Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 19 Ağustos 2017

Üste git

Üste

Baştan sona bir hareket ve ihtilal adamı: Kazım Karabekir

Baştan sona bir hareket ve ihtilal adamı: Kazım Karabekir

“Sarıkamış, Kars ve ötesini iyi biliyordum. Şimdi programını hazırladığım irfan işlerini fiili sahaya çıkarmak için… Sarıkamış’ı çocuklar kasabası yapmayı iki sebepten lüzumlu görüyordum. Biri müsait binaların bolluğu, ikincisi büyük şehirden uzaklığı idi.”(1)

Kazım Karabekir, Erzurum Kongresi’nden önce doğuya gelmiş ve buradaki yetim ve bakımsız çocukların eğitimiyle ilgili çalışmalarda bulunmuştur. Doğu’da 4000 kadar kimsesiz çocuk için okullar kurmuştur. Sarıkamış’ta bu çocuklar için açılan okullarda nitelikli eğitim verilmiştir. Okulların yanı sıra, dişçilik fotoğrafçılık gibi çeşitli kurslar da düzenlenmiştir. Böylece Sarıkamış  “Çocuk Kasabası” haline getirilmiştir.

İstibdat döneminin baskıcılığını gören, Birinci Dünya Savaşı’nda ve sonrasında büyük bir yıkıma şahit olan Kazım Karabekir, ufku daima yarınlara kilitlenmiş bir yapıya sahipti. İşgal altında olan bir ülkede yetim çocuklara eğitim vermek ve bir “Çocuk Kasabası” açmak kurtuluşun sadece silahla olmayacağının göstergesiydi.

Bu tarz fikirler geçmiş dönemin yokluklarına karşı çıkan özlemlerden ortaya çıkmıştır. Ve bu özlemler de Abdülhamit istibdadı döneminde ittihat terakkiyle tanışmasından sonra doğmuştur. Bu doğuş sadece onun yüreğinde değil bir milletin yüreğinde doğmuştur.

Kazım Karabekir, 1902’de Harp Okulu’nu, 1905 yılında da Harp Akademisi’ni birincilikle bitirdikten sonra Manastır’a atanmış: Enver Bey ile İttihat ve Terakki adını alan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti’ni Manastır merkezini kurmuş; bölgede Rum Bulgar çetelerine karşı savaşmış; 1907’de de İttihat ve Terakki Derneği’nin İstanbul’daki örgütlenmelerinde görev almıştır.

Meşrutiyet’in ilanı ve 31 Mart gerici ayaklanmasının bastırılmasında etkin görevler almıştır. 31 Mart gerici ayaklanmasının bastırılmasında Mustafa Kemal ve Kazım Karabekir beraberdiler; Mustafa Kemal, kolağası rütbesi ile Hüseyin Hüsnü Paşa komutasındaki Redif Fırkası kurmay başkanıdır. Mürettep ikinci Fırkan Komutanı Şevket Turgut Paşa’nın kurmay başkanı da Kazım Karabekir’dir.

31 Mart arifesinde Kazım Karabekir yine en önde yer alan komutanlardan bir tanesidir. O günü şu sözleriyle anlatıyor.

Ertesi günü bu arkadaşlar, “annem hastadır” yani “irtica müthiştir, hareket lazımdır” şifresini verdiler.

Derhal kuvvetleri ve kıtaları hazırladık.

Paşam bu hareketi yapacağız, askeri mertebe silsilesini bozmak istemiyoruz. Fakat mecbur kalırsak bunu da yapacağız. Çünkü mahvolacak yalnız Meşrutiyet değil, bütün mektepli zabitler, sonra da bütün millet ve vatandır. Değil hareketimiz için taraftar olmamak, ordunun başına geçmek sizin için büyük bir vazife ve bir şereftir.

Kazım Karabekir yer aldığı İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni şu sözlerle ifade etmiştir: “Terakki ve İttihat Cemiyeti, tarihimizin her zaman için iftihar edeceği bir teşekküldü. Onu sarsan, solduran; kendi tarihi adıyla İttihat ve Terakki, fırkacılık hayatına atılması ve kendi kendini aşındırması olmuştur. Cemiyetin bir uzvu sıfatıyla, onun bu vaziyete düşmemesi için, o eski feragat sahibi başları, nabız tutmak sanatıyla hırs ve istibdat çukuruna sürüklediler.

Cemiyetin şerefli tarihiyle fırkanın hata ve mesuliyetleri birbirine karıştırılmamalıdır. Fırka büsbütün başka bir teşekkül ve büsbütün başka bir istikamettir. Adeta İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin tereddiyi andıran bir istihalesidir. Bazı şahsiyetlerin her iki safhada rol almaları zihinlerde büyük karışıklıklar ve yanlışlıklara sebep olabilir. Ancak cemiyetin ve fırkanın tarihleri üzerinde ve fırkanın tarihleri üzerinde yapılacak ciddi bir tahlil bize her ikisinin karakterlerini göstereceği gibi şahsiyetlerin ihtilalci ve devlet adamı sıfatı ile rollerini ve kıymetlerini de bize anlatır.” (2)

 

MUSTAFA KEMAL’İN KAZIM KARABEKİR HAKKINDAKİ İZAHATLARI

Mustafa Kemal ve Kazım Karabekir,  eski arkadaşlıkları gizli örgütlerde ihtilallerde savaşlarda pekişmiştir. Fakat tarihçilik anlamında birçok noktada bu birliktelik vurgusu yerine hakikatleri gizleme gibi hamleler günümüz tarihçilik anlayışına da sirayet etmiştir. Tarihe bakış açısı bir bütünlük kazanmadıkça yorumlanabilmesi de o kadar yanlış çıkarımların içinde eriyip gitmektedir. Bir dönemi ve kişileri değerlendirirken hakikatler tamamıyla ortaya konulmalıdır. Tarih yalan götürmez olguların bütünüdür. Mustafa Kemal ve Kazım Karabekir mücadelesi ortak gayesi cephede kalmadığı gibi Milli Mücadelenin her noktasında kendisini göstermiştir.

