Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 28 Haziran 2017

Üste git

Üste

Avrasyacılık: Türkiye’deki Teori ve Pratiği

Avrasyacılık: Türkiye’deki Teori ve Pratiği

Biz Türkiyalılar Asyai bir milletiz,

Asyai bir devletiz.

Mustafa Kemal Atatürk*

Son dönemlerde uluslar arası ilişkilerde en çok karşılaşılan kavramlardan biri Avrasyacılık. Türkiye’nin  ve dünyanın son dönemdeki yönelimine bağlı olarak Avrasyacılık’ın sıkça tartışılması dönemsel bir süreç değil artarak ilerleyen bir süreç olacağa benziyor. Gerek Türkiye’nin komşu devletleriyle ilişkileri, 15 Temmuz sonrası ABD ile ilişkileri ve Suriye’de yürütülen Fırat Kalkanı operasyonu çerçevesinde Rusya ile ilişkileri olsun, gerek dünyanın üretim merkezinin Avrupa Birliği ve ABD yerine Asya ülkelerine kayması bu sürecin kalıcı olacağına işarettir. Bu önemli alanda yapılan çalışmaların belki de en gözdesi Doktor Mehmet Perinçek’in “Avrasyacılık:Türkiye’deki Teori ve Pratiği” kitabıdır.

 

Avrascılık Teorisi

Avrupa, coğrafya açısından Asya kıtasının bir yarımadasıdır. Asya, bu yarımadasıyla birlikte Avrasya diye anılıyor. Başka deyişle Avrasya, Pasifik Okyanusu’ndan Atlas Okyanusu’na kadar Asya ve Avrupa kıtasının bütünüdür.

Avrasya kavramına siyasal ve stratejik açıdan yaklaşacak olursak, dünya nüfusunun büyük çoğunluğunun ve enerji kaynaklarının dörtte üçünün bulunduğu Avrasya, Asya ve Avrupa’sıyla en byük ve en önemli kıta konumundadır. Enerji kaynaklarının ve nüfusun Dünya açısından önem arz etmesi, Avrasya’nın paylaşımın merkezi olmasını, krizi ve kaosu beraberinde getirmiştir. Devrim, sistemin krize girdiği noktalara getirilen çözüm olarak değerlendirilirse de Avrasya devrimler coğrafyası haline gelmiştir.

Bölgesel Birlik Şart

Türkiye’nin içinde bulunduğu bölge açısından düşünürsek, Avrasya’da paylaşım emelleri olan Atlantik cephesinin bölgemize terör ve sömürü ihraç ettiği su götürmez bir gerçek olarak önümüzde durmaktadır. Atlantik cephesinin paylaşım planları Türkiye’yi komşu ülkeleriyle kavgalı konuma sokuyor. Yakın tarihimizden bakacak olursak Türkiye’nin AB kapılarında süründüğü ve Erdoğan’ın ABD’nin Ortadoğu politikalarının uygulayıcısı olduğunu ilan ettiği zamanlar Suriye, Irak, İran ve Rusya gibi bölge ülkeleriyle aramızın açıldığı bir dönem olmuştur. Aksi bir durum da günümüz için geçerli. 24 Temmuz’da ABD’nin “kara gücüm” olarak nitelediği PKK’ya yönelik operasyonlar ve  15 Temmuz Amerikancı-Fettulahçı darbe girişiminden  sonra Türkiye’de yükselen anti-Amerikancı damar, aynı dertten muzdarip ülkeleri birbirine yakınlaştırmıştır. Avrupa Birliği kapısından yüzünü Şangay İşbirliği Örgütü’ne çeviren Türkiye, bunun karşılığını hem ekonomik olarak hem de Rusya, İran, Suriye ve Irak’la kısmi iyi ilişkiler yakalayarak almıştır.

Çin’in karşı karşıya olduğu tehditler, Rusya’yı, Türkiye’yi ve bütün Avrasya’yı hedef alan tehditlerden farklı değildir. Nitekim Şangay İşbirliği Örgütü, bu tehditleri; dinsel gericilik,etniksel ayrımcılık ve uluslararası terörizm olarak özetlemiş bulunuyor. Bu özet, bizim Milli Güvenlik Kurulumuzun sık sık belirlediği tehdit sıralamasıyl aynıdır. Avrasya ülkelerinin jeopolitik olarak maruz kaldıkları ortak tehditler, cephelerinin de birlikteliğini zorunlu kılıyor ve gün geçtikçe bu ülkeleri birbirine yaklaştırıyor.

