Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 23 Mayıs 2018

Üste git

Üste

Yorum Yok

Abbasiler dönemi “zenci” kölelerin isyanı

Abbasiler dönemi “zenci” kölelerin isyanı

Ortaçağ İslam dünyası zannedilenin aksine toplumsal hareketler ve köylü ayaklamaları bakımından oldukça zengindir. Fakat dinsel ve mezhepsel hükümdarlık çatışmalarından dolayı Ortaçağ İslam tarihçiliği henüz siyasal-askeri tarih incelemelerine takılıp kalmıştır. Toplumun ve aslında tarihin özünü oluşturan sosyal hareketler tarihi ise hala açılmayı beklemektedir. Bu sebepten ötürü ne yazık ki Abbasiler döneminde M.S. 869-883 yıllarında meydana gelen “zenci isyanı” na ilişkin pek az bir bilgiye ulaşabiliyoruz. İsyan eden siyahi köleler için “zenci” sıfatını kullanmamın sebebi ise isyan eden siyahi kölelerin Afrika’nın Zanj (Zenc) bölgesinden getirilmiş olmaları ve tarihsel olarak bu bölgeye yapılan göndermeyle alakalıdır.

İsyanın Başlama Sebepleri

Kölelik anlayışı Aşağı Mezopotamya’da ilk çağlardan beri vardır. Bir kabartmada, Asur kralı Sonherib’in uzun kamışlıklar arasında, bataklık halkı ile savaşırken tasvir edilmesi, Asurlular zamanında bu tür isyanların olduğunu göstermektedir.

İsyan güney ve orta Irak bölgesindeki Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan Bataih bataklığında çıkmıştır. Bu bataklık Emeviler döneminde kurutularak büyük tarım alanları haline getirilmişti. Devletin bu bölgeyi geliştirmek için oluşturduğu ihya ve ikta sistemleri sayesinde bölgedeki Arap kabile liderleri büyük çiftliklere sahip olmuşlardı. Bu araziler kendilerinin tek başına işleyebileceği miktarın çok çok üzerindeydi. Örneğin 8000 cerib büyüklüğünde ki bir araziyi işleyebilmek için ortalama 133 çiftçi ailesi gerekiyordu. Ki bu alanların büyük bir çoğunluğunu sulu tarım alanları oluşturuyordu. Bu da işçi ihtiyacını en az iki katına çıkarıyordu.

Örneğin işçi ihtiyacının en çok olduğu, tarımsal üretimde belki de en çok emek isteyen şeker kamışı üretimi ile kölelik arasında görünmeyen bir bağ vardır. Şöyle ki; şeker kamışı yetiştirilmesi, ekimi, büyümesi, sulaması, bakımı hasadın toplanması, şekerin çıkarılması ve imal edilmesi ile yılın on iki ayı süren ve yoğun bir emek isteyen bir bitkidir. Bol güneş, bol su ve rutubetli bir hava isteyen bu bitkiyi ekmeden önce toprağın üç kez sürülmesi ve gübrelenmesi gerekir. Belirli aralıklarla sulanması ve mevsimsel olarak bakım yapılması ise zorunluydu. Ektikten sonraki ilk bir ay içerisinde sekiz defa sulanır, dipleri çapalanır, kamışların yaprakları kararınca tekrar su verilirdi.8 ay sonra kamışlar kesilir, doğranır, şurubu dörtte bir kalıncaya kadar kaynatılmaya devam edilirdi. Daha sonra bu özlü şurup küplerde koyulaşmaya bırakılırdı. Makineleşme dönemine kadar bu böyle sürüp gitmiştir ve bu sebepten ötürü bu sektör ancak “köle emeği” ile ayakta kalabilmiştir. Dünyada çalıştırılan toplam kölelerin 2/3’ü şeker üretiminde çalıştırılmıştır.

Bu zorlu iş koşullarının yanı sıra bölgenin sıcak iklimi ve rutubetli havasından ve bitkinin bol olmasından dolayı bataklıkta sık sık veba salgınları çıkıyordu. Veba hastalığın yayıldığı bölgelerden Basra’da yirmi bin kişi ölmüş, Bağdat ve Küfe şehirlerinde ise günde ortalama 6-7 kişi bu hastalık sebebi ile hayatını yitirmiştir. Bu olgular üzerine veba hastalığının tarihini yazan L. Conrad: “Burası (bataklık) hastalıkların çıkış yeridir, hastalık buraya başka yerden gelmez.”demiştir. Fernand Braudel ise “hastalık her şeyden önce çiftçidir” tespitinde bulunmuştur.

Bu sebepler neticesinde aslında bahsettiğimiz zenci isyanından önce bölgede dört defa isyan çıkmıştır. Fakat sayıların azlığından dolayı kısa sürede bastırılmıştır.

İsyanın Başlaması

İsyanı zenci köleler kendi içlerinden başlatmadılar, isyanının liderleri dışarıdan geldi. İsyanın lideri Ali b. Muhammed kendisinin Hz. Ali’nin soyundan geldiğini iddia ediyordu. Ancak soyu aslında baba tarafından Bahreyn bölgesinde yaşayan Rabi’a kabilesinin Abdulkays koluna dayanmaktadır. Bu iddiada bulunmasının sebebi ise insanların yaşadıkları problemlerin ve mevcut sistemin ancak Peygamber soyundan gelen birisi tarafından düzeltileceği inancından ( Mehdiy-i Muntazır ) faydalanarak kendi isteklerini gerçekleştirmek istemesidir. Kendini Hz. Ali’nin soyundan gelen birisi olarak tanıtarak Bahreyn bölgesinde propanga çalışmalarına başlamıştır. Bahreyn’i Abbasilerin merkezinden ve gözetiminden uzak oluşu, halkın animist ve insanüstü olaylara inanmaya yatkın oluşu ve bölgede yaşayan alt tabakadan insanların sosyal vaatlere çabuk cevap vermesinden dolayı tercih etmiştir.

