Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 19 Ağustos 2017

Üste git

Üste

Bereketli kalem Orhan Kemal üzerine

Bereketli kalem Orhan Kemal üzerine

Türk Edebiyatı her bir karışı diğerinden çok farklı ürünleri ile dolu olan epey verimli bir topraktır. Bu ürünlerin birçoğunun tohumları aynı olsa da filizleri birbirinden renkli birbirinden ilginçtir. Kimi boylu boyunca uzamış, uzadıkça yalnızlaşmış. Kimisi toprağına yayılmış diğerlerinin üzerini örtmüş. Kimisi kendisini kalıplara sokmuş şekil de şekil demiştir.

“Boşnakça bir halk türküsüydü bu. Bu türküde bir Avşar kilimindeki renklerin cümbüşü vardı. Bu türküde hasret vardı, bu türküde arzu, bu türküde aşk.. Bu türkünün motifleri Hint’de, Çin’de, Kazablanka’da, New York’da, Po Vadisi’nde, Güney Amerika Bozkırları’nda, Orta Anadolu’da da vardı. Bu türkü insanlığın hasretlerini, arzularını belirten nakışlarla işli bir türküydü…”  ( Cemile )

Orhan Kemal ise hepsinden olmuş ama hiçbirine benzememiştir. Yazdıkça göklere erişmiş ama göklerde güneşi selamlayanlar ile arkadaş olmuştur. Toprağından bir an olsun kopmamış, gittikçe kök salmış, yeni tohumlar serpmiştir. Romanlarında kurduğu özgünlük bilinçlerimizden çıkmamak üzerine yerleşmiş, eserinde Orhan Kemal ismini görmesek dahi onun yazdığını ondan başkasının bu şekilde yazamayacağını anlamak ateşe elini dokundurduğunda yandığını anlamak kadar doğal olmuştur.

Mehmet Raşit’ten Orhan Kemal’e

 

Asıl adı Mehmet Raşit Öğütçü olan Orhan Kemal İstiklâl Mahkemeleri’nin hem reisi hem sanığı olan Abdülkadir Kemali Bey’in oğlu olarak dünyaya geldi. Abdülkadir Kemali Bey dönemin muhaliflerinden birisi idi. İlk çok partilisi sistem denemesi süresinde Ahali Cumhuriyet Fırkası’nı kurmuş, Ahali Gazetesi’ni çıkarmıştır. Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kendisini fesh etmesinden sonra İstiklâl Mahkemeleri’nde yargılanmaktan korkarak ailesi ile Beyrut’a kaçmıştır. Orhan Kemal burada öğrenim hayatını yarıda bırakarak  babasının lokantasında garsonluk yapmaya başlamıştır. Memleket hasretine ancak bir yıl dayanabilen Orhan Kemal tek başına yurda geri dönerek babaannesinin yanına yerleşti. Buradaki birikimleri ile ileride “Baba Evi” ve “Avare Yıllar” romanlarını yazacaktır.

1938 yılında askerliğini yapmak için Niğde’ye gitti. Askerliğini yaparken Gorki ve Nazım Hikmet okuduğu için “komünizm propagandası ve isyana muharrik ” suçundan 5 yıl hapis cezasına mahkum edildi. Kayseri hapishanesine gönderilen Orhan Kemal ilk şiiri olan “Duvarlar”ı burada yazdı. Bu şiiri Reşat Kemal imzası ile Yenigün dergisinde yayınlamıştır.

Kayseri’den Adana’ya, oradan Bursa Cezaevi’ne nakledilen Orhan Kemal’in hayatında belki de dönüm noktası olarak sayılabilecek zamanları burada geçmiştir. Şiirlerini çok sevdiği Nazım Hikmet ile burada tanışmıştır. Yarıda bıraktığı öğrenimini burada Nazım’ın öncülüğünde, ondan Fransızca, felsefe ve siyaset dersleri alarak tamamlamıştır. Bu vakte kadar şiirlerini hece ölçüsü ile yazmasına rağmen Nazım’dan etkilenerek serbest yazmaya başlamıştır. Ve yine hayatını değiştirecek öneri yine Nazım’dan gelmiştir. Nazım ona şiirdense düz yazıda daha kabiliyetli olduğunu söylemiştir. Keza bir çalışma olarak yazdığı ve yayımlamadığı “Onsekiz Yaş” romanını Nazımla birlikte yazmışlardır.

1942 yılında Yürüyüş dergisine Orhan Raşid imzası ile gönderdiği yazısı Orhan Kemal olarak basılmıştır. Dergi koğuşa geldiğinde epey şaşkınlığa düşen Orhan Kemal bunun sebebini derginin editörü Kemal Sürkan’a sorduğunda “ Ya Raşit çok sıkı bir denetimden geçiyorduk her arkadaşa rastgele bir isim verdik senin şansına da Kemal düştü” cevabını alır.

