Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 19 Kasım 2018

Üste git

Üste

Yorum Yok

Birinci ve İkinci Jön Türk Kongreleri

Birinci ve İkinci Jön Türk Kongreleri

Ulus devletlere savaş bayrağı açan ve Sovyetler’in yıkılmasından sonra ‘Yeni Dünya Düzeni’ şiarıyla daha da saldırganlaşan Amerikan emperyalizminin ülkemiz üzerindeki emelleri gün geçtikçe belirginleşmektedir. Emperyalizmin kendi laboratuvarlarında üretip ülkemizde kullandığı neoliberal tiplemeler, devrim tarihine çamur atmaya devam ediyor. Bu (sözde) aydın tiplemelerin II. Abdülhamid’i müstesna adam ilan edip Jön Türkleri işbirlikçilikle suçlamaya kalkmaları kendilerine verilen görevden kaynaklanmaktadır. Tarihimizi çarpıtmaya çalıştıkları bir dönemde devrimci geleneğimizin basamak taşlarından olan Jön Türkleri anlamak ve Jön Türklerin tecrübelerinden beslenmek bizi ileriye taşıyacaktır.

Jön Türkler Osmanlı’da Hürriyet Devrimi’ni gerçekleştiren ve Kemalist Devrim’in üzerinde yükselmesine sağlayan bir birikim yaratmışlardır. Bu birikimlerini yaratırken belirli dönemeçlerden geçmişlerdir. Biz bu yazımızda bu dönemeçlerden 1. Ve 2 . Jön Türk Kongrelerini inceleyeceğiz.

 “Osmanlı’nın Bütün Hürriyetperverleri Toplanın”

Osmanlı’da modern anlamda okulların ve yurtdışında elçiliklerin açılmasıyla ilerici fikirlerin filizlenmeye başlaması beraberinde II. Abdülhamit’e olan toplumsal muhalefetin artmasına sebep olmuştur. II. Abdülhamit’in baskı rejimin de ağırlaşmasıyla padişaha muhalif gruplar oluşmaya başlamıştır. Bunlardan ilki İttihad-ı Osmanlı Cemiyeti’dir. Bu girişim Jön Türk teşkilatlanmasında bir başlangıç niteliği taşımaktadır. İbrahim Temo liderliğinde Ömer Naci, Konyalı Hikmet Emin, Diyarbakırlı İshak Sukuti, Arapkirli Abdullah Cevdet, Kafkasyalı Mehmet Reşit ismini taşıyan bu beş talebe 1890’da birkaç sene sonra “İttihat ve Terakki” ismini alan “İttihad-ı Osmani Cemiyeti” nin temelini attılar.  1898-1900 yıllarına gelindiğinde ise Jön Türkler özellikle eylem olarak birkaç gazete çıkarmış ve propaganda broşürü yayınlamıştır.

Jön Türklerin Kahire kolu başta Tunalı Hilmi Bey olmak üzere, birbirinden ayrı olan Jön Türk gruplarının bir çatıda toplanması ve ortak eylemler yapması fikrini 1899 yılında ortaya attı. 20 Eylül 1899 yılında toplanmasını ve üç gün sürmesini düşündüğü Yeni Osmanlılar Kongresi’nin davetiyelerini birçok isme yollayan Kahire kolu hükümete karşı bir ayaklanma başlatılması ve başlangıç olarak hükümet binalarının havaya uçurulması gerektiği gibi eylem biçimleri ortaya atmıştır. Ayrıca bu kongrelerin davetiyeleri Tevfik Fikret, Recaizade Ekrem, Ebuzziya Tevfik, Abdülhak Hamit ve Hüseyin Cahit’e de ulaştırılmıştır. Fakat davet edilen grupların çok farklı fikirlerinin olması ve ortak paydada buluşulamayacağı fikrinin baskın olması sebebiyle kongre toplanamamıştır.

Kongre toplanmamıştır ama Tunalı Hilmi Bey ve arkadaşlarının ortaya attığı ‘kongre’ fikri tartışılmaya ve Jön Türk gazetelerinde yazılmaya devam edilmiştir. Özellikle Ali Fahri Bey’in Ağustos 1900 yılında Cenevre’de yayınladığı broşürde[1] Tunalı Hilmi Bey’in ortaya attığı kongre fikrini tekrar tartışılması gerektiği vurgusu ön plandadır. Bunların yanında broşürde yapılan propagandanın birçok insanın aydınlatılmasında, özgürlükçü fikirlerin İstanbul’da yayılmasında etkili olduğu yazılmış ve artık özel çıkarların bir kenarda bırakılarak tüm Osmanlıların din, dil ayrımı gözetmeden toplanması gerektiği vurgulanmıştır.