Avrasyacılık Pratiği

“…Çümkü müdafaa ettiği dava, bütün mazlum milletlerin, bütün Doğu’nun davasıdır ve bunu nihayete getirinceye kadar Türkiya, kendisiyle beraber olan Doğu milletlerinin beraber yürüyeceğinden emindir.

Mustafa Kemal Atatürk**

 

Avrasyacılık teorisinin hayattaki karşılığı kendini en somut olarak Türkiye ve Rusya arasındaki görüşmelerde gösterdi. Vatan Partisi ( Eski İşçi Partisi) Genel Başkanı Doğu Perinçek, 1990’lı yılların başlarında, ABD’nin Yeni Dünya Düzeni planını başarısızlığa uğratmada, Avrasya ülkelerinin belirleyici rol oynayacağını saptamıştı. Perimçek, 1995 Nisan’ında “Avrasya Seçeneği” programını açıkladı ve bu program kapsamında ilk çalışma olarak Birinci Uluslararası Avrasya Seçeneği Konferansı 19-20 Kasın 1996 günlerinde 16 ülkeden 22 temsilci ile gerçekleştirildi. Katılımcılar, ABD’nin başını çektiği emperyalist güçlerin, Yeni Dünya Düzeni’ni egemen kılmak için özellikle Avrasya coğrafyasında etnik ayrımcılığı, dinsel gericiliği ve terörizmi körüklediğini vurguladılar.

 

 

Atlantik sisteminin Dünya’ya egemen olma çabalarına karşın Avrasyacılık çok kutuplu bir dünyayı savunuyordu. Atlantik ve Avrasya kapışmasının en sıcak çatışma hattalarının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Irak olduğu tespi edildi ve bu alanda sempozyumlar düzenlendi. Gazi Üniversitesi’nin ev sahipliğini yaptığı Uluslararası Avrasya Sempozyumu KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın açılış konuşmasıyla başladı ve Kıbrıs’ın milli bir dava olduğu ABD ve AB’yi eleştirerek vurgulandı.

Yine İstanbul Üniversitesi’nin düzenlediği Avrasya Açısından Kıbrıs ve Irak konulu konferansta, Uluslararası Avrasya Hareketi Başkanı Aleksandır Dugin, Rusya Federasyonu Tam Yetkili Büyükelçisi Anatoli Zaytsev, Eski 1. Ordu Komutanı Em. Org. Çetin Doğan, Eski MGK Sekreteri Em. Org. Tuncer Kılınç ve İşçi Partisi( Bugünün Vatan Partisi) Genel Başkanı Doğu Perinçek gibi konuşmacılar yer aldı ve Türkiye’nin Atlantik’te boğulduğu gerçeğini dile getirdi. Türkiye’nin Amerika ve AB ile doğru ilişkiler kurmasının yolunun dayatmacı politikalara direnerek milli devleti savunmaktan geçtiği söylendi.

Kitapta Avrasyacılığın Pratiği üzerine yukarıda saydığımız örneklerden nicesi bulunmaktadır.

Avrasyacılık Gerçekten Nedir

Dr. Mehmet Perinçek’in ilk basımını 2006 yılında yapan “Avrasyacılık” kitabı olmasaydı, Avrasyacılığa yönelik birçok farklı görüşün dile getirildiği bugünlerde Avrasyacılığın gerçekten ne olduğunu öğrenmek samanlıkta iğne aramaya benzerdi.

Türkiye’nin geleceğinin Avrasya’da olacağına dair somut veriler ortaya koyan kitapta Avrasyacılığın çeşitleri de incelenmiştir. Günümüzde bir kavramdan insanları uzak tutmanın en kolay yolunun o kavramı bulanıklaştırmak olduğu düşünülürse kitap, Avrasyacılığın çeşitlerini de ortaya koyarak hangisinin daha doğru olduğunu okuyucuya kavratmaktadır. Sonuç olarak, Mehmet Perinçek’in kitabı  Atlantik ve Avrasya saflaşmasını öğrenmek isteyen veya Türkiye’nin Avrasya’daki konumu hakkındaki bilgilerini pekiştirmek isteyen tüm okurlar için son derece zengin, kapsamlı ve hayatın içinden bilgiler içeriyor.

 

*Atatürk’ün Bütün Eserleri, 4. Basım, Kaynak Yayınları, Aralık 2015, s. 297

**Atatürk’ün Bütün Eserleri, c.13, 3. Basım, Kaynak Yayınları, İstanbul, Temmuz 2012, s. 136

 

İnciraltı Tarih Cemiyeti Başkanı

Eren Öztürk