İsyanın ilk günü Ali b. Muhammed Kasru’l-Kureşi’den çıktığında yolda çalışmaya götürülen elli köle ile kaşılaşır. Köleleri tarlaya götürmekle görevli olan kişiyi yakalayıp ellerini bağlar. Çalışmaya götürülen elli köle ise Ali b. Muhammed’e katılır. Buradan başka bir yere gittiklerinde beş yüz kişilik bir zenci köle grubuyla karşılaşırlar. Görevlinin yine elleri bağlanır ve burada ki beş yüz köle onlara katılır. Daha sonra Sirafi denilen yere gittiklerinde yüz elli kişilik köle grubuyla karşılaşılır. Aynı şekille onlarda Ali b. Muhammed’e katılırlar. Böylece akşama kadar bölgede çalıştırılın köleler toplanmış ve kalabalık bir köle grubu onlara katılmıştı. Ali b. Muhammed topladığı kölelere bol vaatlerin olduğu, onları tıpkı “efendileri” gibi mal sahibi yapacağı ve bunları hiçbir dünyevi amaç için değil sadece Allah rızası için yaptığı söylediği bir konuşma yapar. Onları asla terk etmeyeceğine, kazanılanların eşit bir şekilde paylaşılacağına dair ağır yeminler eder.

İsyanın Gelişmesi

İsyan haberi ancak köle sahiplerine iki gün sonra ulaşabilmişti. Himyeri ve Ukayl ile Basra’da Rumeys komutasında 4000 kişilik bir ordu toplanarak zencilere karşı derhal harekete geçirilmişti.Oluşturulan ordudaki askerlerin çoğunu ya kiralamışlardı ya da aileleri hapishaneye atılarak rehin alınan kimseler oluşturuyordu.Zenciler bundan sonraki iki ay boyunca her geçen gün isyanlarını büyüttüler ve bölgedeki yerleşimleri feci halde tahrip ettiler.Zencilerin yaptığı katliam ve yağmaların en büyüğü Basra’da gerçekleşmişti.Bunun sebebi ise zenci köle sahiplerinin çoğunun Basralı oluşuydu.Bu olaylardan sonra Basra’nın harap olması anlamına gelen “ba’de harabi’l-Basra” sözü uzun zaman milat olarak kalmıştır.

Abbasiler Saffarilerin isyanı ve Tolunoğulları ile uğraşırken bu fırsatı değerlendiren Zenciler “Muhtara” adını verdikleri bir başkent kurdular ve hareketi buradan idare ettiler. Bu tarihten sonra Zenciler ile Abbasiler arasında on üç yıl boyunca amansız bir mücadele geçmiştir. Ancak Abbasiler, Tolunoğulları ve Saffarilerden kurtulmasının hemen ardından tüm güçleriyle zencilerin üzerlerine gittiler ve üç yıl sonunda Muhtara ele geçirilmiş, Ali b. Muhammed öldürülmüştür.

Ali b. Muhammed’in Ölümü

Ali b. Muhammed Muhtara’yı korumak için en dayanıklı adamlarından oluşan bir ordu kurmuştu.Abbasi ordusunun başında ise halifenin kardeşi Muvaffak vardı.Muvaffak savaşı yerinden takip edebilmek için “Muvaffakiye” şehrini kurdurmuş ve savaşı buradan takip etmiştir. Muvaffak’ın ekonomik olarak kurduğu kuşatma ve çıkarttığı aflar zenci köleler içerisinde çözülmelere yol açmıştı. Sadece Ramazan ayı içinde elli bin zenci af dilemiştir. Ancak kendisine eman verilmesine ve çok cazip teklifler yapılmasına rağmen Zenci lideri hepsini reddetmiştir.En yakınındaki adamlarının bile dönmesine rağmen o sonuna kadar mücadele etmiştir.Sonunda kamışlıklara kaçan Zenci lideri Ali b. Muhammed yardıma gelen Tolunoğlu askerleri tarafından yakalanıp öldürülmüştür.Öldüğünde henüz 48 yaşında olan Ali b. Muhammed zencilere önderlik etmesine rağmen beyazdı.

İsyanın etkileri

Savaş sonrasında zaten parçalanmakta olan Abbasiler devleti siyasi ve mali olarak epey yıprandığından parçalanması epey hız kazanmıştır. Olan ölümler, gerçekleşen göçler sonucunda ülke de ciddi bir iş gücü açığı ortaya çıkmıştır. Bu da üretimin durmasına ve buna bağlı olarak vergi hasılatını durma noktasına getirmiştir. Ardından başka sosyal problemlere yol açmıştır.

Umut Kurnaz

Kaynakça:
1. Prof. Dr. Mustafa DEMİRCİ, Bilim ve Ütopya, Eylül 2011
2. Prof. Ghada Hashem TALHAMI, Bilim ve Ütopya, Eylül 2011

inciraltitarih.com, 08.02.2017