Jön Türklerin bu dönemden sonraki faaliyetlerinde Damat Mamut Paşa’nın büyük etkisi olmuştur. Damat Mahmut Paşa’nın oğulları Prens Sabahaddin ve Lütfullah Beylerle birlikte ülkeyi terk etmesi ve Fransa’ya yerleşmesinden sonra Jön Türk liderlerinden olan Ahmet Rıza Bey’e vatanın içinde bulunduğu zor durumdan kurtarmak için vatanseverlerin ittifak yapması gerektiğini yazmıştır. Bundan sonraki süreçte Jön Türklerin aktif elemanları olan Prens Sabahaddin ve kardeşi Ahmet Lütfullah Beyler mücadeleye sistemli ve tek parça olarak devam edebilmek amacıyla ‘Umum Osmanlı Vatandaşlarımıza[2]’ başlıklı bir bildiri yazarak tüm Jön Türkleri bir toplantıya davet etmiştir.

Kongrede İki Görüş Etrafında İki Program Çarpışıyor

Şubat 1902 tarihinde yapılması kararlaştırılan kongreye katılacak kişilerin kongre için gerekli yol masrafı ve ikametgâh masrafları gibi maddi konuları Prens Sabahattin ayarlamıştır. II. Abdülhamit’in bu kongrenin toplanmasının önüne geçmek istemesi üzerine ertelenen kongre 4-9 Şubat 1902 tarihleri arasında Jön Türk dostu ve ayan meclisi üyesi Mösyö Lafeuvre Contalis’in evinde yapılmıştır. Katılımcı sayısının net olmadığı ve Prens Sabahattin yanlısı delegelerin çoğunluğu oluşturduğu kongrede esas itibariyle 2 fikir tartışılmıştır. Bunlar:

 

  • Bir inkılap sadece yayın yoluyla başarılamaz; aynı zamanda ihtilal metodunu da kullanmak gerekir.
  • İnkılâbın başarılabilmesi için yabancı devletlerin de müdahale ve desteğini sağlamak gereklidir.

 

Çok sert tartışmaların yaşandığı kongrede “istibdad” rejimin yıkılması hususunda fikir birliği hâkimdi ve bu sebepten ötürü ihtilal metodu benimsenmişti. Esas tartışmalar ve fikir ayrılıkları ikinci madde olan yabancı devletlerin de müdahale ve desteği konusunda olmuştur. Prens Sabahaddin’in grubu ve özellikle gayrimüslim delegeler yabancı müdahalesini desteklemişlerdir ve bu nedenle onlara “Müdahaleciler” denmiştir. Ahmet Rıza Bey’in grubu ise yabancı müdahalesine şiddetle karşı çıkmışlardır ve onlara da “Âdemi Müdahaleciler (Müdahale karşıtları)” denmiştir.

Prens Sabahattin müdahaleci tavrını bir inkılabın başarılı olması için “yararı yararımıza uygun” bir devletin dışardan destek vermesi şeklinde açıklamaktadır. Ancak bu görüşe karşı olan Âdemi Müdahaleciler dışardan gelecek bir desteğin uzun vadede zarara yol açacağını ve parçalanmaya sebebiyet vereceğini dile getirmişlerdir. Prens Sabahattin’in bu iyimser yaklaşımı gerçekçi değildir; çünkü dönemin koşullarında Osmanlı İmparatorluğu hasta bir adamdı ve parçalanması için emperyalist devletlerin hepsi sıraya girmiş bulunmaktaydı, böyle bir ortamda “yararı yararımıza uygun” bir devlet bulabilmek söz konusu değildir.

Kongrede bu tartışmalar devam ederken Ermeni Hınçak ve Taşnak komitelerinin 3 maddelik istekleri olur. Bunlar:

  • Ermeniler şimdiki yönetimi değiştirmek amacına uygun bütün hareketlerde Osmanlı hürriyetperverleriyle birlikte çalışmaya hazırdırlar.
  • Bu birlikte harekâtın dışında Ermeniler kendi özel harekâtlarına devam edeceklerdir. Bu hareketleri Türkiye’nin sosyal birliğiyle ilgili olmayıp, şimdiki yönetime karşıdır.
  • Ermenilerin özel harekâtı Berlin Antlaşmasının 7. Maddesi ve 11 Mayıs 1895 senesi muhtırasıyla ekleri ve Ermeni komiteleri adına Fransa Hükümetine Hariciye Nezareti vasıtasıyla takdim olunan layihalarda adı geçen ıslahatın süratle elde edilebilmesi amacına dayanır, demişlerdi.

