Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 21 Mayıs 2019

Üste git

Üste

Yorum Yok

Teşkilat-ı Mahsusa’nın Kafkasya’daki Faaliyetleri

Teşkilat-ı Mahsusa’nın Kafkasya’daki Faaliyetleri

Osmanlı Devleti’nin son dönemine hem askeri hem de siyasi anlamda damgasını vuran İttihat ve Terakki Cemiyeti, 1.Dünya Savaşı’nın kaybedilmesiyle birlikte devlet yönetiminde etkisini yitirmiştir. Ancak iktidarda olduğu 1913-1918 yılları arasında devlet yönetiminde uyguladığı devrimci politikalarla birlikte askeri alanda da gerçekleştirilen faaliyetler özellikle de savaşlar dönemine denk gelmesinden dolayı derin izler bırakmıştır.

1913 yılında gerçekleştirilen Bab-ı Ali baskınıyla birlikte iktidara gelen bu vatanperver cemiyet, Balkan Savaşı’nda yaşanılanlardan ders çıkararak devletin ve milletin geleceğini kurtarmak için kolları sıvamıştır.

Enver Paşa’nın 1914’te Harbiye Nazırı olmasıyla birlikte, 1911 yılında kurulmuş olan ve ilk faaliyetlerini Trablusgarp Savaşı’nda gerçekleştiren Teşkilatı Mahsusa ( gönüllülerden oluşturulan bölük ve taburlar ) daha etkin hale getirilir. Enver Paşa’ya doğrudan bağlı olan bu teşkilatın başına da başkan olarak Binbaşı Süleyman Askeri getirilir.

Artık Teşkilatı Mahsusa devletin her noktasında ve yurt dışında örgütlenmeye başlar. İspanya, Fas, Rusya, İran, Kafkasya, Ortadoğu, Trablusgarp ve Arap yarımadasına kadar uzanan bir örgüt haline gelmiştir. 1916 yılında 30.000 üyeye ulaşmıştır. Amacı ise, imparatorluk içindeki ihanet şebekelerini ortadan kaldırmak, gelişen milliyetçilik hareketlerini bastırmak, kontrol altında tutmak, dışarıdaki belirli hedeflere sabotajlarda bulunmak, Osmanlı topraklarında bulunan bütün gizli servislere karşı mücadele etmektir. Teşkilatın ideolojisi Pantürkizm’dir.

Teşkilatın ilk teşkili 17 Kasım 1913 tarihine rastlamaktadır. Bu tarihte resmen padişah emri ile kurulduğu söylense de bu ispatlanamamaktadır. Çünkü 1918 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önde gelenlerine Divan-ı Harb-i Örfi Mahkemelerinde yöneltilen “ bir takım hilelerle, oyunlarla Cihan Harbine girmeyi bir emri vaki haline getirdikten sonra, gizli gayelerini harp esnasında hayata geçirmek düşüncesiyle, özel ve gizli eylemlerle hareket edecek şekilde, İstanbul’da iştigal etmek üzere ‘Teşkilatı Mahsusa’ adı altında meydana getirdikleri bir komitenin yaptıklarından sorumlu tutulma ” suçundan dolayı, Harbiye Nezaretince teşkilatın lağv edilmesi emri verilmiştir.

Tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Süvari Yarbay Hüsamettin Ertürk görevlendirilir. Yapılan işlemler sonucu teşkilata ait tüm evrak ve belgeler Harbiye Nezaretince kaldırılmış ve Dahiliye Nezaretine saklanmak üzere gönderilmiştir.

Bizim burada asıl olarak ele alacağımız konu Teşkilatı Mahsusa’nın Kafkasya’daki faaliyetleridir.

Seferberliğin ilan edilmesinin ardından teşkilat üyeleri çeşitli bölgelerde görevlendirilir. Teşkilatı Mahsusa’nın siyasi bölüm şefi ve İttihat ve Terakki Cemiyeti Merkezi Umumisi ( genel merkez ) üyesi olan Dr. Bahattin Şakir, Dahiliye Nazırı Talat Bey tarafından Erzurum’a gönderilir. Bunun dışında Rıza Bey de Trabzon’a gönderilir. Rize Mutasarrıfı Cemal Azmi Bey de Trabzon’a vali olarak atanır.

Harbin ilanından önce yapılacak işler: Ulaşım yollarının kesilmesi, düşman toplanma noktaları, kuvvetlerinin miktarı, hangi birliklerden meydana geldiği, hangi mevkilerde ve hatlarda ne şekilde tahkimat ve hazırlıklar yaptığına dair bilgilerin elde edilmesi ve mümkün olan en kısa sürede bildirilmesi. Silahlı ya da silahsız bütün personelin yapacağı ilk iş; telgraf ve telefon hatlarını her tarafta mümkün olduğu kadar çok yerden kesip tahrip etmek ve onarılmalarını engellemek.

Binbaşı Süleyman Askeri, 5 Ekim 1914 tarihinde Dr.Bahattin Şakir’e gönderdiği telgrafta “Kafkas ihtilalini bir merkez ve intizama bağlamak” üzere Erzurum’da genel merkez kurulmasını dile getirir. Bunun üzerine genel merkezi Dr. Bahattin Şakir, Erzurum Valisi Tahsin Bey ve Hilmi Bey’den oluşan Kafkas İhtilal Cemiyeti kurulur. Ayrıca genel merkeze bağlı olmak üzere Van ve Trabzon’da da bölge idare heyetleri oluşturulur.