Milli Mücadele başladığı sıralarda Kazım Karabekir, Erzurum’a tayinini kabul etmek istememiş Atatürk bunun üzerine: “Orada organize bir kuvvet bırakılmamış olabilir. Fakat bizim bundan sonra iş görmemiz için lazım olan asli unsur millettir, halktır. Ben size Erzurum’a gitmeyi bilhassa tavsiye ederim. Gidiniz ve orada halk teşkilatı yapınız. Yakında benimde size katılmam muhakkaktır.” Sözleriyle cevap vermiştir. Bu sözler üzerine Kazım Karabekir, Doğu Cephesi’nde örülen topyekün mücadelenin ve Erzurum Kongresi’nin mimarlarından biri olmuştur. (3)

Diğer bir önemi ise Mustafa Kemal Paşa bu kongre öncesinde görevinden istifa etmiştir. Ve İstanbul Hükümeti tarafından tutuklanması emri verilmiştir. Bizzat İstanbul’dan padişah tarafından gönderilen tutuklama emrine rağmen Kazım Karabekir, “Ben ve kolordum emrinizdedir Paşam!” sözünü söyleyerek Mustafa Kemal Paşa’nın emrine girdi. Ardından Erzurum Kongresinin düzenlenebilmesi için askeri güvenliği de sağlamıştır.

Bu iki mücadele adamının birlikteliği ve yakın çalışma arkadaşlığı sadece cephede değil meclis sıralarında da devam etmiştir. Bir örnek vermek gerekirse de Erzurum Milletvekili Hüseyin Avni Bey“ Doğu Cephesi’ne bir heyet gönderin. Ben gerçeği söylüyorum. Söylediklerimin tersi çıkarsa namussuzum.” Diyerek Kazım Karabekir’i mecliste komünistlikle suçlamıştır.

Mustafa Kemal Kazım Karabekir Paşa’yı suçlayan, Erzurum Milletvekili Hüseyin Avni Bey’in konuşması hakkında şöyle bir yanıt vermiştir.

“Ufak bir tereddüdü olanlar, Kazım Karabekir Paşa Hazretlerinin bir buçuk yıldır Doğu’nun durumu hakkında her gün vermiş oldukları raporların tümünü okuduktan sonra bir karara varmaları ve ondan sonra konuşmaları gerekir. O zaman bu görüşü ileri süren kimse bu güçteki bir kimse hakkındaki Kazım Karabekir Paşa Hazretlerinin kıymetlerini takdirden ne dereceye kadar hata etmiş olduklarını anlayacaklardır.

İçinizde Kazım Karabekir Paşa’yı tanıyanlar ve tanımayanlar vardır. Karabekir Paşa, gayet zeki, üstün ahlaklı, namuslu, fevkalade iyi huylu, namuskâr, tedbirli bir adamdır.” (4)

Yürütülen mücadelelerin içerisinde çatışmaların ve çalkantıların olması, her iki mücadele arkadaşında bu çalkantılar içerisinde karşı karşıya getiren noktalarında olması tarih içerisinde olağandır. Ancak unutulmaması gereken Mustafa Kemal ve Kazım Karabekir Paşa, Milli Mücadelemizin kesin zafere ulaştıran iki eski dost, iki eski asker ve iki eski ihtilalci olduğudur. Kazım Karabekir Paşa, büyük bir asker ve komutan olarak kendisine verilen bütün görevleri başarıyla yerine getirmiştir.

 

Kazım Karabekir’in İttihat ve Terakki’de bulunduğu zaman içerisinde yazdığı Hürriyet Marşı.

HÜRRİYET MARŞI

Biz hep bütün Osmanlılar

Artık hürriyet isteriz.

Yeter kanlı yaşlarımız

Mutlak hürriyet isteriz.

 

Vermezseniz almak kolay

Biz birleştik alay alay.

Dağıtmalı menhusları,

Toplamalı mebusları.

 

Belli değil alan, satan

Tehlikede güzel vatan.

Bütün millet bir olmalı

İstibdattan kurtulmalı.

Artık hürriyet isteriz.

Mutlak hürriyet isteriz.

Vermezseniz almak kolay

Biz birleştik alay alay.

Aykut ERDEN

KAYNAKÇA

Kazım Karabekir, Çocuk Davamız I, İstanbul, 1995, s 71

Kazım Karabekir, İttihat ve Terakki Cemiyeti, İstanbul 2014

BORAK Sadi, Atatürk’ün İstanbul’daki Çalışmaları (1899-16 Mayıs 1919), İstanbul, 1998, s 227

Kazım Karabekir Anlatıyor, Yayına Hazırlayan Uğur Mumcu, 17. Basım