Fakat toplantı amacına aykırı olan bu Ermeni tekliflerini, heyetteki Türk, Arnavut, Arap, Rum azası kabul etmeyerek reddetmişlerdir.

Kongre sonunda Prens Sabahattin yanlısı delegelerin fazlalığı itibariyle Müdahaleci fikirler benimsenmiştir ancak kongreden birlik kararı çıkmamıştır. Bunun yanı sıra Müdahaleciler 4 maddelik karar almıştır:

 

  • Abdülhamit’in baskı rejimi kabul edilemez.
  • Osmanlı Devleti’nde yaşayan bütün insanlara eşit davranılacak ve eşit haklar verilecektir.
  • 1876 Kanuni Esasi geri getirilecek ve Osmanlı’nın birlik ve beraberliği öncelik olacaktır.
  • Berlin Antlaşması’nın Osmanlı’yı ilgilendiren tüm kararları uygulanacak ve uluslar arası antlaşmalara saygı duyulacaktır.

 

Kongrede çoğunluğu ele geçiren ve 4 maddelik kararları çıkarmış olan Müdahaleciler Prens Sabahattin liderliğinde hemen Paris’te Teşebbüsü Şahsi ve Ademi Merkeziyet Cemiyeti’ni kurdular. Cemiyet adından da anlaşılacağı üzere liberal bir felsefe üzerine kurulu olup “ademi merkeziyet” ve “tevsii mezuniyet” dediği, yerel yönetim modelini benimsemiştir: Vilayet merkezindeki vali, mali ve adli amirler hükümet tarafından atanacaktı ancak vilayetin yönetimini valinin başkanlığında yerel halkın seçtiği bir meclis sürdürecekti.

O dönemin siyasi durumuna baktığımızda ve Osmanlı İmparatorluğu’nun jeopolitik konumu göz önünde bulundurulduğunda ademi merkeziyet yönetim modeli bir çıkmazın içindedir. Avrupa’da özellikle İngilitere, Fransa ve Almanya’nın başını çektiği sömürgeci emperyalist politikalar Osmanlı gibi çok uluslu imparatorluk yapılarını bölme stratejisi izlemekteydiler. Bunun örneklerini Ermeni, Kürt ve Arap ayaklanmalarında görmek mümkündür. Prens Sabahattin’e göre oluşacak yerel yönetimlerin Osmanlı İmparatorluğu’nda kalacağının bir garantisi ya da güvencesi bulunmamaktaydı; hatta kopmasını daha da kolaylaştıracak etkenler bulunmaktaydı.

Ahmet Rıza Bey liderliğindeki Ademi Müdahaleciler ise Paris’te Terakki ve İttihat Cemiyeti’ni kurdular. Ademi Müdahaleciler, ilk kongrede azınlık kalmalarına rağmen tutarlı politikalarının etkisiyle Rumeli’nde çok hızlı bir biçimde yayılmıştır ve kısa sürede çoğunluğu ele geçirmişlerdir.

1906 Eylül’ünde Selanik’te, üyelerinin çoğunluğunu askerlerin oluşturduğu Osmanlı Hürriyet Cemiyeti kurulmuştur. Kurucuları arasında İsmail Canbulat, Mithat Şükrü, Bursalı Tahrir ve Talat Bey gibi İkinci Meşrutiyet’in önemli isimleri de bulunuyordu. Bu cemiyet önce Mustafa Kemal’in de kurucularından olduğu Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’yle daha sonrasında 27 Eylül 1907 tarihinde Ademi Müdahalecilerin kurduğu Terakki ve İttihat Cemiyeti ile birleşmiştir. Bu birleşmeyle cemiyet bünyesine asker dâhil ederek bir dönüm noktası yaşamıştır ve İkinci Meşrutiyetin başarılmasında büyük rol oynamıştır. Ayrıca ilerleyen yıllarda Kurtuluş Savaşı’nın ve Türk Mucizesi’nin önderi olan Mustafa Kemal tarih sahnesine çıkmaya başlamıştır.