Dr. Bahattin Şakir burada gönüllülerden oluşan bir Teşkilatı Mahsusa birliği kurar. Bu birliği kurarken mahkumlardan da yararlanılır. Askerlik yaşına girmiş bir yıl ve ya daha fazla hapis, geçici sürgün cezasıyla ve ya ağır cezalı suçlar ile mahkum bulunanlar ve de askerlik yaşına girmemiş hafif ve ağır cezalı mahkumlar savaş alanına gönderilmelerini isteyebilir. Bunlardan ahlak ve vücut bakımından gerekli niteliklere sahip olanlar askeri kıtalara yollanırlar. Dr. Bahattin Şakir’e bağlı kuvvetlerde de mahkumlar vardı.

Fakat bu birliğin ihtiyacı çoktur. Çorap, eldiven, pamuklu gömlek, sıhhi personel ile malzeme ve tabi ki cephane.

1914 yılının sonunda Teşkilatı Mahsusa lideri Binbaşı Süleyman Askeri, İngilizlerin Irak’ı işgal edebileceği ihtimalinden dolayı Enver Paşa tarafından buraya gönderilen 2 tümenin başına geçmek üzere Teşkilatı Mahsusa liderliğinden alınıp Basra Valiliği’ne atanmıştır. Yerine ise Binbaşı Halil, teşkilatın başına geçmiştir.

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin fedailerinden, Bab-ı Ali baskınında da önemli rol oynayan Yakup Cemil de gönüllü kuvvetiyle birlikte 16 Aralık’ta Borçka’ya gelir. O sırada Borçka’da bulunan Rıza Bey, Yakup Cemil’e burada kalmasını ve birlikte ilerleyerek Batum’u zapt etme teklifini ortaya atar. Ancak Yakup Cemil: ”İstanbul emretse bile gene kalmam!” diyerek kendi sonunu hazırlayan başına buyruk hareketlerden ilkini yapmış olur.

21 Aralık günü Dr. Bahattin Şakir ve Yakup Cemil’in kuvvetleri savaşın Alman komutanlarından Yarbay Stange’nin emrine verilir. Bu iki kuvvet savunma durumundadırlar. Harekat Artvin’den Ardahan’a yönelmiştir. 1 Ocak 1915 günü Dahiliye Nazırı Talat Bey’e Ardahan’ın zapt edildiği telgrafla bildirilir. Fakat dondurucu soğuk Rus askerlerinden daha etkilidir. Güvenlik için kentin sınırlarına nöbetçi dikmek bile mümkün olmuyordu. Çünkü akşam nöbete bırakılan asker sabaha donmuş halde bulunuyordu.

Müfreze Ardanuç’a hareket etmek için Ardahan’dan çekilir. Burada ise sadece Yakup Cemil’in kuvveti kalır. Fakat geri çekilme sırasında çok ciddi kayıplar verilir ve bu harekat çok pahalıya patlar. Kuvvetlerinde de firarlar başlayan Yakup Cemil 13 Ocak’ta Trabzon’a gelir. Ardından Dahiliye Nazırı Talat Bey’e çektiği bir telgrafta İstanbul’a geleceğini bildirir.

Müfreze geri çekilmekle meşguldür. Ardanuç’ta bulunan Yarbay Stange, peş peşe geri dönme emirleri yayınlar. Yolların karlarla kaplı olması, yardımların çok geç varması, askerlerin savaşamadan can vermesi müfrezeyi çok zorlar. Dr. Bahattin Şakir çetesi, Köprübaşı’nda sandıklarla cephaneyi bırakarak giderler.

Düzensiz Teşkilatı Mahsusa kuvvetleriyle yenilgi üzerine yenilgi alan Osmanlı ordusunda bu kuvvetlerin düzenli hale getirilmesine karar verilir ve 24 Nisan 1915 günü Teşkilatı Mahsusa Alayı’nın kurulması çalışmaları başlar.

Ancak bu düzenlemenin de bir faydası olmaz ve Osmanlı doğuda çok geniş topraklar kaybeder. Sırasıyla, bu cephede ön saflarda yer alan Yakup Cemil 5 Ocak 1915’te, Dr.Bahattin Şakir 22 Şubat’ta, Rıza Bey 2 Mart’ta ve Yarbay Stange de 7 Ağustos’ta bölgeden ayrılırlar.

Sonuç itibariyle, Binbaşı Süleyman Askeri’nin gönüllü çete kuvvetleriyle nizamı harp yapılamayacağı konusundaki uyarıları dikkate alınmaması bize ağır can ve toprak kaybına mal olmuştur. Elbette savaşta stratejik hatalar yapılmıştı, elbette Yakup Cemil gibi kendi başına davranmak isteyenler de vardı ancak özellikle Ruslara karşı böylesine soğuk ve karlı bir coğrafyada düzensiz birliklerle mücadele vermek de en büyük hataydı.

Kaan Arslan
İnciraltı Tarih Cemiyeti

Kaynaklar:

Ahmet Tetik, Teşkilatı Mahsusa Tarihi Cilt I, Türkiye İş Bankası Yayınları, 2014

Hikmet Çiçek, Dr. Bahattin Şakir, Kaynak Yayınları, 2007

Ergun Hiçyılmaz, Teşkilatı Mahsusa, Kaynak Yayınları, 2014

Philip Stoddard, Teşkilatı Mahsusa, Arma Yayınları, 2003