Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 23 Mayıs 2018

Üste git

Üste

Yorum Yok

Bilimsel Açıdan Şeyh Sait’ten Dersim’e

Bilimsel Açıdan Şeyh Sait’ten Dersim’e

“Türk Ocakları ve Siyaset (1960’tan Günümüze)” ve “Türkiye’de Ulus Devlet ve Ziya Gökalp, Mümtaz Turhan, Erol Güngör” kitaplarının yazarı tarihçi Dr. Aytekin Ersal, Tarihçi Kitapevi’nden çıkan “Şeyh Sait’ten Dersim’e Cumhuriyet’in Şark Meselesi” isimli son çalışmasında genç Cumhuriyet’in karşılaşmış olduğu şark meselesini akademik açıdan incelemiştir.

Türk siyasetine çokça malzeme olmuş olan Şeyh Sait isyanını yazar tarihsel açıdan Türk modernleşmesinden itibaren ele almıştır. Tanzimat dönemindeki merkeziyetçi yapıyı güçlendirme düşüncesi ve bunun uygulama arayışları, doğal olarak aşiret yapılarını tahrip etmeye başlamış ve bölgede bürokratik mekanizmaların kurulamaması, sosyolojik bir olgu olarak şeyhleri ve kurum olarak tarikatları ön plana çıkarmıştır.Kürt milliyetçiliğinin örgütlü olarak Kürdistan Teali Cemiyeti ile tarih sahnesine çıktığını görüyoruz. Zamanla bölgede artan Kürt milliyetçilerinin Kürtler üzerinde etkisi çok dar olmuştur. Mondros Mütarekesi’nden Şeyh Sait isyanına kadar geçen sürede bölgede kayda değer bir isyan olmamıştır. Bunun nedeni de Kürdistan Teali Cemiyeti’nin “Kürdistan” dediği topraklarda Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarının Erzurum ve Sivas Kongreleri ile çalışırken adı geçen cemiyetin önde gelenlerinin Paris’te bağımsız Kürdistan kurma telaşında olmalarıdır.

İSYANA İTİLEN ŞEYH

Yazar Aytekin Ersal, eserinde Şeyh Sait’in portresine yer vermiştir. Şeyh Sait’in milliyetçi biri olarak tasvirinin abartılı olduğunu, daha öncesinden Kürt cemiyetleriyle ilişkisinin olmadığını belirten Ersal, Şeyh’in aile tarihinde yaşanan sürecin 1924 ile birlikte tersine dönmesinin isyana giden yolda en etkili faktör olduğunu düşünmektedir.

Dedelerinden kendisine gelen maddi ve manevi mirasın medreseye ve tekkeye müdahale edileceği beklentisi esas olarak Şeyh’i isyana itmiştir. İsyanda İngiliz parmağının da olduğunu belirten yazar, isyanın bastırılması ile alakalı olarak da şunları söylemiştir: “Bugünden bakıldığında tenkit edilecek pek çok yan olmakla birlikte “Şark’ın Makedonyalaşması endişesi”, kurucu kadroyu radikal, köklü bir takım kararlar almaya itmiştir. Geriye dönük yirmi yılı kaybedilen topraklar ve etnik terör mücadelesi ile geçirmiş bir kadro, hadiseyi böyle ele almıştır.”

Kitapta Şeyh Sait isyanı gibi Dersim İsyanı ve isyanın bastırılması da ele alınmıştır. Osmanlı’nın bürokratik mirasını devralan Cumhuriyet kadroları Dersim’de tahammülü zor, güçlü aşiret yapısı olan bir toplumsal yapıyla karşılaşmışlardı. Bu da ulus-devletin özlemini duyduğu seküler değerlerle bağdaşmamaktadır. 4 Ocak 1936 tarihinde yürürlüğe giren Tunceli Vilayeti’nin Kuruluş Kanunu, artık Dersim’in tarihe karışacağının, Tunceli’deki tüm silahların toplanacağının göstergesi olacaktır. 1937-1938 senelerinde yaşanan isyan hadiseleri tedip edilmiş, bölge silahtan arındırılmıştır. Nüfus nakilleri uygulamaya konulmuş ve yazarın da belirttiği gibi Cumhuriyet, modernleşmesinin verdiği imkânlar ölçüsünde bölgeye girmiştir.

Dr. Aytekin Ersal, Dersim’de katliam yapıldığı, yaşananların soykırım olduğu tezlerine karşı çıkarak siyasal iradenin Dersim’i ötekileştirmediğini, etnik-dini-mezhebi nitelemelerle Dersim’i yok edilmesi gereken bir yapı olarak görmediğini belirtmiştir. Kanıt olarak da operasyonlarda görev almış askeri bürokratların meseleyi “Alevilik, Kürtlük, Türklük” olarak değil de kanun hâkimiyetinin temini olduğunu söylediklerini belirtmiştir. Yazar “hiçbir isyan yokken devlet on binlerce Kürt’ü katletti” söylemine karşı çıkarak İçişleri Bakanı’nın “14.593 adet son model silah ele geçirilmiştir” ifadesi, nelerin olup olmadığını gözler önüne sermektedir diye ifade etmektedir.

Şeyh Sait ve Dersim İsyanları çok ayrıntılı konular olmasına rağmen kitapta derli toplu bir biçimde, özet olarak ele alınmıştır. Ayrıca Eser lokal olarak “Kürtçülüğün tarihi” ve “Cumhuriyet’in Şark Meselesi” üzerine merakı olanlara, araştırma yapacaklara geniş bir kaynakça ihtiva etmektedir. Kitabın en önemli özelliği de çok geniş bir literatür taraması yapılarak yazılmış olmasıdır.

Siyasete malzeme olmuş, tarihi gerçeklerden uzak yorumların yapıldığı Şeyh Sait ve Dersim isyanları hakkında etnik-dini-mezhebi bakışı olmadan bir şeyler yazan çok azdır. Bu açıdan yazar, Cumhuriyet Tarihi Bilim Dalı içerisindeki bu konuları bir bilim adamı kimliğiyle ele almıştır.