Devrimin Öncü Partisi Tarih Sahnesine Çıkıyor

Osmanlı’da II. Abdülhamit’in baskı dönemi gittikçe artarken o dönemde yurtdışında olan Jön Türkler örgütlenme çalışmalarına ara vermeden devam ediyorlardı. Bu sırada Ermenilerin Taşnaksutyun partisi ilk olarak Prens Sabahattin’in Teşebbüsü Şahsi ve Ademi Merkeziyet Cemiyeti’ne daha sonra da Terakki ve İttihat Cemiyeti’ne artan baskı dönemine karşı tekrardan bir araya gelebilmek için bir toplantı yapılmasını istedi. Bu görüşmlerin sonucunda da toplantının yapılmasına ve delegele üyelerinin seçilmesine karar verildi. İkinci Jön Türk kongresi 15 Ekim 1907 tarihinde Baron Volermo’nun konağında toplandı. Kongre Ahmet Rıza Bey’in başkanlığı altında bulunan İttihat ve Terakki, Prens Sabahattin başkanlığı altında bulunan yalnız “Terakki” adıyla kurulan bir fırka ve bir de Ermenilerin Ahrar adını verdikleri “Taşnaksutyun” fırkasından (Ermeni Devrimci Konfederasyonu) meydana gelmiştir. Ermeniler, Türklerin birlikte çalışarak demokratik bir idare kurma başarılarının yaklaştığını hissetmeleri üzerine Türkler ile birlikte çalışmaya karar vererek kongreye katılmışlardır.

Dört gün devam eden kongre ikiye bölünmüş durumdaydı. Ahmet Rıza Bey’in grubu İttihat ve Terakki merkeziyetçi idare taraftarıydı. Prens Sabahattin’in grubu ve Ermeniler ise ademi merkeziyeti savunuyordu.

Merkeziyetçiler, o günlerde Balkanların birleşmesi üzerine Avrupa’daki büyük devletlere etki yaparak Rumeli topraklarının parçalanmasına kapı açacağı korkusuyla âdemi merkeziyet yönetimine karşı çıkmışlardır ve bunun aleyhinde davranmışlardır. Bu nedenle kongre yönetim sistemi konusunda net bir karar alamamıştır.

Her üç tarafın da artık kalemle mücadelenin belli bir yere kadar olduğuna ve kalemden başka daha radikal eylemlere de yönelmek gerektiğine inanması üzerine her ne kadar Ahmet Rıza Bey’in revolisyoner (devrimci) eylem tarzına karşı çıkmasına rağmen yirmi oturum süren kongre sonucunda üç noktada anlaşma sağlanmıştır. Padişahı tahttan feragate zorlamak, tüm Osmanlılar için eşitlik ve özgürlük temeline dayalı bir parlamento kurmak, bu amaçlara ulaşıcı yol ve politikaları tespit için sürekli bir komite kurmak. Bu maksatla, genel ayaklanma, silahlı ve silahsız direnme eylemleri, vergi ödememe, ordu içinde örgütlenme gibi eylemler yapılmasına karar alındı.

Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ilk defa 1907 senesinde kongrede ortaya koyduğu ihtilal modeli ordu ihtilali esasına dayanmaktaydı. Bunun dışında başka bir ihtilal metoduna yanaşılmamasının sebebi, uzun sürecek bir karışıklığın dış müdahaleyle sonuçlanabileceği ya da bu olmadan da ülkenin dağılabileceği düşüncesinden kaynaklanmaktadır.

1907 Kongresi İstibdat’a karşı direnen güçlerin sağlamlaşmasında önemli bir rol oynadı. Kongrede daha ağır basan Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti ise yurt içinde ve yurt dışında bulduğu desteklerle gücünü pekiştirmeye devam etti. 2. Jön Türk Kongresi’nde merkeziyetçi idareyi ısrarla savunmaları ve silahlı mücadele yolunu benimsemeleri Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin o günün koşullarında doğru mevzilenmesindendi. Kongreden yaklaşık 9 ay sonra, 24 Temmuz 1908 tarihinde Meşrutiyet Devrimi’ni Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti gerçekleştirdi. Kongrelerle bir araya gelen Jön Türkleri bir araya toparlamayı başaran İttihat ve Terakki Cemiyeti devrimin öncü partisi haline geldi.

 

Sonuç Olarak

 

Hürriyet Devrimi’nin öncü partisi olan İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni oluşturan süreçlerde önemli bir payı olan 1. Ve 2. Jön Türk Kongreleri’nde temelde iki program çarpışmaktaydı. Bu programlardan birincisi Ahmet Rıza Bey ve arkadaşlarının merkeziyetçi idareyi savunmaları temelinde oluşan sonrasında İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni oluşturan programdır. İkincisi ise yabancı müdahalesini ve federasyonu savunarak emperyalizmin yanına düşen Prens Sabahattin ve Terakki fırkasının programıydı.

