talat Bey’e nazaran harpten önce de itilaf kuvvetlerinin askeriyesine daha çok hayranlık duyuyor ve bu durum Enver Bey’i rahatsız ediyordu.Cemal Paşa’nın bu ve benzeri karşıt görüşlerinden dolayı kendisi Umumi Harp sürecinde de sürekli merkezden ve karar mekanizmasından uzak tutulmuştur.

Cemal Paşa Limpus Paşa ve heyetinin Islahat Raporlarında belirtildiği gibi o zamana kadar hepsi İstanbul Liman Riyaseti’ne bağlı bulunan Osmanlı Limanlarını altı daireye ayırarak;Samsun,İstanbul,İzmit ve Beyrut Liman Başkanlıklarını teşkil etti.Bu liman başkanlıklarının hizmetlerine vereceği sahil muhafaza gemileri vasıtası ile Osmanlı Sahillerindeki kaçakçılığa büyük darbe vurarak o zamana kadar başıboş bırakılmış Liman Reislerini denetim altına almayı planlıyordu.

Bu ıslahattan sadece 6 ay sonra Umumi Harp başlamamış olsaydı Cemal Paşa’nın Osmanlı Ticaret Yollarının bu mühim liman reisliklerinin emri altına verdiği bu kuvvetler sayesinde devletin yıllardan beri en büyük sorunlarından biri olan kaçakçılık sona erme noktasına gelecekti.

Cemal Paşa ayrıca Bahriye Zabitlerini görevlerine göre üç sınıfa ayırarak tasnif etti.Birinci Kısım harp donanmasında çalıştırılabilecek zabitlerdi.İkinci Kısım sahil korumasında görevli gemilerde kullanılabilecekler ve üçüncü kısım da Liman reisliklerinde kullanılabileceklerdi.Bu zabitler rütbe yükseldikçe bu kademeler arasında yükselebilecekti.Bu sistemin kurulmuş olması Bahriye’de bu sistemler arasında terfi için disiplin sisteminin yeniden düzelmesi uğruna askeri teşvik etmekteydi.

Cemal Paşa,Bahriye’de baş gösteren disiplinsizliğin önüne geçmek için ödüllendirme ve terfi sisteminin yanında cezalandırma yöntemleri de uygulamaya başlamıştı.Kendi hatıratında da buna yaşadığı bir olaydan örnek gösterir:’’Umumi Harpten önce mübarek günlerden biriydi.Donanma erleri ve subayları bayramlaşmak üzere muayyen bir saatte,bütün harp gemileri mürettebatının tersane meydanında toplanmasını emrettim.Kararlaştırılan günün sabahı hava yağmurluydu.Fakat belirli bir zamanda büyük üniforma ile geldiğim halde mürettebat orada toplanmamıştı.Ben otomobilden indiğim sırada Donanma Kumandanı Tahir Bey subaylardan birkaçı ile birlikte Haliç Komodorluğu dairesinden çıkıyorlardı.Doğruca yanıma geldiler.Mürettebatın neden toplanmadığının sebebini sordum.Tahir Bey:’’Efendim,hava yağmurlu olduğundan belki gelmezsiniz düşüncesi ile boş yere askeri ıslatmamak için içtima ettirmedim.’’cevabını vermişti.

Cemal Paşa bu olaydan sonra askerin gözünü korkutmak ve disiplini sağlamak amacıyla Tahir Bey’in üç gün hapis ettirmiş daha sonra ise onu emekliye sevk etmişti.

Cemal Paşa’nın Bahriye’de bu kadar hızlı ıslahatlara ve disiplin çalışmalarına girişmesinin nedeni ise Yunanlılar ile yakın zamanda yeniden bir savaşın patlak vereceğini hissetmesinden kaynaklanıyordu. Yakın bir zamanda patlak verecek bu savaşta da Osmanlı Bahriyesi’nin bu ıslahatların neticesi olarak Yunan kuvvetlerine karşı kesin bir üstünlük kuracağını düşünüyordu.Bu düşüncesinde de haklıydı.Eğer ki Cemal Paşa Bahriye Nazırı olduktan sadece altı ay sonra Umumi Harp patlak vermemiş olsaydı Paşa’nın bu denli giriştiği ıslahatlar kesin olarak çok önemli kazançlar sağlayacaktı.

Nihayet 22 Temmuz 1914 günü Mesudiye,Barbaros ve Turgut Reis Amiral Limpus’un kumandası ile ege açıklarında talim yapmaya başlamıştı.Osmanlı Bahriyesi’nin bu tutumunu gören Yunanlılar dahi korkuya kapılmış ve Fransa’ya iki sene içinde teslim edilmek üzere bir dretnot ayrıca Alman şirketlerine de altı yeni destroyer siparişi vermişlerdi.

Ahmet Cemal Paşa Berlin ziyaretinde. Arkasında solunda kâtibi Falih Rıfkı ve Falih Rıfkı’nın yanında, sağda Rauf Orbay Bey.

Osmanlı Bahriyesi,Ağustos sonlarına doğru İstanbul’a geleceği hesaplanan Sultan Osman ve altı yedi ay sonra teslim edileceği düşünülen Reşadiye’nin geleceğini düşünerek her türlü üstünlüğün kendilerinde olacağını düşünerek Yunanlıların bu çabalarının bir sonuç teşkil etmeyeceği çıkarımında bulunmuşlardı.Yunanlılar ise Sultan Osman’ın sağ salim İstanbul’a gelmesine engel olmak için her türlü vasıtalara müracaat ediyolardı.1914 senesi Haziran ortalarında İstanbul’u ziyarete gelen İngiliz Akdeniz Filosu Kumandanı Amiral Durobeck Cemal Paşa’ya:’’Sultan Osman’ın,Osmanlı sularına gelecek olması Yunanlıları son derece korkutuyor.Buna engel olmak için her türlü vasıtaya müracaat ediyorlar.Benim aldığım bilgilere göre İngiltere’de gemi son çalışmalarını tamamlamadan önce birtakım fedailer vasıtası ile gemiyi tahrip ettiremezlerse bile Osmanlı sularına gelmek üzere yola çıktığı sırada Cebelitarık yönlerinde bir Yunan denizaltısı vasıtası ile Sultan Osman’ı batırmaya çalışacaklar bunda da başarılı olmazlar ise de geminin Yunan sularına geçisi sırasında Yunan donanmasının çoğu ile gemiye saldırmayı göze alacaklardır.’’ diye ikazda bulunmaktadır.

Cemal Paşa ise Amiral Durobeck’in bu ikazlarından şüphelenip bu konu hakkında:’’Amiral bu konuda o kadar ısrar ediyordu ki bundan amacı beni korkutarak geminin inşaatı bitse bile Reşadiye’nin tamamlanmasını beklemek üzere İstanbul’a gelmesinden vazgeçmemi istediğini düşünmüştüm.’’demektedir.

Buna rağmen Cemal Paşa,Sultan Osman’ın Cebelitarık’tan itibaren hangi seyir hatlarını takip edeceğini,hangi enlem ve boylam daireleri üzerinde bulunacağına dair hesaplamaları Amiral Limpus ile yeniden planlamaya koyulmuş ayrıca Sultan Osman Girit açıklarındayken Osmanlı donanması’nın gemiye refakat etmesine karar vermişti.Fakat ne yazıkki bunca çabaya rağmen İngiliz hükümeti ağustosun ilk günlerinde gemilere el koyduğunu açıklamıştı.

Mehmet Tengiz

inciraltitarih.com