 

Hem Toplumun Hem de Yarınların Yoldaşı

“Gerçekçilik, içinde yaşadığın topluma yer yer ayna tutmaktan ibaret değil ki. Asıl gerçekçilik, asıl yurtseverlik, içinde yaşadığın toplumun bozuk düzenini görmek, bozukluğun nereden geldiğine akıl erdirmek, sonra da bu bozuklukları ortadan kaldırmaya çalışmak. Yurtseverlik, yurdunun insanlarını sevmek yani insan gibi yaşamalarını sağlamaya çalışmak. Buna engel olanlarla savaşmak…” (Bir Filiz Vardı)

            Orhan Kemal’i bu denli sevdiren şey onun toplumun sorunlarını gösteren bir ayna değil toplumun yol arkadaşı olmasıydı. O, toplumun acılarını, ekmek kavgalarını sloganlaştırmadan tüm çıplaklığı ile gözler önüne sermeyi başarmıştı. Maksim Gorki ve Panait Istrati’nin bilinci ve duyarlılığı her cümlesine yansıtıyordu. Bireysel ve toplumsal sorunların, sınıf çatışmalarının, üretim ilişkisinden doğan çelişkilerin evrenselliği kanıtlamıştı tüm romanlarında. Olabildiğince erken kalkar ve olabildiğince erken yazardır. Öyle felsefi bir sebebi yok Orhan Kemal’in bakmayın boşuna. Ekmek kavgası derdine düşen her insan gibi ürettiklerini satmak derdindeydi hepsi bu. Yazısını bitirir ve doğruca İkbal Kahvesi’nin yolunu tutardı. O vakitler evinde telefon yok tabi o da İkbal Kahvesi’nin numarasını verirdi. Telefon çaldığında garson Malkom seslenirdi “Orhan Bey size bir telefon var!”, Orhan Kemal yok ise bir sekreter gibi not alırdı. Eken kalkardı dedim ama öyle para kazanma hırsı olduğunu falan düşünmeyesiniz sakın. Döneminde ondan daha az tanınan yazarlar senaryoları için 5000 lira isterken o 500 liraya tamam derdi.
Kendisini hiçbir zaman hayatın içinden soyutlamayan Orhan Kemal aynı zamanda Türkiye İşçi Partisi (TİP) içerisinde de çalışmalar yürütüyordu. Sık sık toplantılarına katıldığı TİP’in Fatih İlçe Yöneticileri ile bir lokantada yaptığı sohbet sonucunda komünizm propagandası yapmaktan tekrardan gözaltına alınır. Yaklaşık üç buçuk ay boyunca şuan hotel olarak kullanılan Sultanahmet Cezaevi’nde tutuklu kalmıştır. Suç unsuru bulunmadığı gerekçesi ile serbest bırakılmıştır.1969 yılında en sonunda pasaport alabilmişti. Sovyet Yazarlar Birliği’nin davetlisi olarak Moskova’ya gitmiş, orada çeşitli panel ve konferanslara katılmıştır. Ardından Bulgaristan Edebiyatçılar Birliğinin daveti ile 5 Mayıs 1970’te Bulgaristan’a gider. Sofya’ya vardıktan bir süre sonra kaldığı hotel odasında  fenalaşır kaldırıldığında hastanede ancak iki gün dayanabilen Orhan Kemal  2 Haziran 1970 yılında hayatını kaybeder. Kaçak romanında da söylediği gibi “Marifet ölmemek, yaşamakta! Ölmek kolay, yaşamak zor. İnsanoğlu zora sarılmalı. Yılmamalı kolay kolay…”  yaşadı istediği gibi öldü. Çok yaşa Orhan Kemal…

Umut Kurnaz

İnciraltı Tarih Cemiyeti Üyesi
Tarih Bölümü/ İ.Ü ADK Sekreteri
Kaynakça

  • Orhan Kemal, Nazım Hikmet’le 3 Buçuk Yıl, Everest Yayınları, İstanbul , 2007
  • Fikret Otyam, Ey Koca Orhan Kemal Can Dostum,Demek ki 100 Yaşına Geldin Ha, Aydınlık Gazetesi, 01.02.2014
  • Fikret Otyam, Ey Koca Orhan Kemal Can Dostum,Demek ki 100 Yaşına Geldin Ha 2, Aydınlık Gazetesi, 08.02.2014
  • Trt Belgesel, Portreler Galerisi, Orhan Kemal, https://www.youtube.com/watch?v=vVwllPz1JdU