Bu iki programın çarpışmasında İttihat ve Terakki doğru mevzilendiği için mücadelede yılmadı ve Hürriyet Devrimi’ni gerçekleştirdi. Aslında zamanı ilerlettiğimiz zaman Cumhuriyet Devrimi, 27 Mayıs Devrimi, 68 gençliği gibi ülkemizin devrimci tarihinde yer etmiş dönemlerde de aynı geleneğin devam ettiğini görürüz. Diğer taraftan ise Prens Sabahattin’in görüşlerinin İstiklal Savaşı’nın İngiliz Muhipleri Cemiyeti, Cumhuriyetin Demokrat Partisi’nden farkı yoktur. İsimler değişir ancak program değişmez! Yabancı müdahalesini ve Türkiye’nin bütünlüğü yerine federasyonu savunmak yabancı ülkelerin işgaline zemin hazırlamaktan, bölünmekten başka bir şey ortaya çıkarmamaktadır.

Bu kongrelerin en önemli noktalarından diğer bir tanesi de ordu-millet birlikteliğinin kurulmasıdır.  1907 yılında Osmanlı Hürriyet Cemiyeti ile Terakki ve İttihat Cemiyeti’nin birleşmesi daha sonrasında da Kongre’de silahlı mücadele fikrinin benimsenmesi o dönemde devrimin ancak ve ancak ordu-millet birlikteliğinin sağlanması ile gerçekleştirilebileceğini göstermiştir. Alınan bu kararla Hürriyet Devrimi’ne giden yolun kilometre taşları döşenmiştir.

 

Jön Türk geleneğini anlamadan veya sahiplenmeden Türkiye’de devrimi gerçekleştirmek imkânsızdır. Türkiye’nin 150 yıllık devrimci geleneğinin ilk basamaklarından olan Jön Türk geleneği içerisinden Cumhuriyet Devrimi’ni gerçekleştiren kadrolar çıkmıştır. Bunun için bugün Mustafa Kemal’i savunmak “Millet hürriyeti zorla alacaktır.” Diyen Resneli Niyazileri de savunmaktır.

Günümüzde ise BOP kapsamında emperyalizmin parmakları bu coğrafyada dolaşmaktadır. Ülkelere barış götürme (!) iddiasıyla giren Amerikan emperyalizmi girdiği ülkelerde kargaşa yaratmaktadır. Halkları birbirine kıran ve düşüren emperyalizmin oyunları boşa çıkarabilmek için parola millet olmaktan geçmektedir. 19 Mayıslardan, 29 Ekimlerden başlayan süreç Haziran Halk Hareketi ile bir kez daha millet olmanın, tek bir hatta mücadele etmenin önemini bizlere göstermiştir. Dolayısıyla vatanseverlerin en geniş ittifakı kurarak vereceği mücadele emperyalizmi de bu topraklardan sürecektir “ Biji Serok Obama” diyen PKK’yı da gerici iktidarın odağı olan AKP’yi de. Yapmamız gereken şey bundan 103 yıl önceki gibi bütün vatanseverleri bir araya getiren bir mücadele örmekten geçmektedir.

 

Berke Mustafa Berkil ve Ali Çağrı Cüre

Kaynakça:

  • Petrosyani Yuriy Aşatoviç, Sovyetlerin Gözünde Jön Türkler, Bilgi Yayınları, 1. Basım, İstanbul, 1974
  • Akşin, Sina, 100 Soruda Jön Türkler ve İttihat ve Terakki, Gerçek Yayınevi, 1. Basım, İstanbul, 1980
  • Kuran, Ahmet Bedevi, İnkılâp Tarihimiz ve Jön Türkler, Tan Matbaası, 1. Basım, İstanbul, 1945
  • Perinçek, Mehmet- Odabaşı, Arda, Stambulskie Novosti’de Jön Türk Devrimi, Kaynak Yayınları, İstanbul, 1. Basım, 2013
  • Doç. Dr. Durdu Mehmet BURAK OSMANLı DEVLETİ’NDE JÖN TÜRK HAREKETİNİN BAŞLAMASı VE ETKİLERİ
  • Aksoy, A. Şerif, İttihat ve Terakki, Nokta Yayınları, İstanbul, 1. Basım, Ocak 2008
  • İbrahim Temo’nun İttihat ve Terakki Anıları, Arba Yayınları, İstanbul, 1987
  • Karabekir, Kazım, İttihat ve Terakki Cemiyeti 1896-1909, Emre Yayınları, 1. Basım, İstanbul, 1995